BASINI OLAN HALK AYDINDIR: DOMANİÇ GAZETESİ 31 YAŞINDA!

Abone Ol

"Basını olan halk aydındır" düsturuyla yola çıkan Domaniç Gazetesi, bugün 31. yılını kutluyor. 1995 yılında Şerif Yılmaz tarafından temelleri atılan, ardından Mehmet İmdat Uysal’a emanet edilen bu bayrağı, 2006 yılında ben, Mustafa Yiğit devraldım. "Küçücük bir ilçede gazete nasıl ayakta kalır?" diyenlere cevabı, gazetesine sahip çıkan Domaniç halkı verdi. Takvimler 10 Nisan 2026’yı gösterirken, gazetemiz 31 yaşını doldurdu.
Bir Çocukluk Hayalinden "Amiral Gemisi"ne
Her şey, babamın eve getirdiği Hürriyet Gazetesi'ni kesip biçerek, A3 kağıtlarına yapıştırıp kendi dünyamı kurmamla başladı. Gazetecilik benim için bir meslek değil, çocukluk hayalimdi. İlk ciddi adımı 1988’de Aachen Yunus Emre Camii din görevlisi merhum Cevdet Şeker ile çıkardığımız cami gazetesiyle attık.

Takvimler 10 Ocak 1990’ı gösterdiğinde, 24 yaşında gencecik bir muhabir olarak Avrupa Hürriyet Gazetesi’nde resmen göreve başladım. İlk haberim kibrit kutusu kadar küçüktü ama mutluluğum dünyalara sığmıyordu; sanki ben yürüdükçe Aachen sokakları sarsılıyordu.

Aachen’den Domaniç’e Uzanan Haber Maratonu
Aachen’de geçen yıllar, adeta bir dünya başkenti gibiydi; Erbakan Hoca’nın okuduğu sokaklar, Kemal Şahin’in başarı hikâyeleri, Armin Laschet ve Martin Schulz gibi siyasetçilerin kulisleri... Mustafa Denizli’nin Alemania Aachen macerasından, İbrahim Tatlıses ve Bülent Ersoy konserlerine; mafya çatışmalarından yabancı düşmanlığının karanlık yüzüne kadar binlerce habere imza attım. Türk basınının amiral gemisinde her türlü maddi ve manevi tatmini yaşadım ama içimdeki vatan ateşi hiç sönmedi. 1971’den beri süregelen o özlem beni hep tek bir yere çağırıyordu: Köyüme, Domaniç’e.

30 Yıllık Hasretin Sonu: "Gurbet Bitti, Hizmet Başladı"
2006 yılında gurbet hayatını noktalayıp çoluk çocuk memlekete döndük. 1 Ocak 2007 itibarıyla Domaniç Gazetesi’nin başına geçtim. İlk günler zordu; gazeteyi sadece "ihale ilanı basılan bir kağıt" sanan bir anlayış vardı. Her pazartesi kapı kapı dolaşarak kurum amirlerine, belediye başkanlarına, jandarmaya, polise aynı soruyu sordum: "Bu hafta Domaniç için ne yaptınız?"

Motosikletimle köyleri arşınladım, "Yerel Yatırımcılarımız" köşesiyle esnafın sesi oldum, "Arka Sayfa Hikâyeleri" ile koca çınarlarımızın ömürlerini kayıt altına aldım. Domaniç’in dağ yolunun engel değil, ekmek kapısı olduğunu; tarih, tarım ve turizmle kalkınabileceğimizi her fırsatta haykırdım. Bazen protokol kurallarını bilmediğimden mahkemelik olduk, bazen yazdığımız ayetler veya eleştiriler nedeniyle birilerini kızdırdık. Ama halk bizi öyle bir bağrına bastı ki, 500 yurt içi, 100 yurt dışı aboneye ulaştık.

Bayrak Yarışı ve Yeni Hedefler
Haber koşturmacası, festivaller ve sosyal projeler derken vücudum yorgun düştü. 2014-2015 yıllarının o zor günlerinde ailemin desteğiyle yeniden ayağa kalktım. Henüz 50 yaşıma gelmeden, bayrağı çocuklarıma devretmek zorunda kaldım. İyi ki de öyle olmuş! Evlatlarım o bayrağı aldılar ve daha yükseğe taşıdılar. Benim 500 abonelik hayalim, bugün oğlum Serdar’ın vizyonuyla internette 8 milyon tıklamaya ulaşan dijital bir güce dönüştü.

Bugün basın dünyası belki hak ettiği yerde değil; belki halk, belki siyaset, belki de bizler suçluyuz. Ancak bir gerçek var ki: Domaniç halkı her şeyin en iyisine layık. Bize sahip çıkan bu halk için elimizden gelenin fazlasını yapmaya devam edeceğiz. Unutmayın; biz kendimize sahip çıkarsak, herkes bize sahip çıkar!

Nice yıllara Domaniç Gazetesi!