HİRA MAĞARASI VE TEFEKKÜR TEPE

Abone Ol

Bahar gelip çiçekler açınca, yaz gelip havalar ısınınca bir başkadır Domaniç!

Memleket sıcaktan kavrulurken biz Domaniçliler; yeşilin her tonuyla bezenmiş Domaniç dağlarına çıkar, buz gibi bir çeşme başına otururduk. Kuş seslerine karışırdı mutluluk kahkahalarımız! Çiçekleri koparmaya kıyamaz, çimleri ezmemek için yalın ayak, parmaklarımızın ucuyla basardık toprağa.

Piknik yaparken, elinde mantarla yaklaşan bir çoban çıkagelirdi yanınıza... Mantarlar hemen köze atılır, çobana bir bardak çay ikram edilirdi. Pişen yemekler, komşu piknikçilerle paylaşılırdı. Çağlayan derelerin şarkısı, rüzgârın fısıltısı, doğamızın kulağına üflenen mistik bir duası gibiydi.

Hele bir dağımız vardı ki bizim; adına "Sivrice" derdik. Sivrice Dağı’na çıkan dönerdi şaşkına; çünkü bir şey vardı insana sonsuz bir huzur veren bu dağda.

Bir gün bir kitap geçti elime. Kitap, Domaniç’teki "Tefekkür Tepe"den bahsediyordu. "Neredeydi acaba bu tepe?" diye sordum kendi kendime. Meğer bizim Sivrice’ymiş o tepe! Çöken Selçuklu Devleti’ne üzülen Kayıların Ertuğrul’u; beyaz atıyla bu tepeye çıkar, kara kara düşünür ve "Türklük ölmesin" diye tefekkür edermiş kendince.

Bir gün ben de çıkıp o tepeye, seyrettim Domaniç’i. Rüzgâr fısıldıyor ama tenime dokunmuyordu. Sanki; doğrudan kalbime bir şeyler fısıldıyordu!

Birden, tam bin 400 sene geriye gittim... Hz. Muhammed’in Hira Mağarası geldi gözümün önüne. "Binlerce tepe, binlerce mağara varken; neydi Hz. Muhammed’i o mağaraya götüren?" diye sordum kendi kendime.

Birden ilk vahiy geldi aklıma. "Oku!" diyordu Yaradan; bilmediklerini öğren ve kalemle yaz diyordu. Halkına ışık ol, yol göster diyordu.

Sonra tekrar baktım Sivrice’den Domaniç’e... Peki, Ertuğrul Alp’i bu tepeye çağıran kimdi? Kim diyordu ona: "Haydi kalk, bey ol halkına! İnsanı yaşat ki devlet yaşasın!" diye?

Şöyle bir toparladım kendimi... Nasıl ki İslam adaletini yayması için Hz. Muhammed’e ilk manevi yöneliş Hira Mağarası’nda rehber olduysa; Ertuğrul Alp’e de devleti kuracak o ilk ilahi ilham bu Sivrice’de gelmişti. Nihayetinde oğlu Osman Gazi’ye nasip olan Devlet-i Aliyye, tam 600 yıl dünyaya adalet dağıttı.

Atatürk; "Türk çocuğu, atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır." demiyor muydu? Şu hâlde, Türk’ün ikinci Ergenekon’uydu Tefekkür Tepe! Sahip çıkmalıydı her Türk ama başta Domaniçli bu muazzam gerçeğe.

Çok uğraştık, didindik ama olmadı; hep başladı bir şeyler fakat yarım kaldı.

Ey Türk oğlu Türk! Sahip çık atana, sahip çık vatana, sahip çık Domaniç’e! Hira Mağarası İslam için neyse, Türklük için de Tefekkür Tepe odur. Bu da böyle biline!