Türkiye’de Ramazan ayının kendine has rutinleri vardır.
Ramazan öncesi hükümetimiz ramazanlıklara zam yapar, esnaf da hükümete “yanındayız” dercesine zamlara zam katar.
Camilere, minarelere mahyalar asılır. Güzel sözlerin arasında bir söz vardır ki, övme mi, laf sokma mı hep kafamı karıştırmıştır: “Hoş geldin 11 Ayın Sultanı.”
Sultanlar saraylarda zevkü sefa içinde, bolluk bereket içinde yaşarlarken, halk ise genelde açlık ve sefalet içindedir.
Kuran ayı olarak bildiğimiz Ramazan ayında kaç kişi Kuran’ı anlamaya çalışarak okur, bilemeyiz. Ama tüm camilerde Arapça Kuranlar okunur. İşin ilmi kısmı bir kenara, ilahi kısmı ile ilgilenilir. Son zamanlarda Diyanet’in TV’lerde düzenlediği Güzel Kuran Okuma yarışmalarından biri de ilçemizde bile yapıldı. Biz kendi adımıza, Allah ve kitap adına Kuran’ı anlayarak okuyan, bir kelime öğrenenlerden Allah razı olsun diyoruz.
Ramazanların bereketinden en çok yararlanan bir kesim de türedi son zamanlarda. Televizyonlarda milyon dolarlar karşılığında halka hikâyeler anlatan, “Kuran yetmez” diyen yeni milyonerlerimizin hikâyelerini halkın çoğunluğu pek sevdi.
Ramazan’ın en güzeli iftarlardır. Zenginler, siyasiler, belediye başkanları, kaymakamlar, valiler toplu iftar verir. Ama asıl sıcak olan iftarlar, eş dost arasındaki aile iftarlarıdır. Birazcık gösteriş koksa da güzeldir iftarlar.
Ramazan’da her şeyi en uçlarda yaşarız. Bir taraftan acıktıkça duygusallaşır, elimizdekini paylaşmak isteriz; diğer taraftan iftara yakın şekerimiz düştükçe saldırganlaşırız.
İftara yakın ambulansları bir telaş alır. Sürekli hareket halindedir. Kimi açlık krizine girip şekeri düşeni, kimi iftara yetişmeye çalışırken kaza yapan yaralıları taşır.
Yıllardan beri ilk defa Domaniç’te bir Ramazan’da hiç trafik kazası olmadı, şükürler olsun. Bayramı ise bir kazayla atlattık sayılır.
İlçemizdeki siyasi partiler bu yıl kendi içlerinde küçük iftarlar düzenlediler. En görkemli iftarları veren iktidar partisi ise sessiz kaldı.
Belediyenin tüm siyasi partilere verdiği iftar haricinde pek de bir hareket olmadı sayılır.
Ramazan boyunca akşama kadar aç kalıp, akşamları 11 ay yemediklerimizi yedik dost sofralarında. Ve bayram geldi. Sevdiklerimizi ziyaret ettik, zorla tatlılar, çerezler, zeytinyağlı dolmalarla mideyi, bağırsakları bozana kadar yedik, yedirdik.
“Bizimkinin de tadına bir bakın” ya da “Yoksa beğenmediniz mi?” gibi baskılara, duygu sömürülerine dayanamayıp sağlık için tuttuğumuz orucu boşa çıkarmak bir yana, organlarımızı dinlendirmek yerine, 11 ayın mesaisini yaptığımız organlarımızı dileriz bundan sonra rahat ettiririz!
Başımıza ne geliyorsa sevdiklerimizden ve sevenlerimizden geliyor, vesselam!