Modern siyasetin en tehlikeli hastalıklarından biri şu anlayış olsa gerek: “Gerçek ne olursa olsun, yeter ki algın güçlü olsun!”

Domaniç gibi herkesin birbirini tanıdığı, kimin ne söylediğinin ve ne yaptığının kısa sürede duyulduğu bir yerde bu anlayış ne kadar sürdürülebilir? Sosyal medya paylaşımları, fotoğraflar, açıklamalar, toplantılar… Her şey güzel görünebilir. Ama siyaset sadece görünmekten ibaret değildir. Asıl mesele, görünen ile gerçeğin aynı olup olmadığıdır.

Çünkü yerel siyasette vatandaş artık sadece “Ne söylendi?” diye bakmıyor.

“Ne yapıldı?” diye de soruyor.

Bir gün başka, ertesi gün başka konuşmak…

Seçim zamanı başka sözler vermek, seçimden sonra başka bir yol izlemek…

Vatandaşın karşısında başka, sosyal medyada başka bir görüntü vermek…

Bunların hepsi zamanla toplumun hafızasında yer ediyor.

Domaniç küçük bir ilçe.

Burada siyaset Ankara'daki gibi uzak ve soyut değil. Siyaset, aynı kahvede oturduğumuz insanla, aynı pazarda karşılaştığımız esnafla, aynı sokakta yürüdüğümüz komşumuzla iç içe. Bu nedenle algıyla gerçek arasındaki mesafe açıldıkça, siyasete olan güven de yara alıyor.

Elbette siyaset değişebilir. İnsanların düşünceleri değişebilir. Partiler değişebilir. İttifaklar, tercihler, siyasi yollar değişebilir. Bunlar siyasetin doğasında vardır.

Ancak değişmeyen bir şey olmalı: Millete karşı samimiyet. Domaniçlinin beklentisi aslında çok büyük değil. Yolunun yapılmasını, suyunun akmasını, gençlerinin iş bulmasını, köylerinin sorunlarının çözülmesini, ilçenin yatırım almasını istiyor. Bunların yanında bir şey daha istiyor: Kendisinin kandırılmadığını bilmek istiyor. Çünkü vatandaş artık fotoğrafa değil, sonuca bakıyor.

Bir paylaşım yapılmış olabilir. Bir toplantı gerçekleştirilmiş olabilir. Ama vatandaşın sorusu çok basit: “Peki Domaniç için bunun sonucu ne oldu?”

İşte siyaset burada başlıyor.

Algı bir süre insanları etkileyebilir.

Fakat Domaniç'te hayatın kendisi algıdan daha güçlüdür. Çünkü vatandaş çarşıda, pazarda, köyde, tarlada, iş yerinde gerçeği görüyor. Bu yüzden yerel siyasette en güçlü propaganda, aslında yapılan iştir. En etkili afiş, çözülmüş bir sorundur. En güzel konuşma, verilen sözün tutulmasıdır. En güçlü siyasi mesaj ise samimiyettir.

Domaniç'in artık birbirini suçlayan, birbirine laf yetiştiren siyaset anlayışından daha fazlasına ihtiyacı var. Kim hangi partide? Kim kimin yanında? Bunlar elbette siyasetin gündemidir.

Ama asıl soru şu olmalı:

Kim Domaniç için ne yaptı?

Çünkü bu ilçede siyasi partiler değişebilir, yöneticiler değişebilir, makamlar değişebilir.

Ama Domaniç burada kalır. Köyleriyle, esnafıyla, çiftçisiyle, emeklisiyle, gençleriyle, kadınlarıyla… Ve sonunda herkes aynı soruyla karşı karşıya kalır: Söylediklerimiz kadar yaptıklarımız da hatırlanacak mı?

İnsanları bir süre algıyla etkileyebilirsiniz.

Ama hayatın gerçeğini sonsuza kadar değiştiremezsiniz.

Çünkü Domaniç bilir.

Domaniç görür.

Domaniç hatırlar.

O halde mesele algının güçlü olması değil, gerçeğin güçlü olmasıdır.

Siyasette görüntü değil, güven…

Söz değil, icraat…

Algı değil, samimiyet…

Ve en önemlisi:

Önce Domaniç.

Gerisi siyasettir.

Kalın sağlıcakla.