ABARTMAK TA BİZİMİ İŞİMİZ…

Bir bayram namazında Temel’i her zaman ki gibi en ön safta gören köyün imamı; “ Ula Temel bakayrum da bayram namazlarını hiç aksatmıyorsun ama vakit namazlarında da Cuma namazlarında da seni hiç göremeyruk” demiş. Temel cevabını hemen vermiş; “ Yahu hoca efendi; Vakit namazlarını da Cuma namazlarını da çok apartaysunuz. Vakit namazlarında yılda birkaç gün olsa söz onlara da gelirum” demiş. Gerçekten kabullendiğimiz bir şeyi o kadar abartıyoruz ki insana gına geliyor…
Bizim köyün, bizim Domaniç’in, bizim bu bölgenin insanı haddinden fazla duygusal. Kimse kolay kolay doğduğu toprakları terk edemiyor. Ekmek için çıktığı gurbetten fırsat buldukça memleketine koşuyor. İşleri düzeltir düzeltmez de memleketine geri dönüyor.
Gurbette vatana, bayrağa, ezana hasret kalmak ne demek gurbetçiler çok iyi bilir. 30 yıllık gurbetçi olarak yaz aylarında el alem geze geze tatilin tadını çıkartırken, biz Allah ne verdiyse 3 bin 200 kilometrelik yolu dur durak bilmeden memlekete koşarak gelirdik. Kapıkule’de, Keşan’da Türk gümrüğünde dalgalanan Türk bayrağını görünce tüm yorgunluğun geçiverir. Sevinç gözyaşları dökersin. Duyduğun ilk ezan sesi ile olduğun yere çakılır en ince damarlarına kadar ezanı dinler, şükürler edersin. Ya bir de milli bayrama denk gelmişsen saygı duruşu ve istiklal marşımız ile duygu seline kapılırsın. 1971-2006 yıllarında çocukluk ve gençlik yıllarını gurbette geçirmiş biri olarak, memlekete kesin dönüş yaptıktan sonra, yeni sahibi olduğum Domaniç Gazetesi adına ilk 23 Nisan Bayramı haberini çekiyordum Ebe Çamlığı tören alanın da Bayraklar, sancaklar, istiklal marşı derken duygusal biri olarak ağlamaktan dizlerimin bağı çözüldü. Alan da görev yapan polislerimizin müdahalesi ile kendime gelebildim. Anlamadığım ve çok tepki gösterdiğim şeyler olmaya başlamıştı. Törenlere kimse katılmıyor. İstiklal marşına saygı yok, ezan okunurken kızanlar var. İlk ramazan davulunu o kadar övmüştüm ki ilk fırçayı da o zaman yedim okurlardan.
Ben, yetiştiren üstatlarım, “gazeteci halkının sesidir” demişti. Ben ise memlekete gelince, hasretini çektiğim milli duyguların esiri ve sesi olmuşum.
Domaniç halk Eğitim Müdürü 30 köyde 4 kadına iki ay kurs vermiş sertifika töreni düzenlemiş. Başta Kaymakam ve Belediye Başkanı olmak üzere tüm kurum amirleri törene katılıyor. Her tören de saygı duruşu istiklal marşı, protokole özel sandalye masa ve yemek derken, günler haftalar aylar yıllar geçerken törenden törene koşan amir ve memurların asıl işleri bekliyor… dayanamadım bir kaymama isyan ettim. Çünkü tören takip etmekten ben de işlerimi yapamaz hale gelmiştim. Günde 30 defa istiklal marşı mı okunur ya ???
Dinlemeye doyamadığım ezanlar günde beş defa öyle bir okunuyor ki. Yaşlı köpekler bile rahatsızlıklarını dile getiriyor uluyor. Cami yakınlarında evi olanlar çocuklarını uyutamıyor. Hastalar yerinden fırlıyor. Müslüman’ı Allah’a davet etmek değil gaye milleti dinden soğutmak için yapılıyor sanki. Cumalar saatlerce sürüyor. Teravihler tam bir şova çevrilmiş. Cenazeler de bir tören havası var. Ağlayan cenaze yakınlarına pide getirin, çay getirin, şu günü bu günü randallar cenaze evini yağmalıyor bir hafta boyunca. Düğünler desen tam bir rezalet iki genci evlendirip ev sahibi yuva sahibi yapmak yerine yuva dağıtma organizasyonuna dönmüş…
Atatürk’ün şehit ve gazi çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan törenleri çocuklara işkence bayramı olarak güncellenmiş. 19 Mayıs gençlere zulüm etme günü. İnsan Atatürk’e de düşman olacak. Din, huşu ahlak ve adalet için vardır, gürültü çıkarmak zaman öldürmek için değil. Milli bayramlar anmak anlamak için vardır. Ama abartmışız dostlar, çılkını çıkarmışız her şeyin. Gelin durup düşünelim dini ve milli duygularımıza yeniden saygınlık kazandıralım!

Latest Posts

spot_img

Yazarlar