Basın, toplumun haber alma özgürlüğünün neticesidir. Merakı giderir, tedirginliği giderir, dedikoduların önünü keser, halkın kurumları denetlemesini sağlar, şeffaflığı sağlar, uyarıcı ve denetçiliği ile hem malı hem canı korur.
"Heyelanlı bölgede kaza olmuş" haberi ilçeye ulaşır ulaşmaz herkeste bir merak ve endişe başlar. "Bizim oğlan İnegöl’e gittiydi" diyen biri kaygılanır, bir diğeri servis saatini düşünüp telaşlanır. Çok geçmeden felaket tellallarının kulaktan kulağa yaydığı dedikodular başlar. Biri "Ben gördüm, kaza çok kötü" der; öteki "İçindekilerden biri Mehmet Ağa’ya benziyordu" diye ekler. Artık sadece ilçe değil, köylerdeki Mehmet Ağaların tüm yakınları tedirgin olur.
Dedikodu durmaz; alkolden başlayıp gayriahlaki boyutlara kadar uzanır. Kollar, bacaklar koparılır, kafalar ezilir... Ta ki basın net, teyitli ve resmî bilgiyi habere dönüştürene kadar bu bilgi kirliliği devam eder.
Eskiden gazete baskıdan çıkana kadar bu söylentiler günlerce sürerdi. Şimdi internet sayesinde gerçek bilgiye hızla ulaşılıyor; fakat bu kez de beğeni alma meraklısı "cep telefonu haberciliği" ortalığı karıştırıyor.
Domaniç’te bir kaza ya da yangın olduğunda ilk aranan Domaniç Gazetesidir. Halkta şöyle bir inanç oluştu: "Gazete geldiyse diğer ekipler zaten gelir ve daha hızlı çalışır."
Basın, son yıllara kadar halkın gözü kulağı, kamunun olmazsa olmazıydı. Ne var ki son yıllarda siyasetin gölgesi basına da düştü. "Taraf olmayan bertaraf olur" dendi. Basın susturuldu, sesi kısıldı, ezildi. Halkın desteğini arkasına alamayan kimi gazeteciler sırtını bir partiye ya da kuruma dayadı; haberde de yorumda da taraflı olmaya başladı. Bugün gerçeği öğrenmek için bir A Haber’i, bir Halk TV’yi dinleyip ortada buluşmaya çalışıyorsanız ne ala ! Yok; Tek taraflı yayınları izliyorsanız emin olun kandırılıyorsunuz !
Güçlü ve tarafsız basın gücünü halkından alıyorsa güçlüdür. Ama Türk halkı pek okumadığı için zamanın “DEVLET ADAMLARI” demiş ki ; Yerel basınımızı destekleyelim ayakta kalmasını sağlayalım. İlde, ilçede her türlü kamu ve kurumlar, her türlü hizmet alımını yaptıklarını yapacaklarını basın üzerinden duyursun böylelikle ihaleye fesat karışmaz, makam sahibi yandaşını kayıramaz, işler daha adil daha şeffaf olur…
Günümüzde yüzlerce kez değişen mevzuat sayesinde, kaymakamından belediye başkanına kimse duyurusunu basına vermiyor. İlan alabilmek için adeta yandaşlık yapılması şart koşuluyor. Eskiden devlet memuru tarafsız olmak zorundaydı; şimdi o ilke de bitti. Devletin görevlileri siyasilerle kol kola... Kimlerin kimlerle ne işler çevirdiğini ancak bağımsız ve güçlü bir basın denetleyebilir.
Basın olmazsa denetim olmaz, şeffaflık biter. Basın olmazsa gerçekler susar dedikodular başlar. Basın susar, susturulur veya susturulmasına göz yumulursa; kaybeden sadece gazeteci değil halk olur. Ahanda buda böyle biline !