Üç gündür yağan karla birlikte yine aynı cümleleri duymaya başladık: Mayısta bile “Domaniç bembeyaz oldu.” Fotoğraflar paylaşıldı, videolar çekildi, kısa kısa haberler yapıldı. Kar, usul usul düştü bu topraklara; çamların dallarına, eski evlerin çatılarına, çocukluğumuzun iz bıraktığı sokaklara…
Güzel mi?
Elbette güzel. Ama bir o kadar da eksik.
Çünkü Domaniç yalnızca karla anlatılacak bir yer değil. Hatta belki de en az kar kadar, hatta ondan çok daha fazla anlatılmayı hak eden bir geçmişi, bir ruhu var bu memleketin.
Bu topraklarda sadece kış yaşanmaz. Baharı vardır Domaniç’in; toprağın kokusunun insanın içine işlediği, yeşilin binbir tonunun göz kamaştırdığı zamanları… Yazı vardır; yaylalarda esen serin rüzgârın, akşamüstü çaylarının, sohbetlerin zamanı… Sonbaharı vardır; sararan yaprakların altında bir ömrün sessizce akıp gittiğini hatırlatan…
Ama biz ne yapıyoruz?
Yılda birkaç gün yağan karla hatırlıyoruz Domaniç’i. Oysa burası, Her taşı, her yolu bir hikâye anlatır aslında. Ama o hikâyeleri dinleyen var mı? Anlatan var mı?
Belki de en çok burada eksik kalıyoruz. Kendi değerimizi anlatmakta, sahip çıkmakta, yaşatmakta… Bir festival düzenlemekten öteye geçemiyoruz çoğu zaman. Bir etkinlik yapılıyor, birkaç gün konuşuluyor, sonra yine sessizlik. Oysa Domaniç’in sesi böyle kısık olmamalı.
Bir düşünün…
Neden bu güzel ilçe bir kültür ve doğa rotasının parçası olmasın? Neden gençler burada kalmak için bir sebep bulamasın? Neden el emeği ürünler, yerel lezzetler, hikâyeler daha geniş kitlelere ulaşmasın? Bunlar hayal değil; sadece biraz ilgi, biraz emek ve en önemlisi biraz inanç istiyor.
Ama önce şunu kabul etmemiz gerekiyor: Domaniç’i sadece kar yağdığında hatırlamak, ona yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biri. Çünkü bu memleket, dört mevsim yaşayan bir hikâyeye sahip. Ve o hikâye, birkaç kar manzarasına sığmayacak kadar derin. Belki de mesele karın yağması değil… Mesele, bizim nereye baktığımız. Eğer biz sadece beyaz örtüyü görürsek, altındaki asıl güzellikleri kaçırırız.
Şimdi kendimize sormamız gereken soru şu: Biz Domaniç’i gerçekten seviyor muyuz, yoksa sadece güzel göründüğünde mi hatırlıyoruz? Eğer gerçekten seviyorsak, onu sadece izlemekle yetinmeyelim. Anlatalım, koruyalım, geliştirelim. Çünkü bazı yerler vardır; onlar sadece yaşanmaz, sahip çıkılır. Domaniç de işte tam olarak böyle bir yer. Kalın sağlıcakla.