Domaniç! Bana kızarlar, benden nefret eder de niyet bozarlarsa sen varsın. Uzağında bile kendimi senin sayende güvende hissediyorum. Seninle bağımın oluşu beni ziyadesiyle dirayetli ve kırılmaz yapıyor.
Domaniç, geçen hafta gazetemizde yer alan köşemde ki konu basit ifade ile hayvanlar idi. Ve ancak yazı metninin içeriğinde yer alan ve kompozisyonu sarmalıyıcı bazı paylaşımlar tepki gördü. Aile içinde bile tepki gördü: “Tecavüz suçunu çok yaygın ve olağan göstermişsin.” diyenler oldu.
İş bu noktaya geldiyse; Gerçekten kanayan yaraya avuç basmamız zûl oldu demektir. Böyle bir konuyu Domaniç’in huzuruna çıkarmak bir nevi Domaniç’in asabını bozmak olacaktır. Ve ancak bazen buna ihtiyaç var. Vaziyet Domaniç’e ne kadar yabancı olsa da rapor şu yöndedir:
Google’da “Kızlık” yazıldığında otomatik menü 10 kelime liste seçeneği sunuyor. Bunlardan ikinci sıradaki “Kızlık Zarı”. Bu kelimenin üzerine geldiğimizde yine 10 kelimelik bir öneri listesi çıkıyor. İlk sırada “Kızlık Zarı Dikimi” var.?!
“Bu ne be?” deyip bakınca… Domaniç. Demeye dilim varmıyor. Sayısız firma reklamı var. “15 dakikada kızlık zarı dikimi”, “kanama garantili”!!! Aaaaa! İmdaaaaat!
Bu hengame içerisinde “Kadınlar tecavüz sever.” diyen kadın duydum! Çivi falan çıkmamış! Çividen çıkılmış.
Bu sebeple Domaniç. Bu konu beni dağıttı. Erkeklik gururum incindi. Dünya’nın hiçbir ülkesinde böyle bir rezalet yok. “15 dakikada”, “4.500 TL”, “garantili”… Yunan, Ermeni bunu görürse kepaze olduğumuzun resmidir. Ben bu konuyu 3 yıldır içimde tutuyorum. Biraz da siz taşıyın!
Camide kadın mahfili her vakit namazında bomboş olurken bu durumdan utanmazsan iş bu noktaya gelir de haberin bile olmaz.
Yahu olay bir istisna ya da münferit bir hadiseden ibaret değil! Endüstrisi var! Kızlık zarı dikim endüstrisi! Sayısız firma var! Reklamlar! Reklamlar! Durumun tıbbi değil, keyfi bir hâl aldığı çok açık. Hayır Domaniç, hayır. Ağzımızı bozmayacağız. Bu bizim suçumuz değil. Domaniç olarak millet uyurken uyanık olmak bizim vazifemizdir.
Yara tespit edilecek ki tedavisi olsun. Ben üç yıldır bu iğrençliği, bu ikiyüzlülüğü biliyorum. Ve hakkında kimse hiçbir şey demeyince de değişmiyor. Sessizlik, örtbas, gizleme falan durumun kokuşmuşluğuna engel olmuyor.
Yeter ya! Romantik hayatım etkilendi kitlesel terbiyesizlikten! Güvenim sub-zero! Endüstri ne demek abi ya! O kadar yani?! Bir de fiyatlandırma 200.000-500.000 falan değil. 2.000 Lira! Yani fason çalışıyorlar!
Ya bırakalım Domaniç’e tüneli falan! Duvarla çevreleyelim ilçemizi arkadaş! Türkiye’ye vize uygulayalım! “Domaniç’li olmayan giremez!” hesabı.
Ahali, şakası olmaz. Bu durum çok vahim bir ahlak erimesidir. Ahlaksızlığın zeka parıltısı olarak kabul görmesi bizlerin hayatını etkilemez sandık hep. O kayrılmış zümrenin iğrençlik ve bayağılıkları bizi etkilemez sandık daima. Ve ancak işte vıcık vıcıklık tabana da yayıldı. Utanılacak bir sanayimiz olduğunu Türkiye “halı altında saklarım” biçiminde karşıladı.
Korkudan kimse bu berbatlığa dokunmadı. “Bu kadar yaygınsa, konuyu kaşıyanı linç ederler” tehdidinin tarumar edici etkisi bizi duyarsızlığa yöneltti.
Linç deyince aklıma 30 saniyede oluşan linç geldi. Gerçekten… Mahallenin ortasında, meydanda adam akıllı hiçbir elle tutulur sebep yokken mahalle dışından biri mahalleli abiye tokat atınca… arkadaş ben 30 saniye diyorum ve ancak o kadar bile olmadı. Adamın etrafını bir anda kırk kişi sardı. Millet yumruk atabilmek için birbirini itiyor! Dursun Abi bağırıyor: “Vuranlar arkaya çekilsin!”
Yalnız; linçe yumruk atandır asıl kahraman. Linç eden değil, linç edilendir adam.
Yapay Zeka, Yapay Gıda derken nelerin yapayının yapıldığı hakkında yaygara koparmadık.
“Görme! Duyma! Söyleme!”
O üç tane maymun hakkında! Biz maymun muyuz?