ANLAYANLAR SUSAR ANLAMAYANLAR KONUŞUR

Yazdıklarımızı okuyanlar, bizi yakından tanıyanlar, doğduğu toprakları seven, köyü, ilçesi için bir şey yapmak isteyenler. Oturduğu koltuğun hakkını veren, aldığı maaşı hak eden, Domaniç için bir şeyler yapmak isteyenler de bilir bizi. Derdimiz bir tek Hayme Ana torunu, el kapılarında ucuz işçi olmasındır. Kimse ekmek için gurbete gitmesindir. Hasret ateşi ile yanmanın, el kapılarında azarlanmanın, vatan toprağına hasret kalmanın ne demek olduğunu bilen, gurbeti Avrupa’nın göbeğinde yaşamış, el alemin refaha nasıl kavuştuğunu görmüş, kendimizce okumuş araştırmış biri olarak; ömrümüzün geri kalanını memlekete faydalı olarak geçirmeye ant içmiş, kazandığımız hayat tecrübelerini buralarda kendi hemşerilerimiz ile paylaşmak için yıllardır kendini, sağlığını feda etmiş biriyiz.

Elbette hatalarımız, kusurlarımız yanlışlarımız da olmuştur, olacaktır da . Hata yapmamanın tek yolu, hiçbir şey yapmamaktır.

İsraftan başlayalım diye, 2007 yılında ilk yazılarımızı 3 gün süren düğünler üzerine yoğunlaştırdık. Evlenmek kelimesi, bir kız ile bir oğlanı ev sahibi yapmaktan gelir. Oysa bizde düğünler, ev batırmak üzerine kurgulanmış. Yemekler, içkiler, gürültüler, silahlar, altınlar, dürüler… Yapmayalım etmeyelim dedik diye; Ne dediğimizi anlayanlar sustu. Anlamayanlar konuştu, saldırdı, hakaret etti.

Üç çocuğumun düğününü de en az masrafla hem de örnek olsun diye, yarımşar gün yaptım … Ama bu gün bakıyorum da bizi kınayanlar, küfredenler, kültürümüze geleneklerimize karışma diyenler yarım günü bile çok görmeye başladı.

Son yıllarda düğün merasimleri gibi bir şova dönüşen cenaze merasimlerinin de cenaze de, cenaze sahibinin yemek dağıtmasının dinimize uymadığını yazdım. Yine bilenler sustu bilmeyenler, işine gelenler bize saldırdı. 15 yıl sonra, cenazede yemek olmaz diye pankart asmalar bile başladı …

Yine son yedi sekiz yıldan beri minarelerden ezan okumak yerine gürültü kirliliği yapmanın dinimize uygun olmadığını yazdığımızda, ezana karşı, dine karşı gibi çatlak sesler çıkaranlar konuştu. Kıyıda köşede, ‘çocuklarımızı uyutamıyoruz. İnsanı dinden soğutuyorlar’ diyenler sustu.

Kömür fiyatları 650 liradan 900 liraya çıkacağını duyar duymaz tepki gösterelim bu nedir diye yazdığımda, sivri akıllılar, ‘sanadamı kayıralım, Bulamırdan odun getir’ gibi işi sulandırdılar. 6-7 ay içinde kömür oldu 3.500-4.000 bin lira. Onu da bulabilirsen. İlk yazdığımızda dalga geçenler bir de utanmadan ‘SIKIYSA kömür meselesini yazsana’ demeye başladı. Biz yazarken bilenler susup, zevzekler işi sulandırmasaydı. Belki tepkilerimiz ile bir şeyler yapabilirdik. Unutmayın; Domaniç’te iki üç sokak köpeği severin tepkisiyle kimse köpeklere dokunamıyor. Onlar kadar bile olamadık.

İçtiği şişeyi yola atan bir de yetinmeyip kıranları haber yaptık. Kendi de içiyor dedi malum kitle. Biz size niye içiyorsunuz mu dedik. İçtiğiniz yeri pisletmeyin dediğimizi anlayanlar sustu, anlamayanlar konuştu.  Düğün pisliğini ormana atan, sazın sesini ful açıp konu komşuyu rahatsız edenleri yazdık derken yine anlayanlar, şikayetçi olanlar sustu kafasını kuma gömdü. Anlamayanlar , silah atmanın, çöp atmanın, içip saçıp kavga çıkartmanın kültürümüz de olduğunu savundular değişik hakaretlerle.

Kısacası biz kapıyı önceden kilitleyelim dedikçe, anlayanlar sustu, anlamayanlar sonradan kapı kilitlemeye kalktı. Üzülüyoruz ve sessizlerin sesi olamaya devam diyoruz.

Latest Posts

spot_img

Yazarlar