GÜREŞLER, KÜÇÜK ÇAPLI DA OLSA YAPILMALIYDI

Abone Ol

Bir hizmet sanatı olan siyaset, ülkemizde her geçen gün daha çok bir "kıvırma sanatına" dönüşüyor… Üstelik bu durum sağ-sol ya da şu-bu parti meselesi de değil; maalesef hepsi bu konuda aynılaşıyor !

Peki, bu siyasetçilere, seçmenleri ne diyor? Siyaset, toplumun aynasıdır siyasetçi de o toplumun vekili olduğuna göre; Kıvıran bizim taraftansa "alkış", karşı taraftansa, "Vay efendim, nasıl olur” falan filan !

Muhalefetteyken başka, iktidara gelince başka… Sahi, ne diyordu Süleyman Demirel: "Dün dündür, bugün bugündür."

Memlekette 20 yılda üç ayrı partinin belediye başkanlarını gördük. Koltuğu kapana kadar muhalefet edenler, koltuğa oturduğunda eleştirdikleri gibi oluyorlar.

Hatırlarsınız; geçmiş dönemde MHP’li belediye başkanı "Güreşleri yapmayalım" dediğinde, bugün o koltukta oturanlar ortalığı ayağa kaldırmıştı. Dedik ya dostlar; siyaset artık bir kıvırma sanatı olmuş!

Bu süreçte kimseye bir şey deme hakkımızın olmadığını da anladık. Meğer o koltuğa oturanlar da onları oraya oturtanlar da aynı esnekliğe sahipmiş. Kıvıran bizdense alkışlanıyor, karşı taraftansa muhalefet ediliyor. Hal böyle olunca, toplumun sesi olmaya çalışan basın da kimseye yaranamıyor. Bir de bakıyorsunuz, muhalefette kalanlar ilk olarak basına küsüyor. Daha dün kahraman ilan ettikleriniz, bugün size düşman olabiliyor.

Eskiden basın gücünü halktan alırdı ve bu yüzden özgürdü. Basın halkın sesiydi.

Ya şimdi ?

Eskiden akil insanlar, etraflarında olup bitenden haberdar olmak için parasını verip gazete alırdı. Basın da halktan aldığı paranın hakkını vermek için halk için haber üretir, halkın yanından olurdu. Günümüzde ise tüm gelişmiş ülkelerin aksine, bizde basın teknolojinin gerisinde bırakıldı. Trol ordularıyla, merdiven altı sözde gazetecilerle aynı kefeye konuldu. "Ya taraf olursun ya bertaraf" denilerek, herkes bir yere sırtını yaslamak zorunda bırakıldı. Sonuç mu? Taraf olan parayı aldı, tarafsız kalan ise havayı...

Gelelim sadede: Dün "Güreşler ertelenemez" diyenler, bugün çark edip 665. Geleneksel Domaniç Yağlı Pehlivan Güreşleri'ni iptal ettiler. Her ne kadar bu etkinlik uydurma bir hikâyeyle "665." olarak anılsa da işin doğrusu, Kayıların Domaniç’e geldiği 1299’dan beri, yani 727 yıldır devam eden bir gelenek olmasıdır. İşin "yağ" kısmı sonradan eklenmiş olabilir ama güreş güreştir, gelenek de gelenektir; yaşatılması gerekir.

En azından dün o koltukta değilken yapılan itirazların arkasında durmak ve bugün yeni bahaneler uydurmamak adına; bu güreşlerin, küçük çaplı da olsa sembolik olarak devam ettirilmesi gerekirdi diye düşünüyoruz.