Kültür

Domaniçli Habibe Gerçeği: Vatan İçin Oğlunu Vuran Anne

Bir Annenin En Ağır Kararı: Domaniçli Habibe’nin Hikâyesi

Abone Ol

KAHRAMAN BİR CUMHURİYET KADINI

Mustafa YİĞİT - Domaniçli Habibe, kahraman bir Cumhuriyet kadınıdır. Millî Mücadele yıllarında Yunan ordusuna karşı koymak için Domaniç Dağları’nda toplanan Türk birliğine biricik oğlunu teslim etmiştir. Ancak oğlu, bilmeden Yunan ordusuna yol gösterince, vatan uğruna öz evladını tek kurşunla öldüren bir anne olarak hafızalara kazınmıştır.

ŞÜKÛFE NİHAL’İN KALEMİNDEN DOMANİÇLİ HABİBE

Cumhuriyet döneminin ilk kadın yazarlarından, şair ve araştırmacı kimliğiyle tanınan Şükûfe Nihal’in 1946 yılında yayımlanan Domaniç Dağlarının Yolcusu adlı eserinde yer alan bu hikâye özetle şu şekildedir:

İstanbul’da yaşayan Şükûfe Nihal, Domaniç’te görev yapan bir arkadaşından bu olayı dinler ve derinden etkilenir. Bunun üzerine olayın geçtiği toprakları görmek için yola çıkar. Vapurla Mudanya’ya, oradan Bursa’ya gelir. Bursa’dan İnegöl’e “kaptıkaçtı” olarak bilinen araçlarla yaklaşık üç buçuk saatte ulaşır. Ancak İnegöl’den Domaniç’e gitmek için yaylı araba ile yaklaşık 10 saat süren zorlu ve tehlikeli bir yolculuk yapmak zorunda kalır. 84 sayfalık kitap, bu yolculukla başlar.

MİLLÎ MÜCADELE’DE DOMANİÇ DAĞLARI

Domaniç’in köylerinden birinde yaşayan Habibe, eşini savaşta kaybettikten sonra bir oğlu ile genç yaşta dul kalır. Oğlunu, babası gibi asker olacak şekilde yetiştirir. Bu sırada Yunan ordusu, İnegöl üzerinden Domaniç Dağları’nı aşarak Afyon’a ilerlemeyi planlamaktadır. Durumu haber alan Türk birlikleri, kısıtlı imkânlara rağmen dağ yolunda savunma hazırlığı yapar. Habibe’nin oğlu da bu birliğe katılır.

BİR ANNE VE VATAN ARASINDAKİ EN AĞIR KARAR

Ancak Yunan ordusu adına çalışan bir ajan onbaşının yönlendirmesiyle, farkında olmadan düşmana yol gösterir. Oğlunun bu durumu öğrenen Habibe, tüfeğini alır, atına binerek Domaniç Dağları’nda konuşlanan Türk birliğine gider. Oğlunu bulur ve vatan uğruna tek kurşunla öldürerek geri döner.

KAYBOLAN FİLM VE UNUTULAN BİR ESER

Bu hikâye, 1946 yılında sinemaya da uyarlanır. Senaryosunu Şükûfe Nihal, Başar ve Necdet Saner’in yazdığı, Şakir Sırmalı’nın yönettiği filmin yapımcılığını Ertuğrul Tokdemir üstlenmiştir. Müziğini Sadi Işılay ve Muhittin Sadak bestelerken, görüntü yönetmenliğini Kriton İlyadis yapmıştır. Ancak film, vizyona girmeden önce gösterileceği sinemanın yanması sonucu yok olur.

“Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.” sözünü hatırlatan bu hikâye, son dönemde yeniden gündeme gelmeye başladı. Yurt dışından dahi Domaniçli Habibe hakkında bilgi almak isteyenlerin olduğu ifade ediliyor.