Yapay zeka diyor ki: "4 temel yönetim biçimi vardır ve bunlar şunlardır:" (Kopyalayıp yapıştırdım.)
Monarşi: Yönetim yetkisinin tek bir kişide (kral, imparator, padişah) olduğu ve bu yetkinin genellikle hanedan yoluyla babadan oğula geçtiği sistemdir. Mutlak monarşide hükümdarın yetkisi sınırsızdır, meşruti monarşide ise bir anayasa ve meclis tarafından kısıtlanmıştır.
Oligarşi: Siyasi, ekonomik veya askeri güce sahip küçük bir zümrenin, grubun veya ailenin devleti yönettiği, halkın karar mekanizmalarında yer almadığı sistemdir.
Teokrasi: Devletin ve toplumun dini kurallara, din adamlarına veya kutsal kabul edilen metinlere dayalı olarak yönetildiği, dini otoritenin siyasi otoriteye hakim olduğu sistemdir.
Cumhuriyet: Egemenliğin millete ait olduğu, devlet başkanının ve yöneticilerin halk tarafından belirli bir süre için seçildiği yönetim biçimidir.
Felsefede ve siyaset biliminde tüm toplumlar ve çağlar için geçerli, mutlak "en iyi" olarak kabul edilen tek bir yönetim şekli bulunmamaktadır. Tarih boyunca filozoflar ve düşünürler bu konuda farklı görüşler öne sürmüşlerdir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden önceki devletimizin adı "Devlet-i Aliyye" idi. Sonradan adı Osmanlı İmparatorluğu olmuş, yönetim şekli de zaman içinde oligarşiye dönüşmüştür.
Sarayda tahtı kaptırmamak için dönen dalavereleri okuyanlar kitaplardan, okumayanlar kulaktan duyma bilgilerden, son dönemde ise dizilerden bilirler. Kardeşler kesilir, evlatlar boğulur, muhalifler zindanlara atılır. Haremlerde en sevilen kadından doğan çocuk tahta geçsin diye akla gelmeyecek çarelere başvurulur. Elbette bunlar sadece bizde değil, tüm dünyada böyledir. İşte bu yüzden zamanla imparatorluklar yıkılmış, yerini demokratik ülkeler almıştır.
Panarabizm etkisi altındaki yönetimde, Selçuklu zamanında tahtta oturan, Osmanlı'da orduları yöneten kadınlar zaman içinde dışlanmış; nüfus sayımında hayvanlar sayılırken kadınlar yok sayılmış, şairin dediği gibi kadının sofradaki yeri bile öküzden sonra gelmeye başlamıştır.
Kadının tek başına bile şahitliği kabul edilmezken, miras bölüşümünde kadın ister ana, ister kız, ister bacı olsun yok sayılmış ya da erkeğin yarısı kadar sayılmıştır.
Bu yüzden Cumhuriyet, en başta kadının kurtuluşu olmuştur. Dün şahitliği kabul edilmeyen kadın bugün hakim, savcı, hekim, doktor olabiliyorsa, sofrada yerini alabilmiş, yönetimde söz sahibi olmuşsa bunu Cumhuriyete borçludur.
Son dönemlerde Cumhuriyete ve kurucu öndere —Katil Apo’yu değil, Atatürk’ü kastediyoruz, yanlış anlaşılmasın— saldırılar artmıştır.
Sosyal medyada Atatürk’ü Koruma Kanunu diye bilinen 5816 sayılı kanunun kaldırılmasını isteyenlerin sayısı çoğalmıştır. Öncelikle bu yasayı Menderes hükümeti 31 Temmuz 1951’de çıkarmıştır. Bunu bir bilin, sonra niye çıkarıldığını araştırın ve Cumhuriyetimizin 103. yılını canı gönülden kutlayın, tabii neslinizi korumak istiyorsanız!