DERT BİR DEĞİL Kİ…

Bizim caminin din görevlisi Merhum Cevdet Şeker, “Ben bildiklerimi kürsüye çıkar yüzlerce insana anlatırım. Anlayan bir kişi çıksa bana yeter” derim derdi. Bizimkisi de o hesap…

1. 30 AĞUSTOS FİYASKOSU

Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramımızın 100. Yılını kutluyoruz. İlk emrin verildiği Kütahya, Dumlupınar bu savaşta en önemli mihenk taşlarından olduğu için ‘Kurtuluşun Şehri’ denir Kütahya’mıza. Domaniç’ten dolayı da Kuruluşun şehridir diğer gururumuz. Geçtiğimiz yıl Domaniç’te de kutlamaların büyük olacağı hatta Haziran ayında etkinliklerin olacağı konuşuluyordu.

Sonra ne olduysa oldu. Talimatla zorunlu katılan protokolün huzurunda anıta çelenk konuldu ve tören bitti. Organizasyon yapılmadı. Etkinlik yapılmadı. Yapılsaydı, halka duyurulsaydı Halk katılır mıydı bilemiyoruz. Ancak bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı tam bir fiyaskoydu.  YAZIK. Asıl yazık olan ise, bu haberi paylaşan gazetemize yapılan siyasi saldırılar ve olayı siyasallaştıran yorumcular. Çözüm odaklı müzakere yerine, kutuplaştırıcı ayrıştırıcı tartışma tercihimiz olmuş… Allah yardımcımız olsun demeye bile utanıyoruz. Allah daha ne yapsın demek daha doğru olur herhalde.

2.  CUMHURBAŞKANI ZİYARETİNİ DEĞERLENDİREMEDİK

Büyük Zaferin 100. Yılı nedeniyle Cumhurbaşkanımızın Kütahya’ya geleceği aylar öncesinden belliydi. Kütahya Gazeteleri, son geldiğinde eli boş geldi. Kütahya bu sefer müjdeler bekliyor gibi manşetler attı. Hakkını teslim edelim ki şahidiz.  Domaniç ilçe örgütü çok güzel çalıştı. Olan olmayan yarım kalan ne varsa tespit edip elinde bir dosya ile düştü yollara. Ama Kütahya’da ne oldu neden böyle oldu bilinmez. Cumhurbaşkanımızın konuşmasından anlaşıldığına göre her şey güllük gülistanlık gibi anlatılmış. Duran işler devam ediliyor gibi gösterilmiş. Adını bilmediğimiz 343 projenin açılışı yaptırılmış ki belli başlıları zaten çalışmakta olan özel sektöre ait fabrikalar… Yazık ! Bir fırsatı daha kaçırdık. İktidarı da muhalefeti de diyor ki. Eksiklerimiz söylenseydi Cumhurbaşkanımız yapardı.  Hayme Ana’da 2006 yılında bizzat şahit olduk. İstedik verdi. Hem de fazlasıyla…

3.  AFATLAR ARTARAK DEVAM EDECEK

Afatlar doğal felaketlerdir. Doğal felaketin önünü kesecek bir güç maalesef yoktur. Ama önlem almalı ve hazırlıklı olmalıyız ki zararı en az hasarla atlatalım.

Afatta başlıca zarar görenler, genelde dere yatağına ev, dam, bağ, bahçe yapanlardır. Ayrıca dere kenarına ağaç dikilmesi, derelerin bir şekilde kapatılması da yine bizim hatamız. Kanunen dere kenarına 8 metreden fazla yaklaşamazsınız. Ağaç dikemez, inşaat yapamazsınız. Ama yetkililer dayınızsa, ahbap çavuş ilişkisiyle kamu malına çökmenize vicdanınızdan başkası karşı çıkamaz. Her zaman yazdığımız gibi idarecilerimiz bu yanlışı idare eder…

Sonuç ! Bir kişi dere yatağını kapatır yüzlerce ev, ahır, bağ, bahçe, zarar görür. Ondan sonra basarız feryadı. NEREDE BU DEVLET. Devlet görevini yapmalı, gereken önlemleri almalı, personel ve araç sayısını artırmalı.

4. DAĞ YOLUNA 5 KURBAN VERDİK

Her yıl Domaniç-İnegöl yolunda onlarca kaza olur birkaç kişi hayatını kaybeder, kışın ayrı yazın ayrı sıkıntılar çıkar. 10 bin aracın geçtiği yol her nedense bir türlü genişletilmez ilgi gösterilmez. Bakalım 5 kurban verdiğimiz yere kaç metre bariyer çekecekler. Bakalım daha ne canlar ne mallar kaybedeceğiz feryadımızı duyurana kadar…

Latest Posts

spot_img

Yazarlar