Birçoğumuzun hayatını kıyaslamalar belirler. "El âlemin çocukları" ile başladık yarıştırılmaya. Nasıl çocuksa bunlar? Oyun oynamaz, şımarıklık yapmaz, üstünü kirletmez; sürekli ders çalışırlar, sofrayı toplarlar, bulaşıkları yıkarlar, para harcamazlar... Büyüklerimizin sürekli onları övmesi, bizleri yerin dibine sokması zamanla bizi kıskanç biri haline getirir. Sevmeyiz çalışkan çocukları; evde mutfağı toplayan, üstünü kirletmeyen, her sınavda bizden fazla not alan her çocuk; gelmişte, geçmişte ve de ileride bizim düşmanlarımızdır artık.
Hatta iyi bir şey yapacak olsak bile, "Onlar gibi olmamak, onlara özeniyor dedirtmemek" için inadına üstümüzü kirletir, inadına kolumuzu bacağımızı yaralar da eve öyle geliriz.
Büyüsen de bitmez bu kıyaslamalar: El âlemin kocası evden çıkarken karısını öpermiş, eve çiçek alır gelirmiş, karısına düğünlerde bayramlarda bilmem ne alırmış... Yok efendim el âlemin karısı iyi giyinir, kendine bakar, kocasına şöyle sahip çıkar, böyle destek olurmuş. El âlem araba almış mış, el âlem işini beceriyormuş…
Hele hele yaşlılıktaki kıyaslamalar tam akıllara zarardır.
Başım ağrıyor dediğin anda bittin sen! "El âlem topal bacağı ile bahçeye neler ekmiş neler, sen nasıl başım ağrıyor dersin?"
Kör olursun, "Ya sağır olsaydın" derler; felç olursun, "Ya bir de konuşamasaydın" derler.
Bir gün şöyle nazlanıp evde kalayım, hiçbişey yapmadan yatayım desen, öne sürdüğün hiçbir rahatsızlık kabul görmeyecek, sürekli el âlemin nasıl çalıştığıyla yarıştırılacaksın… Sen yat; el âlem çocuklarını okutuyor, evlendiriyor, çocuklarına iş buluyordur!
Bir taraf ötekine, "Sizinkiler hırsız, şunu bunu çalmış" deyince ki bu kıyaslamalarımız da akıllara zarar… "Sizinkiler de şunu çalarken bir şey demiyordunuz ama!"
Çalışanı kıyaslarız, başaranı kıyaslarız, uçanı kıyaslarız, kaçanı kıyaslarız. Ne kadar başarırsan başar, senden daha iyi biriyle yine seni kıyaslarlar.
Kazananlardansan böbürlenme, senden daha iyileri de vardır.
Kaybedenlerdensen üzülme, senden daha kötü olanlar da vardır.
Hastalandıysan, kolun koptuysa, ciğerler gittiyse, gözün görmüyor, kulağın duymuyorsa üzülme; "Beterin beteri var, sen yine de iyisin" derler ölmeden önce, vesselam!