Köyde bir matem havası var. Uzun süreden beri hasta olan Sarıların Süleyman ölmüş!
“Kaç yaşındaymış?” diye sordu biri. “48” dediler…
“Ohoo” dedim içimden, bayağı yaşlıymış!
Aylar sonra ölen 56 yaşındaki Mehmet’e de çok şaşırmıştık; bayağı yaşlanmış.
Karaların Haççe teyze 63 yaşında vefat ettiğinde köylü pek de üzülmedi. “Yaşı gelmiş, geçmişti zaten” dediler.
O insanlara yaşlanmış diyen bizler çoktan 60’ı 70’i geçtik ve hâlâ hayal peşindeyiz. Günümüz dünyasında 80 yaşında kimi muhtarlığa aday, kimi başkanlığa. Kimi tarla alıyor, kimi tarlasına fidan dikiyor.
Ömürler uzadı uzamasına da yaşam kısaldı be dostlar.
Göz açıp kapamadan akşam oluyor. Yazla kışlar, kışlar yazları adeta kovalıyor!
Dedem; “Günler uzadı, akşam olmuyor” derdi. Ninem; “Geceler uzun, sabahlar olmuyor” derdi…
Bize ise ne gündüzler yetiyor ne geceler. Geceleri yeterince uyuyacak zamanımız yok; gündüzleri ailecek oturacak, bir dostla sohbet edecek, akşam sokağına gidecek, yarenlik edecek vakit yok!
Dedik ya; ömürler uzadı, yaşam kısaldı!
Şehirlerde insanlar gidecekleri yerlere koşturarak gidiyor, trafikte binlerce araç birbirini sıkıştırıyor. Korna sesleri, motor gürültüleri… Adeta birbirlerini itekleyerek ilerlemeye zorluyorlar!
Diziler 45 dakikadan 2,5 saate çıktı. Oturup seyrediyoruz! Haber saati diye bir şey kalmadı; sabahtan akşama kadar herkes yandaş olduğu partiye göre haber yapmaya çalışıyor. Yandaş olduğumuz partinin haberlerini oturup seyrediyoruz!
Elde telefon, kim kiminle ne yapıyor; saatlerce onları seyredip zamanımızı tüketiyoruz. Okullarda öğretmenler, kendilerine verilen görev gereği çocukların beynini dolduruyor ki düşünüp akletmesinler…
Camilerde akşama kadar anlamadığı, bilmediği sözcüklerle hatmeden; mukabele adı altında mistik melodilerle uhrevi âlemlere giden…
Dost meclisi olan kahvelerde bol küfürlü okey partileri; imkânı olan önce Kıbrıs’a alemlere, sonra umreye şeytan taşlamaya… Kimsenin kimseye ayıracak vakti yok. Para lazım. Para…
Komşuluk bitti; asker arkadaşlığı, okul arkadaşlığı… Aklınıza gelen ne kadar dostluk, arkadaşlık kavramı varsa bitti. Zaten bir araya geldiğimizde de din ve siyaset kavgası… Ki bunun sonu Libya, Irak, Suriye, İran olmaktır.
Bizim köyde Kostak diye bir adam varmış. Ömrünün yarısından fazlasını hapis damlarında geçirmiş. “Dünya ipini koparmış gidiyor, çüş diyen yok” demiş köye geldiğinde.
Aynen öyle dostlar! Ömürler uzadı ama yaşam kısaldı. Atalarımızın 40 yılda yaşadığı hayatı biz 90 yılda yaşamıyoruz.
Ne dersiniz?