Almanya'da bizim koskoca sitenin önündeki tek çöp kutusunu, belediye haftada bir boşaltırdı. Domaniç'te üç beş evin bulunduğu bizim mahalledeki her gün dolup taşan çöp kutusunu, belediye her gün temizlemek zorunda.
Almanya'da herkes kendi evinin önünü ve çevresini temiz tutmak zorundadır. Amerika'da da öyleymiş. Muhtemelen tüm Avrupa'da da öyledir. Bizde milletin avlusunun etrafını, yola sarkan ağaçların dallarını, belediye temizler.
Almanya'da ilkokulda çocuklara din iman ahlak, kural, disiplin oyun ile öğretilir. Bizde, camide dayak ile Arapça, okulda çoğu zorla çocuğun hayatı boyunca hiç kullanmayacağı bilgiler yüklenir. Yetmez bir de sırtındaki çanta dolusu kitapların arasına evde oyun oynamasın, kendi olmasın diye sayfalarca ev ödevi verilir.
Almanya'da ortaokul ve liselerde çocuklara her türlü meslek ikişer haftalık periyodlarla tanıtılır öğretilir ki çocuğun kendini kurtaracak kabiliyeti gelişsin, kendine en uygun mesleği seçip sadece o konuda uzmanlaşsın…
Avrupa'da her çocuk, 18 yaşını geçtikten sonra kendi ayakları üzerinde durmasını bilir. Kendi ekonomisini kendi yönetir. Bizde ana babalar, çocuklarını everir, evini yapar arkasını toplar…
Sonuç;
Bizde çocuk daha küçük yaşta dinden imandan soğutulur, okulda kitaptan bilgiden soğutulur. Her şeyi ya ana babası ya belediye ya da devlet yaptığı için asalak biri olur. Evinin etrafı ottan boktan pislik içinde kalıp kokudan durulmayacak halde bile olsa rahatsız olmaz olursa da belediyeye söver.
Aç susuz kalınca önce ana babasına, sonra devletine hükümetine isyan eder. Bedava erişilen nimet, nimet değildir. İsraf edilir, çer çöp artar, ortalığı pislik götürür.
Parka gider elinde çekirdek kutusu, pikniğe gider yerler poşet, tabldot, domates biber artığı, boş şişeler rüzgarla dans ederken utanmadan bir de zevke gelir !
Elbette hepimiz böyle değiliz ! Bilinçli insan sayımız her geçen gün artıyor. Bizi bilinçlendiren ne okullar ne kuran kursları. Maalesef görgü kurallarını yabancı filmlerden, internetten, gavurların yaşantılarından öğreniyoruz.
Bedelini ödemediğim hiçbir şey benim değildir. Bu yüzden de israf ederim, sahiplenmem, temizlemem, hor kullanırım.
Ana babaların çocuğun arkasını toplaması, eğitim de bilgi yüklemesi, din de günahsız toplum yetiştirme yerine umrede günahtan arındırma sistemi, hükümetlerin halka sürekli yardım etme politikaları bizi ancak basitleştirir, pasifleştirir ve miskinleştirir.
Dikkat edin; Miskinlere yardım arttıkça miskinlerin sayısı artıyor. Siyasilerimiz yıllardır; “herkese bir anahtar, benden iki anahtar, çocuk yaşta emeklilik…Yetmez süper emeklilik, şimdilerde kömür makarna, askıda ekmek…
Daha geçenlerde açıklandı;
“Biz iktidara geldiğimizde şu kadarcık insana yardım ediliyordu, biz şu kadar milyon insana yardım ediyoruz diye. Utanılacak bir şey ama biz gururlanıyor bir de alkışlıyoruz” diyor ve vay bizim halimize diye de ekliyoruz !