Domaniç'siz bir Söğüt, Söğüt'süz bir Domaniç düşünülemez. Günümüzde ise bu iki tarihî mirasın birbirinden uzaklaştırıldığını görmek bizleri üzmektedir.

Geçen hafta 745.Hayme Ana’yı Anma ve Göç Şenlikleri geride kaldı. Domaniç yine kendi tarihini, kendi kültürünü, kendi değerlerini yaşatmaya çalıştı. Çarşamba’da tören yapıldı. Protokol geldi, konuşmalar yapıldı, program tamamlandı.

Bu hafta sonu ise Bu Hafta Sonu ise

745. Söğüt Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Yörük şenlikleri gerçekleşti. İçerisinde yağlı güreş organizasyonu olan ve Ülkemizdeki Yörük ve Türkmenlerin yoğun katılımına sahne olan ve Adalet Bakanı sayın Akın Gürlek Bey'in katılım sağladığı, üc gün sürdü söğütteki etkinlikler.

Peki biz Domaniç'liler tarihin derinliklerinden uzanan Domaniç ve Söğüt bağının neresindeyiz? Yada Söğüt bu bağın neresinde?

Birbirinden koparılmış, kültürel turizm rekabetine sıkıştırılmış iki ilçe olduk yıllarca. Kurtulmamız gerekiyor bu ikilemden.

Bu kurtuluş reçetesi nasıl olur bilemem ama Kütahya ve Bilecik Valilerimizin, iki ilimizin sivil toplum kuruluşlarımızın ve Yörük Türkmen derneklerimizin ortak akıl ile çalışmasıyla mümkün görünüyor.

Biz Domaniç'liler bireysel olarak Söğüt'e Oğul ocağına katılıyoruz. Ana ocağından selamlarımızı iletiyoruz bir şekilde.

Domaniç adına güzel bir vefa örneğini de anmadan geçemeyecegim. Söğüt’te Domaniç’i temsilen bulunan Kayı Boyu Kültür Derneği adına Haşim Süngü ağabeyimize teşekkür ediyoruz. Domaniç’in tarihî ve kültürel mirasını Söğüt’te temsil eden, iki ilçe arasındaki kardeşlik bağının yaşatılmasına katkı sunan Haşim Süngü ağabeyimizin bu duyarlılığı, bizler için kıymetlidir.

Çünkü Domaniç’i temsil etmek, yalnızca bir yere gitmek değildir. Domaniç’in tarihini, kültürünü, örfünü ve töresini yanında taşımaktır.

Çarşamba’nın yaylasını Söğüt’e götürmektir.

Domaniç’in sesini, Ertuğrul Gazi’nin huzurunda duyurmaktır. Haşim Süngü ağabeyimizin Söğüt’te Domaniç adına bulunması, bizlere bir kez daha şunu hatırlatmıştır: Bu iki tarihî mirasın birbirinden kopmaması gerekir.

Domaniç’in insanı Söğüt’te olmalıdır.

Söğüt’ün insanı Domaniç’te olmalıdır.

Bu iki ilçe, aynı tarihî mirasın iki ayrı adresidir.

Uzun lafın kısası; Domaniç neden Söğüt’ten uzaklaşıyor? Söğüt neden Domaniç’i yeterince hatırlamıyor? Bu iki tarihî mirasın birbirinden koparılmasına daha ne kadar seyirci kalacağız?

Devletimiz bu şenlikleri yaşatmak için gayret gösteriyor. Bizim beklentimiz de bu gayretin Domaniç’in tarihî ve kültürel kimliğiyle daha güçlü bir şekilde buluşmasıdır.

Gelin, Domaniç’in hakkını Domaniç’e verelim.

Gelin, Çarşamba’yı yalnızca Eylül ayında değil, yılın her döneminde yaşatalım.

Gelin, Hayme Ana’nın yaylasında Söğüt’ü, Söğüt’te Domaniç’i yeniden buluşturalım.

Gelin, Yörük ve Türkmenleri bu iki kutlu törende daha güçlü bir şekilde bir araya getirelim.

Çünkü bu miras bizimdir.

Bu tarih bizimdir.

Bu topraklar bize emanettir.

Ne Domaniç’te Söğüt eksik kalsın, ne de Söğüt’te Domaniç…

Domaniç Söğüt’te olsun, Söğüt Domaniç’te.

Kalın sağlıcakla.