Domaniç’te peş peşe yangınlar:

Bir ev, bir samanlık, bir ömür emek…

Bazı acılar vardır, yalnızca bir evin duvarlarını değil, koca bir ilçenin yüreğini yakar. Alevler yükselirken sadece çatılar, samanlıklar, yılların birikimi yanmaz; insanların emeği, hatıraları, alın teri ve yarınlara dair umutları da ateşin ortasında kalır.

Bugünlerde Domaniç’ten gelen yangın haberleri yüreğimizi yakıyor.

Önce Bükerler köyümüzden gelen yangın haberiyle üzüldük. Ardından Çiftlik köyümüz, Karamanlar köyümüz… Bu yazıyı kaleme aldığımız sırada ise Fındıcak köyümüzden de yangın haberi geldi.

Çukurca’da yaşanan anız yangınları da bu acı tablonun bir başka yüzünü gösterdi.

Peş peşe gelen bu haberler karşısında insan sormadan edemiyor: Daha kaç ocağın yüreği yanacak? Daha kaç aile yıllarca biriktirdiği emeğini alevlere teslim edecek?

Domaniç, birbirini tanıyan, acısını paylaşan, zor günde komşusunun kapısını çalan insanların ilçesidir. Köylerimizde bir evin yanması, yalnızca o evde yaşayanların meselesi değildir. Çünkü burada komşuluk vardır, hatır vardır, dayanışma vardır. Birinin başına gelen felaket, diğerinin de yüreğine düşer.

Hele ki köy hayatında bir samanlığın yanması, birkaç duvarın zarar görmesinden ibaret değildir. Kış için hazırlanan hayvan yemleri, samanlar, alın teriyle kazanılan birikimler ve aylar süren emek bir anda kül olabilir. Bir evin yanması ise insanın başını soktuğu çatının yanında, yıllarca biriktirdiği hatıraların da zarar görmesi demektir.

Yangın felaketini yaşayan hemşehrilerimizin acısını yüreğimizde hissediyoruz. Rabbim hiçbir vatandaşımızı böyle bir imtihanla karşı karşıya bırakmasın. Evleri, samanlıkları zarar gören bütün hemşehrilerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor; can kaybı yaşanmamasını, zararların en kısa zamanda giderilmesini temenni ediyoruz.

Ancak yalnızca üzülmek ve geçmiş olsun dilemek yeterli mi? Elbette değil!

Yaşanan her yangın, aynı zamanda bize önemli sorumluluklarımızı hatırlatıyor. Yangınların nedenlerini doğru tespit etmek, alınması gereken tedbirleri gecikmeden hayata geçirmek ve olası yeni felaketlerin önüne geçmek zorundayız.

Burada özellikle üzerinde durmamız gereken konulardan biri de Çukurca’da yaşanan anız yangınlarıdır.

Hasat mevsimi geride kalırken tarlalarda kalan bitki artıklarının yakılması, kontrolsüz bir ateşin kısa sürede büyümesine neden olabilir. Domaniç gibi ormanlarıyla, doğal güzellikleriyle ve kırsal yaşamıyla öne çıkan bir ilçede ateşin tehlikesini küçümsemek, hepimizi riske atabilir.

Rüzgârın yön değiştirmesi, kuru otların tutuşması, ateşin çevredeki alanlara sıçraması… Bazen küçük görülen bir kıvılcım, büyük bir felaketin başlangıcı olabilir.

Bu nedenle anız yakılmamalı, kontrolsüz ateşten uzak durulmalı, biçerdöver ve tarım makineleri kullanılırken yangın riskine karşı gerekli önlemler alınmalıdır. Duman veya alev görüldüğünde vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır.

Elbette bütün yangınların sebebini bilmeden herhangi bir kişi ya da davranışı suçlamak doğru değildir. Her olay kendi şartları içinde incelenmeli, yangınların çıkış nedenleri yetkili ekiplerce belirlenmelidir. Ancak sebep ne olursa olsun, önleyici tedbirlerin önemini de göz ardı edemeyiz.

Belediyemiz, muhtarlıklarımız, itfaiye ve ilgili kurumlarımızın yangınlara karşı hazırlıklarını, köylerdeki müdahale imkânlarını, su kaynaklarını ve ulaşım yollarını gözden geçirmesi büyük önem taşıyor. Özellikle yerleşim yerlerinin dışında bulunan samanlıklar, ahırlar ve tarımsal depolarda yangın riskine karşı bilgilendirme çalışmaları artırılmalıdır.

Vatandaşlarımızın da evlerinde ve iş yerlerinde basit ama hayati önlemleri ihmal etmemesi gerekiyor. Elektrik tesisatlarının kontrolü, yanıcı malzemelerin güvenli şekilde depolanması, yangın söndürücülerin bulundurulması ve acil durumda nasıl hareket edileceğinin bilinmesi birçok olayda zararın büyümesini önleyebilir.

Bu yazımda amacım birilerini suçlamak değil, yaşanan acılardan ders çıkarmaktır. Çünkü yangın olduktan sonra söndürmek kadar, yangın çıkmadan önce tedbir almak da önemlidir.

Domaniç’in köyleri birbirinden ayrı görünse de acımız birdir. Bükerler’de yükselen alev, Çiftlik’te, Karamanlar’da, Fındıcak’ta ve Çukurca’da yaşayan insanlarımızın da yüreğine dokunuyor. Bugün bir köyümüzün başına gelen felaket, yarın başka bir köyümüzde yaşanmasın istiyoruz.

İşte bunun için dayanışmanın yanında tedbire, geçmiş olsun mesajlarının yanında kalıcı önlemlere, üzüntünün yanında sorumluluğa ihtiyacımız var.

Unutmayalım; yanan sadece bir ev, bir samanlık değildir. Bazen bir ailenin yıllarını verdiği emek, bazen çocuklarının geleceği için yaptığı birikim, bazen de bir ömürlük hatıralar yanar.

Domaniç’in ormanlarını, köylerini, evlerini ve insanımızın emeğini korumak hepimizin sorumluluğudur.

Dileğimiz, bu yangın haberlerinin son bulması; hiçbir köyümüzden bir daha alevlerin yükselmemesi, hiçbir ailemizin kapısına böyle bir acının dayanmamasıdır. Bugün yüreğimiz yanıyor…

Ama bu acıyı yalnızca bir üzüntü olarak bırakmayalım. Birbirimize sahip çıkalım, tedbirlerimizi artıralım ve yaşananlardan gerekli dersleri çıkaralım. Çünkü bir evin ışığının sönmesi, yalnızca bir ailenin değil, hepimizin kaybıdır. Rabbim Domaniç’imizi ve bütün hemşehrilerimizi her türlü afetten korusun. Kalın sağlıcakla.