NEDEN AYNAYA BAKMIYORUZ

Aslında bu hafta aklımda bambaşka bir konu vardı. Artarda gelen afetler, dağda peş peşe gelen trafik kazaları, ilçemizde yapımı duran inşaatlar, ağır ilerleyen işler, bizden koparılan Hayme Ana törenleri…
Ama 5 Eylül’de bir şey oldu…
Köşemizi takip edenler bilir. 12-13 yıl önce ARKA SAYFA HİKAYELERİ başlığı altında ilçemizin yaşlıları ile söyleşiler yapıyor, hikayelerini okuyucularımızla paylaşıyordum. Bu söyleşilerden biri de 5 Ocak 2010’da o zamanlar 96 yaşında olan Merhum Hatice Akkoç ninemizdi. Hatice Nine bize Yunan işgalinde neler yaşadığını anlatmıştı. O acı dolu hikâyeden sonra, 5 Eylül 1922’nin Domaniç’in Yunan İşgalinden Kurtuluş günü olduğunu öğrenmiş ve bugünün kutlanması gerektiğini defalarca yazmış, yetkililerden rica etmiştim. Ama 5 Eylül öyle sıkışık bir gün ki, Büyük Zafer; Kütahyalılar sahip çıkmasa da, Kütahya’dan başlamıştı. Meydan Muhaberesini kazanan Türk ordusunun komutanı Mustafa Kemal, “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz” emrini Dumlupınar’da vermişti. (Ege Denizinin adı o zamanlar İç Akdeniz diye anılırdı).
Dumlupınar yerlileri, kendi imkânları ile bizim Hayme Ana törenlerinde olduğu gibi yıllarca bu büyük günü kendi aralarında andılar. Dumlupınar’a hak ettiği değerin verilmesini sağlayan bize göre, yıllarca bu konuyu dile getiren Hıncal Uluç’lar Uğur Dündar’lardır… Ağustos sonu Eylül başı, Zafer Bayramı, Hayme Ana Töreni, Domaniç’i kurtuluşu bizim gibi tarihine, önem vermeyen milletler için zor iş ağır külfettir. Kimse 5 Eylül Domaniç Kurtuluş Gününü kutlamaya yanaşmadı.
Oysa ne diyor ülkemizi kuran önderimiz ebedi liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Türk Çocuğu, Atalarını Tanıdıkça Daha Büyük İşler Yapmak İçin Kendisinde Kuvvet Bulacaktır” Tarihine, Atalarına bu kadar sahip çıkan bir liderin arkasında olduğunu söyleyenlerin bile tarihi ve milli günlerimize katılmadığına yüzlerce kez şahit olduk. Hayme Törenlerine ölüye yatırım mantığıyla bakanlarla, 30 Ağustos’u bile kutlamayanlarla nereye kadar ilerleyebiliriz ki !?
Her neyse… Büyük Zaferin 100. Yılında ilçemiz de tam anlamıyla bir fiyasko yaşandı. 30 Ağustos için hiçbir hazırlık, program yapılmadığı gibi halkta sıcak yatağından kalkıp bu kutlu göne değer bile vermedi. Keşke Yunan gelseydi diyenlere şahsım adına o gün hak verdim. 16 yıldır ülkemde her milli törene çoluk çocuğum ile katılırım. Hiç bu kadar atalarımdan, şehitlerimden, gazilerimden utanmamıştım.
Mevcut belediye başkanımızla 2020 yılında büyük bir 5 Eylül Domaniç Kurtuluş günü için anlaşmıştık. Ancak pandemi ile planlar suya düştü. Nasip bu seneyeymiş. Ancak bu sefer de her nedense sadece o gün hava inadına soğuktu. Her şeye rağmen bir başlangıç oldu. Soğuk havaya rağmen katılımda fena sayılmazdı. Organizasyon güzeldi ancak kim ne derse desin geceye damgasını vuran orada ki en büyük ses, en büyük sanatçı BİZİM OSMAN DEMİRÖZ’ÜMÜZDÜ.
İsterseniz gelin kendimize bir ayna tutalım. Maddi manevi tüm imkânlara sahip olan bir Domaniç’imiz var. Kışı sert ve uzun, yolları sarp ve tehlikeli. Bunun haricinde her şeyimiz ama her şeyimiz var. Neden sahip çıkmıyoruz. Neden Osman Demiröz’ü alkışlamıyoruz. Neden üç kuruş için kendi esnafımızı satıyoruz, neden ilçemizi değerlendirme varken dışarıya kaçıyoruz. Neden bir birimizin ayağına çelme takmaya çalışıyoruz. Neden birbirimizi karalama çalışıyoruz. Neden işini iyi yapanı kutlamıyor tebrik etmiyor, onore etmiyor da sadece eleştiriyor saldırıyor çamur atıyoruz. Utanmadan arlanmadan Domaniç’ten bir şey olamaz diyoruz da neden gururla Domaniç’te ben de varım demiyor, neden aynaya bakmıyoruz !!!

Latest Posts

spot_img

Yazarlar