Bir ilçenin nabzı nerede atar? Eğer bu nabzı hastanelerde veya kamu binalarında arıyorsanız, yanılıyorsunuz demektir. Bir ilçenin gerçek "hayat çizgisi", o ilçenin meslek odalarında, kooperatiflerinde ve birliklerinde gizlidir. Esnaf Odası, Ziraat Odası, Şoförler Odası… Bu kurumlar sadece aidat toplanan veya bürokratik işlemlerin yürütüldüğü "resmi bürolar" mıdır, yoksa bir ilçenin kaderini belirleyen lokomotifler mi?

Bugün Domaniç özelinde, bu yapıların "taşın altına elini koyma" konusundaki karnesine biraz daha yakından bakmanın vakti geldi.

"Makama" Değil, "Sahaya" Bakmak

Bir ilçenin kalkınması, sadece belediyenin veya kaymakamlığın yapacağı asfaltla, dikilecek parkla sınırlı değildir. Asıl dinamizm, o ilçenin ekonomik aktörlerinden gelir.

Esnaf Odası: Domaniç esnafı, küresel ve ulusal ölçekteki zincir mağazalarla boğuşurken, odası ona sadece bir "kayıt belgesi" mi sunuyor, yoksa dijitalleşen dünyada nasıl ayakta kalacağına dair bir strateji mi? Esnafın dükkânında siftah bile edemediği bir ortamda, oda yönetimlerinin sadece törenlerde kurdele kesmesi, taşın altına elini koymak değil, taşın kenarında seyretmektir.

Ziraat Odası: Domaniç gibi tarımın ve hayvancılığın başta olduğu bir yerde, Ziraat Odası çiftçinin kaderiyle ne kadar hemhal? Mazot, gübre ve tohum fiyatlarının bel büktüğü bir dönemde; çiftçiyi bilinçlendiren, kooperatifleşmeyi destekleyen ve tarımsal verimi artıracak projelerle öncülük eden bir oda mı var, yoksa sadece form imzalatan bir mühür makamı mı?

Şoförler Odası: Ulaşım, bir ilçenin kan damarıdır. Servisinden taksisine, kamyoncusundan minibüsçüsüne kadar bu sektör, hayatın akışını sağlar. Ancak bu sektörün temsilcileri, ilçenin genel sorunlarında (turizm rotalarının belirlenmesi, lojistik maliyetlerin düşürülmesi gibi) söz sahibi mi, yoksa sadece kendi meslek gruplarının dar çerçevesine mi hapsolmuş durumdalar?

Taşın Altında Kim Var?

"Taşın altına elini koymak" tabiri, sorumluluk almayı, risk üstlenmeyi ve gerektiğinde konfor alanından çıkıp çözüm üretmeyi gerektirir.

Ne yazık ki yerel dinamiklerimizde sıkça karşılaştığımız bir durum var: Sorumluluk alanı, yetki alanından daha küçük. Herkes yetkisini kullanmak istiyor ancak o yetkinin getirdiği yükün altına girmeye gelince, bir sessizlik hâkim oluyor. Odalarımız, sadece bir seçimi kazanıp o koltuğa oturmak için mi var, yoksa ilçenin bir sorununda (örneğin bir tarımsal pazarlama krizinde veya esnafın yaşadığı bir darboğazda) Ankara’nın veya il merkezinin kapısını zorlayacak bir "yumruk" olabiliyorlar mı?

Bir Yerel İrade Sınavı

Domaniç’in potansiyeli, bu yapıların "biz-merkezli" anlayıştan kurtulup "ilçe-merkezli" bir vizyona geçmesiyle tetiklenebilir. Eğer Esnaf Odası, Ziraat Odası ve Şoförler Odası kendi aralarında bir "İlçe Kalkınma Konseyi" gibi hareket etseler, siyasi çekişmelerin ötesinde bir akılla bir araya gelseler; bugün konuştuğumuz birçok sorun çözüme kavuşacaktır.

Soruyorum: Taşın altına elini koyanlar nerede? Taşın ağırlığından şikâyet edip kenarda bekleyenler mi, yoksa o taşı kaldırıp altına yeni bir yaşam inşa edecek olanlar mı?

Domaniç, kendisini temsil eden bu kurumlardan artık sadece "hizmet" değil, gerçek bir "temsil" ve "liderlik" bekliyor.

Çünkü biliyoruz ki; odalar sadece aidat toplamak için değil, o aidatı verenlerin geleceğini inşa etmek için kurulmuştur.