Bir önceki yazımda, Meslekte 36. Yılımı yazmıştım. Bu yazının altına genç bir arkadaş, “Anam 36 yıl dile kolay” mealinde bir şey yazmış…

İnsan evladı olarak bir kısmımız yaşımızdan daha çabuk yaşlanıp yaşlanmanın zevkini yaşarken büyük bir kısmımızda yaşlanmayı bir türlü kabullenemez. İşte ben yaşlanmayı kabullenemeyenlerdenim !

Meslekte 36 yıl oldu diye hava atayım derken fark etmeden yaşlandığımı da itiraf etmişim. Benim mesleğe başladığım 1990’da doğanlar 36 yaşında ve birçoğunun saçı sakalı ağarmış. Neredeyse evlilik yaşına gelmiş çocukları olmuş.

Her neyse genç arkadaşın yorumunu okurken bir den bire 36 yıl geriye sardırıp hızlıca aradan geçen yıllarda meslekle ilgili kafamdaki anılar canlanıverdi.

Hürriyet Gazetesinde ilk haberim kibrit kutusu büyüklüğünde bir futbol haberiydi. Sonraki yıllarda Avrupa sahalarında top koşturan Türk takımlarını takip etmeye başladım. Mustafa Denizli’nin Alemania Aachen takımının başına gelmesiyle Galatasaray, Fener Bahçe, Beşiktaş ve Millî Takımımız Aachen sahasına dostluk maçına gelmeye başladı. Bir sürü ünlü oyuncu ve Fatih Terim gibi efsaneleri canlı canlı görüp hatta haber yapma imkanlarım oldu.

Spor haberleri ile adım duyuldukça vatandaşlar arayıp dertlerini dillendirmeye başladı.

Türk diye dışlananlar, diskodan kovulanlar, dazlaklardan öldüresiye dayak yiyenler, Türk konsolosluğunda haksızlığa uğradığını iddia edenler. Camilerden cemiyet haberleri, çalınan paralar, yakılan camiler, saldırıya uğrayan cemaatler,

Ünlülerle de haberlerimiz oldu. Bornoz ile sahneye çıkan İbrahim Tatlıses, PKK tehdidi altında sahne alan Sezen Aksu, Barış Manço, Gülden Karaböcek, İlk defa sahneye çıkan Ebru Gündeş, Müslim Gürses ve Hakkı Bulut’lar, şimdi adını hatırlayamadığım diğer ünlüler ve tabi ki Ferdi Tayfur’lar.

Siyasileri de gördük ANAP’tan ayrılıp parti kuranlar, İstanbul Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Muhsin Yazıcıoğlu aklımda kalanlar .

Sıla yolunda soyulan, dövülen gurbetçiler, trafik kazasında yanarak can veren gençler, evleri yakılanlar, Kaynanası tarafından saçı başı yolunan, psikopat kocaları tarafından şakasına silahla orasına burasına kurşun sıkılan ithal gelinler, çektikleri çileye göğüs gerebilmek için dernek kuran ithal damatlar. İntihar edenler, uyuşturucu illetine kurban gidenler. Babasının kendine eş olarak aldığı gariban kızları kesip doğrayıp öldürenler, Almanya’ya iltica edip para karşılığı insan öldürüp ceza evlerinde ömür çürütenler. Öğrencilikten işçilikten yükselip binlerce kişiye patron olanlar…

36 yılda binlerce haber, on binlerce fotoğraf çekmişim. Kah gurbetçinin derdiyle dertlenmiş kah bir Türkün başarısı ile gururlanmış kah konserlerde eğlenmişim, kah bir cinayet haberinden başka bir mekanda mankenlerin bikini defilesine koşmuşum, sabah bir yangında yanan vücutlardan akan et parçalarını akşam dünya top model yarışmasında birbirinden güzel vücutları da görmüşüm.

Şaka maka 16 yıl Almanya’da 20 yıl memlekette Geriye bakınca baya çok fotoğraf çekmişim ve çekerken yaşlanıp gitmişim.

Neyse, Allah insanlığa faydalı olanlara sağlıklı ömürler versin !