İnsan miskindir; çoğu zaman sadece başını sokacak bir yuva, karnını doyuracak bir lokma ister. Ancak hep başkalarından bekler.
İnsan işçidir; bilek gücüne güvenir. Adil bir patronun yanında alın teri dökmek, akşam olunca evine huzurla ekmek götürmek ister.
İnsan esnaftır; emir almaktan haz etmez. Kendi krallığını kurmak, küçücük de olsa bir bakkalı, bir kahvehanesi olsun ister.
İnsan memurdur; masa başı işin konforunu sever. Emir alsa da sorumluluktan kaçar; tek derdi sekiz saati doldurup bir an evvel evine varmaktır.
İnsan patrondur; düşünür, üretir. Çoğu zaman sadece kazanmak için değil, başarmak için çabalar. İster ki çalışanı sadık olsun, azla yetinsin, başını ağrıtmasın ve işler tıkır tıkır yürüsün.
İnsan siyasetçidir; uyanık, atik ve girişkendir. Gözü hep o koltukta, o makamdadır. Oy devşirmek için miskinleri ve işçileri basamak yapar; reklam için esnafı, strateji için memuru, sponsorluk için ise patronu kullanır.
Herkesin bu hayatta tutunmak için bir yöntemi vardır:
- Miskinin silahı duygu sömürüsü,
- İşçinin gücü pazı kuvveti,
- Esnafın sermayesi tatlı dili,
- Memurun sanatı "idare-i maslahat" (idarecilik),
- Patronun pusulası inovasyon ve çağa uyumdur.
- Siyasetçinin stratejisi ise eskiden ideolojiydi; günümüzde ise sadece lidere sadakattir.
İnsan işte böyledir dostlar... Kimi sürekli "Rabbim bana şunu ver, bunu verme" diye yakararak yaratıcıya yük olur; kimi elindeki imkânlarla azar, kimi sürekli kıvırır durur. Kimisi göçüp giderken arkasında bir nam bırakır, kimisi ise hiç yaşamamışçasına unutulur.
Sahi; İnsan ne ister? Peki Allah insandan ne ister? Ya İnsan, insandan ne ister?Hepsinden öte; Siz ne istersiniz hiç düşündünüz mü?