Geçtiğimiz haftaki yazımda, ilçemizde ve Çukurca Beldemizde yapılan güzel hizmetlerin ne yerel basında ne de ulusal medyada yeterince yer bulamadığından söz etmiş, buna dair bir sitemimi dile getirmiştim. Aslında bu serzeniş, sadece şahsi bir düşünce değil; Domaniç halkının da bir sitemiydi.
İşte tam da bu nedenle, kendimi bir parçası olarak gördüğüm özelikle günümüzün iletişim ağı sosyal medyada yüz binlere ulaşan Domaniç Gazetesi adına birkaç cümle kurma ihtiyacı hissettim.
Domaniç Gazetesi yıllardır büyük fedakârlıklarla ayakta duran, ilçemizin sesi olmaya çalışan bir gazetedir. Maddi manevi tüm zorluklara rağmen amacı hiçbir zaman değişmemiştir. Fakat son dönemlerde gazetenin bazı çevreler tarafından “taraf” gibi gösterilmeye çalışılması, ne yazık ki yapılan birçok güzel hizmetin gazetemizde paylaşılmamasına neden olmaktadır.
Oysa Domaniç Gazetesi bir siyasi düşüncenin değil, Domaniç halkının yanındadır. Bir kültürün gazetesidir.
Bir ilde ,ilçede yerel basın sustuğunda kaybeden bir gazete değil, o il, o ilçe olacaktır.
Yapılan yolların, yatırımların, projelerin ve sosyal çalışmaların halk tarafından bilinmemesi; verilen emeğin görünmez kalmasına sebep olur. Bu yüzden ilçemize kazandırılan her değerin duyurulması yalnızca gazetecilik değil, aynı zamanda memlekete karşı bir sorumluluktur.
Biz inanıyorum ki Domaniç Gazetesi bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ilçesinin menfaatini her şeyin üzerinde tutmaya devam edecektir.
Evet… Domaniç Gazetesi bir taraftır.
Ama tarafı bellidir:
Tarafı Domaniç’tir…
Çünkü bu gazete; Birkaç Domaniç delisinin memleketine duyduğu inançtır. Bu inanç her şeye rağmen kazanan taraf olacaktır ve Domaniç kazanacaktır.
Bu hafta milletçe çok anlamlı bir günü kutlayacağız. İnanmışların gününü...
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak başlattığı bağımsızlık mücadelesinin 107. yıl dönümünü…
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı büyük bir gurur ve heyecanla karşılıyoruz. 19 Mayıs, yalnızca bir tarih değildir. 19 Mayıs; umudun yeniden ayağa kalktığı gündür. Türk milletinin kendisine biçilen kefeni yırtıp attığı, makûs talihini değiştirdiği dönemin başlangıcıdır.
Samsun’a atılan o kararlı adım, kısa sürede tüm yurda yayılmış; milletimizin azmi ve inancıyla birleşerek bağımsızlık zaferine dönüşmüştür.
30 Ağustos’ta zaferle taçlanan o mücadele, bu milletin esareti hiçbir zaman kabul etmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir.
Ve Atatürk, bu büyük mücadeleden sonra geleceği gençlere emanet etmiştir.
Bugün bizlere düşen görev ise o emanete sahip çıkmak; birlik içinde, umutla ve inançla geleceğe yürümektir.
Bu duygu ve düşüncelerle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.
Yazımı, içimde ayrı bir yeri olan kıymetli bir büyüğümüzü anarak bitirmek istiyorum.
“Her ölüm erken gelen ölümdür” derler…
Ölüm yıllar önce çok güzel bir insanı aldı bizden. Halil İbrahim Türkmen’i…
O, her şeyden önce iyi bir insandı.
İnsanlığını makamların, siyasetin ya da dünyanın kirli taraflarına teslim etmeyen güzel yürekli bir adamdı. Bir siyasi parti teşkilat başkanıydı belki ama hiçbir zaman sadece bir siyasetçi olmadı. Ailesi için iyi bir eş, iyi bir baba, iyi bir dede… Dostları için güvenilir bir arkadaş. Partisi için fedakâr bir başkan. Domaniç için ise gerçek bir ağabeydi. Benim için de örnek alınacak çok kıymetli bir kişilikti.
Hayatı boyunca kimseyi üzmemeye çalışan bir insanın, gidişiyle herkesi derinden üzmesi belki de onun ne kadar sevildiğinin en büyük göstergesiydi. Halil İbrahim Türkmen’i ahirete irtihal edişinin sene-i devriyesinde rahmetle ve özlemle anıyorum. Mekânı cennet olsun.
Kalın sağlıcakla…