“Benim çocuk bir başka” diye girdi lafa. Neymiş efendim; kreşte bir çocuğu dövmüş, kendisini sakinleştirmeye çalışan öğretmeninin kafasını yarmış. Gururla, övünerek, kahkaha atarak anlatıyordu.
Dediler ki: “Ya senin çocuğunu başka birinin çocuğu dövseydi?”
Sinirlendi. “Benim çocuğuma kalkacak eli kırarım, ana babasını şöyle böyle yaparım!” dedi yine gururla.
Yıllar sonra yine anlatıyordu çocuğunu; neymiş bisikleti ile herkesi geçiyormuş, ön tekeri kaldırıp bilmem kaç metre gidiyormuş. Motosikleti ile çok acayip egzoz patlatıyormuş… Her şımarık hareketini övgüyle anlatıyor, her şımarık hareketini bir şekilde ödüllendiriyordu.
Silah kullanmasını öğretti çocuğuna, ava götürdü, hayvan katliamını yaşattı. Defalarca trafik cezası, gasp, darp cezası ödedi. Defalarca çocuğunu polislerin elinden aldı. Çocuğunu nezaretten kurtarayım derken defalarca içeri girdi çıktı.
Evet, girdi çıktı. Çünkü bizde üç beş insanın canını yaktın, bir kıza tacizde bulundun diye kimse ceza almaz. Girer çıkar!
Haberlerde duyarız: “56 suç dosyası olan gencin, ehliyetsiz ve sarhoş araç kullanırken çarptığı kişi hayatını kaybetti.”
Bizde insan insan değildir! Bizde kalburüstü insan, nüfuzlu insan, bir de sıradan insan vardır.
Övünüyordu oğlunun dövdüğü çocuklardan ötürü, kızının darp ettiği kızlardan ötürü… Oğlunun öptüğü kızın şikayetlerini duyunca kahkahalar atıyordu salyalar akıtarak.
“Benim çocuk başka” diyordu ya hani, gerçekten çocuk başkalaşmıştı artık. Bisiklette kırılan kolu sakat, motosikletten düştüğünde paramparça olan yüzü darmadağın…
Bir başkaydı çocuk; kaba saba biri olduğu için artık sevilmiyordu okulda… Kinleniyordu kendisiyle konuşmayan eski arkadaşlarına. Kızlar pas vermiyordu, oğlanlar ona adam gibi bakmıyordu.
Ne yapsın bir başka olan, ayrıcalıklı çocuk? Anasının öğrettiği ekmek bıçağıyla, babasının kullandırdığı silahıyla taradı okul arkadaşlarını. Onlarca eve ateş düşürdü, bizim “bir başka” diye yanlışı övülen çocuk!
“Benim çocuk bir başkaydı” diyordu hâlâ mapus damında arkadaşlarına. Ölmeseydi çocuk yaşında, kim bilir ne olacaktı…
Evet; daha çocuk yaşta onlarca can yakmış, onlarca cana kıymış ve kendi canına kıymıştı. “Benim çocuk bir başka” diyenlerin çoğu, hapiste ölmüş çocuklarının acısıyla baş başa kalmıştı. Ama akıllanmış mıydı?!