Bir tarafta iktidar baskısı, diğer tarafta genel merkezin yalnızlaştırması… Bu durumda bir belediye başkanı ne yapmalıydı?

Ya dik durup her şeyi göze alacak; kendisine duyulan güveni, onurunu ve verdiği sözleri koruyacaktı ya da geri adım atıp boyun eğecek, el öpecekti…

Bizim başkan boyun eğmeyi tercih etti. Kendince haklı gerekçeleri olabilir; ancak halkın da kendine göre doğruları vardı.

Mesele sadece yol, su veya hizmetten ibaret olsaydı; seçmen zaten yoluna AK Parti ile devam eder, o da olmazsa Cumhur İttifakı ortağı MHP ile yetinirdi. Fakat Domaniç halkı, tüm Türkiye’de olduğu gibi iktidara bir ders ve uyarı olsun diye tepki oyu kullandı; yerel seçimlerde çeyrek asırlık hükümeti ikinci parti konumuna düşürdü. CHP’li Engin Uysal’ın Domaniç’te aldığı %50’lik oy da esasen bu tepkinin bir yansımasıydı.

Hükümet, son seçimlerde mesajı büyük oranda aldı ve belediyelerde çok daha aktif çalışmaya başladı. Kaybettiği belediyeleri de maalesef biraz sıkıştırıp canından bezdirerek tek tek geri alıyor.

Engin Uysal’ın aldığı bu karar oldukça zor bir karardı. Sonuçta ilçe kazanacak, kendisi ise siyaseten kaybedecekti. Üstelik bu karar, uzun süredir belirli çevrelerce biliniyor ve bekleniyordu.

Uysal; kendi siyasi yol arkadaşlarından, birlikte yola çıktıklarından çoktan kopmuş ve üç kuşaktır muhalefet ettiği kesimlerle hareket etmeye başlamıştı. Kendi partisi tarafından yalnız bırakılıyor, güvendiği kapılar hükümet tarafından birer birer kapatılarak çaresizliğe sürükleniyordu.

"Her şeyini kaybet ama sana duyulan güveni kaybetme" derler ya; işte Uysal’ın en büyük kaybı bu oldu. Ancak Domaniç açısından durum o kadar da kötü değil. Doğrudan AK Parti’den veya Cumhur İttifakı’ndan biri seçilseydi belki bu kadar imkân tanınmazdı; fakat muhalefetten kendi saflarına kattıkları bir başkana bundan sonra çok daha fazla destek vereceklerdir. AK Parti, CHP gibi seçmenden kopuk bir yapı değil; toplumun nabzını tutmayı da gönül almayı da gayet iyi biliyor.

Bize göre hükümetin izlediği bu yöntem etik açıdan yanlış olsa da, saflarına kattıkları başkanı desteksiz bırakmayacaklar ve bu durumdan en kârlı çıkan Domaniç olacaktır.

Engin Uysal’a ve partisine geçmiş olsun. AK Parti’ye de geçmiş olsun! İşin özünü bilenler biliyor; bu sancılı süreci yönetenlerin işi de hiç kolay değildi.

- Dereyi görmeden paçaları sıvamak doğru değilmiş.

- Evdeki hesap her zaman çarşıya uymayabiliyormuş.

- Büyük lokma yenir ama büyük laf edene o laflar böyle yedirilirmiş.

Bu yaşananlar ahlaken elbette doğru değil; fakat bizim siyasetimizin yapısına bir bakar mısınız? Erdoğan’ın dün söyledikleri ile bugün söyledikleri arasında 180 derece fark var. Numan Kurtulmuş, zamanında AK Parti’ye sert eleştiriler yöneltirken kendini bir anda partinin merkezinde bulmadı mı? Bahçeli’den bahsetmeye zaten gerek yok. CHP’ye ise söylenecek söz kalmadı; her zaman belirttiğimiz gibi onlar ancak kendilerine muhalif... Partiyi Atatürk kurdu diye herkesin koşulsuz oy vermesini bekliyorlar. Doğruları söyleyince taraftarlar kızıyor; ancak bizim işimiz de gözlemlerimizi olduğu gibi yazmak.

Neyse, köşemizin sonuna geldik! Herkese geçmiş olsun... Geçti de zaten !