HAYATI ZORLAŞTIRMAK TA BİZİM İŞİMİZ

Dünyayı yönetenler, ne düşünür ne planlar bilemeyiz ama anlaşılan bize huzur vermeyecekler.
Korona geri dönmüş. Oysa bir aşıyla biteceği söylenmiş ve o aşı bulunmuştu ! Gerçi aşı olanlarda pıhtıdan ölmeye veya hastalanmaya başladılar deniliyor ya… Korona’nın meşhur olduğu günlerde kimse kalp krizi, grip, kanser gibi binlerce yıldır var olan hastalıklardan ölmüyor, herkes korona’dan gidiyordu. Sanki önceden hiç ölmüyorduk !
Korona’dan önce de onlarca hastalık üretilmiş dünyanın sonu geldi denilmişti. Ama ne AİDS, ne kuş gribi, bilmem ne gribi biz duyarsız insanlara bir şey yapamamış bu hastalıkları kimse ciddiye almamıştı. Hakkını yemeyelim AİDS çıktığında Almanya da kurulan prezervatif fabrikası dünya rekoru kırmış Bazı ülkelerin bütçesinden fazla paralar kazanmıştı. Ama uzun sürmedi. Fabrikada işler kesatmış…
Üretilen hastalıklar bir yana bir de küresel ısınma var. Temmuz ayında küresel ısınmadan dolayı şahsen biz Domaniç’te donuyoruz. Kömür eski Türkiye’de ki gibi ucuz olsa soba yakacağız. Zaten küresel ısınma teorisi de bundan önce tutan hastalıkları gibi pek tutmadı. Hemen adını değiştirdiler. Küresel iklim değişikliği dediler.
Kim değiştirdi lan bu iklimleri ? Kim üretiyor bu hastalıkları ?
Coğrafyamızı böldüler. Sen Türksün, sen Kürtsün, sen Almansın, sen Russun diyerek ırklara ayırdılar. Kabileler arası savaşlar, ırklar arası savaşlara dönüştü.
Allah’tan geçici olarak miras aldığımız, üzerine beleş konduğumuz dünyayı bölüşmek için kısacık ömrümüzü vatan millet Sakarya edebiyatı ile sonlandırdık. Hangi ırktan olursak olalım. Vatan uğruna kendi tabirimiz ile şehit olduk. Kimimiz, cennette gittik. Hz. Muhammed’e komşu olduk. Kimimiz de Hz. Musa’nın yanına uçtuk, kimimiz Hz. İsa’nın şefkatli kollarında açtık gözlerimizi. Paganlar, Walhala’da Tanrılarla şarap içmek için canlarını feda ettiler.
İnsanı ırklara böldük yetmedi, coğrafyayı böldük yetmedi. İnsanları tanrılara böldük yetmedi. Tanrıyı teke düşürdük ama dinleri çoğalttık hepimiz ayrı dinlere bölündük yetmedi. Siyaset diye bir kurum oluşturduk, kimiz solcu kimiz sağcı olduk yetmedi. Son zamanların trendi global hastalıklar ve global iklim değişiklikleri.
Birileri bizim mutlu olmamızı, huzur içinde yaşamamızı, ürememizi istemiyor. Oturup, biz kime batıyoruz. Kimler bizi sürekli korkutuyor, bölüp parçalıyor diye sorgulamak yerine sürekli onlara yem oluyor. Sazan gibi atlıyor. Ekmeklerine yağ sürüyoruz.
İşin en ilginci de, bizi yönetenlerin kullandıkları maşalar. Çoğu okul yüzü görmemiş. Diplomasız, ehliyetsiz, ilkokulu bile bitirememiş insancıklar. Koca koca askerler, bilim adamları, holding sahipleri ilkokulu bitirememiş birinin elini eteğini öpüyor medet umuyor. Biz yemeyelim onlar yesin, Allah devletimize zeval vermesin, bu can bu vatana feda olsun edebiyatı ile ölen biz, kanımızla, canımızla, emeklerimiz ile beslenen onlar yani taptıklarımız…
Tüm olumsuzlukları yerele indirelim ve kendimize bakalım. Domaniç’te durum ne ? Halkın derdiyle dertlenmek halkın refahı için projeler üretmek için ortaya çıkan siyasiler ve onların atadıkları bizim için ne yapıyorlar. Hakikaten bir şey yapıyorlar mı? Tanıdığınız bir siyasiye sorar mısınız Mesela artan kömür fiyatları için ne düşünüyor. Bitmeyen yollara, susuz köylere, yolsuz köylere bir çaresi var mıymış? Sakın sormayın. Çünkü bizde hesap sorma gibi bir gelenek bir yetenek daha da açıkçası yürek yok. Arkadan konuşmak, ahkâm kesmek, soracak kişilere talimat verip sonra saklanmak bizim işimiz. Kısacası İşimiz zor be dostlar. Hayatı zorlaştırmak bizim işimiz vesselam!

Latest Posts

spot_img

Yazarlar