KAÇIIIN!

Abone Ol

23 yıllık devriliyorr! Dikkat edin, iyice yalpalıyor artık!

?

Kerestecilik zor iş kardeşim. Odunculuk zorlayıcı. Ormancılık safî stres. Ağaçlarımızı uluslararası pazarlayamaz mıyız? Efendim; İtalya’da, İsviçre’de, Japonya’da bu marangozluk işleri acayip bir seviyede. 3 milyon Dolar’a sandalye alanlar var. Ve bu mobilyaları üretenler ince eleyip sık dokuyan üreticiler. Bu kişiler Dünya’daki ormanları gezip beğendikleri ağacı 5 milyon Dolar’a falan satın alan tipler. Mecaz ya da abartı değil: gerçekten bir ağaca milyonlar verenler var. Bunlar imkansız değil. Nusret’e bakın; adamın Dubai’deki restoranında bir akşam yemeği 4 kişi 7 milyon Dolar.

Ağaçlarımızın Dünya’nın en kalitelileri ve karakteristikleri arasında olma ihtimali çok yüksektir.

Yakın coğrafyadaki termik santrallerin oluşturduğu havasal kirlenmenin etrafa yayılmadan temizlenmesini sağlayan Domaniç ormanlarıdır. Yani Domaniç ormanları dumanın, kirliliğin Anadolu’ya yayılmadan filtrelenmesini sağlar. Domaniç ormanları Anadolu’nun ciğerleri konumundadır. Olay her ağacı ayrı bir ürün olarak değerlendirmekte. Aslında konumuz maalesef tabii ki bu değil.


Eskiden devlet yöneticilerinin hayatlarını konu alan belgeseller yapılırdı hatırlıyor musunuz? Artık yapılamıyor. Niye? Çünkü şahsın hayatı gayrimeşru üzerine bina edilmiş. Şöyle belgesel olur mu;

“Belediye Başkanı olduktan sonra ayrıştırıcı ve nefret söylemleriyle devleti vatandaşa baskı uygulayan bir hedef olarak gösteren şahıs, hakkında yapılan kovuşturmanın ardından siyaset yasağı cezası aldı. Ancak buna rağmen T. C. Anayasa Mahkemesi’nin kararını çiğneyerek kendini seçimlere girmeden, Siirt Milletvekili Fadıl Akgündüz’ün yerine yedek kadro vekili olarak TBMM’ye dahil etti. Devleti dolandırabilmenin yolunun alelen ve her yerde ve sürekli “Allah” demekten ibaret olduğunu kavrayan bünyesi artık peşmerge ile Diyarbakır’da omuz omuza kurdele keserken “Ya Allah Bismillah” diyordu. Devleti bu kadar kolay dolandırabileceğini anlayan şahıs kurduğu Ampul Hareketi’ni daha sonra 23 yıl boyunca İran ve Suudi Arabistan gibi destekçiler ve Reza Zarrab gibi küresel kara para kaçakçıları sayesinde zenginleştirip ülke yönetimini tahakküm altına aldı. Bu esnada insanlar şöyle düşünüyordu sanırız: ‘Gayrimeşruiyeti milli kimliğimiz haline getirip Dünya’yı dolandıracağız!’…”

Olur mu böyle belgesel? Bu sebeple yapılamıyor işte. Düşük Profilli Başbakan Belgeseli olur mu? Abi Adam Sadece Attan Düşmemiş ki; At Baya Bi Çiğnemiş Bunu Altında Belgeseli olur mu?


Türkiye’nin yan yatan mevcut idaresinin “çileye alışkın” milleti hırsızlık yapanı, çalanı, yolsuzluk yapanı zeki addediyor. 23 yıl boyunca destekleyicilerinin kendisi hakkında “Adam devleti bile dolandırıp parmağının ucunda oynatıyor. İşte gerçek lider!” dedikleri bir yönetici var Türkiye’de. Nefreti siyasetinin temeline oturtup artık sonu gelmekte olan bir intikam hükümeti oluşturdu.


Ülkemizde tuhaf bir tablo ortaya çıktı: Yüzbinlerce vatandaş mesleki kariyerine Akp üyeliği sayesinde başladı. İş edinmeden evvel bireysel özgeçmişte en etkili vurgu “Akp üyesidir” ibaresiydi. Her hükümet döneminde kariyer olarak particiliği seçip teşkilata bilfiil katılanlar olur ve ancak bu sefer durum farklı: yüzbinlerce kişi mesleğine Akp ile başladı. Hatta “bizden” olmak ekmek kazanmanın şartı haline geldi.


Biz Türkler demokrasi ile dün tanışmadık. Tarihinde Ahi Cumhuriyeti bulunan bir ulusuz bizler. Bu sebeple memleketin idaresi için seçim yapmak ve oy vermek nasıl yapılır Dünya gelip bizden ders

almalıdır. Siyasi partiler aracılığıyla teşkilatlanan fikir, görüş ve idealler arasından tercih yapmak için unutulmaması gereken unsurlardan biri her seçmenin alternatif partisi olmasıdır. Yani aykırı bir örnek olarak gelebilir ve ancak örneğin bir partiye destek veriyorsunuz, partinin lideri ertesi gün gidiyor Hitler’i övüyor! Şok oluyorsunuz! Hemen oyunuzu alternatif partiye kaydırıyorsunuz. Hitler’i öven Türkiye yöneticisi hiç oldu mu derseniz; evet maalesef oldu. 2016’da.


Akp’nin ajandasında bulunan en absürt eğilim şudur: “Orduyu sivilleştiriyoruz!”

Bunu övünerek ve akıllıca, iyi bir fikirmiş gibi söylüyorlar. Hani sivil irade özgürlük demektir ya? O mantığı evirip çevirip bu hale getirmişler.

Şu anda enseme buz tutuyorum. Orduyu sivilleştirmek ne demektir kardeşim yahu?! Bak güzel kardeşim, canım kardeşim, şeker kardeşim… zararlı tipim ben. Çıldırtmayın beni kardeşim. Tamam mı şeker kardeşim benim.


“Adalet ve Kalkınma Partisiyiz biz” deniliyor. Hem de 23 yıldır. Kalkınma mı? Kalkınma? Gelişme falan değil yani; kalkınma. Yani geri kalmışın eylemi. İlerleme ya da inkılâp değil. Kalkınma. Kalkınmaya ihtiyacımız olduğunu resmen teyit ettiğimizde Dünya’ya şunu demiş oluyoruz: “Biz Türkiye olarak geriyiz!”


Türkiye’de vatandaş sokağa iner ve meydanları doldurup da tepki gösterince devlet açıklama yapar ve “Vatandaşlarımızın hassasiyetini anlıyoruz.” derdi. “Yeni” Türkiye’de hükümet gösterileri umursamıyor bile. “Türkiye’ye rağmen Yeni Türkiye!” durumu bu.

Aylardır süren ve son 5 gündür yaşananlarla zirveye vuran ve her gün yurdun dört bir yanında cereyan eden protestolar var, ancak bunlar Akp’ye göre yok.

Şimdi size sormak isterim: Evinizin kapısının zili çaldı. Kapıya çıktınız ve bir baktınız ki her yer insan dolu. Bir milyon insan gelmiş kapınıza! Size dileklerini iletmek için. Eğer dileklerini yerine getirebilir vaziyetteyseniz bu bir milyon insanı reddeder miydiniz?

“Dileklerini yerine getirmem daha fazla insanı üzecekse reddedebilirim.”

Kapının ziline basan bu bir milyon insan. Aklın varsa ‘Dileğiniz derhal olur. Siz emirlerinizi iletiniz lütfen.’ dersin.


Hanımlar, efendiler; Ne oluyorsa olacakları öngöremeyelim diye oluyor.

Liderlerimize işkence etmek zorunda değiliz. Bu vatanın yetiştirdiği en nadide insanların bizi yönetmeyi hak ettiğini anlamak ve buna tamamen ikna olmak için onları hapse atmak zorunda değiliz. Engel aşışları bizi gururlandırıyor diye en kaliteli ve aydın neferlerimizin önüne hendekler kazmak zorunda değiliz.


Türk Lirası’nın uluslararası alım gücü Ukrayna Grivnası ile eşitlendi!


Naçizane bir soru: bir ülkede erken seçim tertiplenmesi için bütün bu yaşananların dışında ne olması gerekiyor acaba?


“Haydi torun torba, yeğen çoluk çocuk bu Bayram’ı yine idare ettik diyelim de Kurban’da ne yapacağız?” Biliyorum. Biliyoruz. Hepimizin aklında ki sorulardan biri bu.

Yarının işini yarına bırak derim ben. İş olacağına varır.

Bayramımız’ı coşku, neşe, huzur, güvenlik ve sağlık içinde kutlamayı nasib etsin Yaradan. Birlikte şarkıların türkülerin söylendiği, gözmelerin-mantıların açıldığı, herkesin birbirine güldürücü anılarını anlattığı, mutlu bir curcunanın hakim olduğu bir Bayram olsun inşallah. Bu defa buna ekseriyetiyle ihtiyacımız var.

Bayramınız şimdiden mübarek olsun.