Cuma, Mayıs 20, 2022
spot_img
More

    Ah benim Safım !

    İster misiniz etrafınızda size hizmet eden onlarca yüzlerce hizmetçiniz olsun ? Birileri sofranızı hazırlarken, diğerleri sizi süt banyonuzda yıkasın, ötekiler ayaktan başa masaj yapsın, köşkünüzün yüzme havuzunu temizlesin, havuzdan çıkınca bornozunuzu giydirsin, yiyeceğiniz içeceğiniz hemen şezlongunuzun yanına getirilsin, bu arada dansçı kızlar karşınızdan Flamenko dansı yapsın. Lüks aracınız sizi yolda yürüyüş yaparken arkadan takip etsin. Binmek istediğiniz de hemen köleleriniz, hizmetçileriniz ya da korumalarınız kapıları açsın…
    Kim istemez ki değil mi ?
    Filmlerden bildiğimiz bu manzaraları yaşayanlar var.
    90 lı yıllarda Almanya’da bir cemaate ait cami açılışına, cami dernek başkanı akrabam tarafından davet edildik. Babam cemaatlere karşı olduğu için beni gönderdi. “ Babam hasta dersin” dedi. Meşhur milli yalanlarımızdandır.
    Caminin etrafında yüzlerce mürit, açılışı yapacak hoca efendiyi bekliyorlardı. Dev bir araç alana yaklaşırken insancıklar yolları açmak için kendilerini paralıyorlardı. Araç, tam da benim önümde durdu. Kapıların açılmasıyla mis kokusu tüm havayı değiştirdi. Kapısı açılarak içeriden çıkmasına yardımcı olunan efendi insan, araçtan inerken son sözlerini söyleyip telefonu yanında ki insancığa verdi. O da araçtaki bir yere taktı telefonu hayatımda ilk defa araç telefonlu araba görmüştüm. Üstelik bir de faks aleti vardı araba da. Sonraki yıllarda öğrendim ilkokulu bile bitirememiş bu efendi, meğer şeyh gibi bir şeymiş. Müritler camide bastığı yerleri boşuna öpmemişler adamın. Neyse, camide sohbet eden efendi, klasik Hz. Ömer adaletini, Hz. Muhammed’in fakirliğini, hurmanın yarısı ile mübarek orucunu açtığını, dünya malının iyi bir şey olmadığını, Allah’ın fakirler için cenneti hazırladığını anlattı mealen.
    Ben bu olayı da, önümde iki büklüm benden oy isteyip, birkaç yıl sonra tekrar karşıma çıktığında, havalı havalı lüks aracından nasıl indiğini çok gördüm.
    İslam, köleliği yasaklamıştır. Bu yüzden uyanıklar kendilerine biat edecek köleler yerine, saf kalpli cennet aşkıyla yanıp tutuşan müritler veya siyasi ise taraftarlar toplarlar. İnsanı gönüllü köleleştirmenin yolu, onu hizmet edeceğim yalanı ile kandırıp yoksulluğu özendirip açlığa talim ettirmektir. Aç insana her şeyi yaptırırsınız. Peki insanlar nasıl olurda yoksulluğu özenir ister hale gelirler ki. İşte orada din devreye girer.
    Nasıl olsa okumayan araştırmayan bilmeyen bir toplum var karşınızda. Verin gazı. Cennette huriler, nehirler….
    Cennetin anahtarı ise fakirliktir onlara göre. İnsan tüketen bir varlıktır. Tükettikçe azalanı ya çalışır artırırsın ya da bitene kadar kalana şükredersin.
    Ey insan, hiçbir insan senden daha değerli değildir. Şarlatanların ardından koşacağına, ki bunlar bazen din istismarcılarıdır. Bazen siyasi liderler bazen de futbolcular. Sen taraf olursun ölümüne o ise sadece seni sömürerek katlar da yatlarda saraylarda yaşar senin gibilerin sırtından yaşar.
    Kıran kırana bir maçtan sonra rakip futbolcular aynı pavyona takılır. Kıran kırana geçen seçimden sonra kazanan farkı partilerde ki siyasiler aynı muhitten villalar alır komşu olur. Sana Hz. Ömer’in adaletini , Hz. Muhammed’in yoksulluğunu öven o cahil sakallı efendi, cenneti senin paranla çoktan dünyada kurmuştur.
    Sen hala sizden olmayan dayına amcana halana mı söversin ah benim safım!

    Latest Posts

    spot_img

    Yazarlar