HEPSİNİN CANI CEHENNEME !!!

Meşhurdur Almanya’nın otobanları, yolları. Tarlaların arasında, ormanın için de bile yaya yolu, at yolu, bisiklet yolları vardır. Kolay anlaşılır, insanı düşünen yasaları vardır. Birkaç işçi maaşınla istediğin Mercedes’i BMW’yi, Opel’i Porsche’yi alırsın. İmkânları vardır. Kim zengin kim yoksul bilemezsin sokaklarında. Çiftçi Hans’la, cumhurbaşkanı, başbakanı aynı statüdedir. Bizde ki gibi protokol ayrımı falan yoktur.
Almanlar tarihte, Amerikalılardan da Ruslardan da daha vampir, daha cani, daha faşist, daha dinci bir milletti. En büyük Irk olarak gördükleri kendi kandaşlarının dünyanın tek sahibi olduklarına inanırlardı. Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’ya kadar kan dökmedikleri yer yoktur. Kendi kurdukları Efangelik mezhebi de dahil 4 Hıristiyan mezhebi arasında bir birlerinin de kanlarını vahşice dökmüşlerdir yüz yıllarca. Sokaklar bölünmüş, mahalleler bölünmüş, kiliseleri ayrı, okulları ayrı bir millet.
Daha düne kadar bu böyleyken, 1945 yılında birleşmiş milletlerin kafalarına tokmağı vurmasıyla kendilerine gelmişler. İnsan gibi düşünüp, insani yasalar yapmışlar, günlük bir somun ekmeğe, yıllarca çalışmışlar. Yepyeni bir Almanya kurmuşlar. 15 yıl sonra 1960’da tüm ülkeyi yeniden medeniyete ulaştırmışlar ve dünyadan işçi almaya başlamışlar. 15 yılda , sadece 15 yılda.
Şaşırmayalım, kutsamayalım. Yıkılan Osmanlı İmparatorluğunun ardından biz de 1923’de yeni bir ülke kurduk. Koca imparatorluğun külleri, Almanlardan daha ağırdı. Ama bir Türk yani Atatürk ve vatan aşığı üç beş Türk, 15 yılda Osmanlının tüm borçlarını ödedi. Yüzlerce fabrikalar açtı. Bakın bu gün Lozan Antlaşması olmasaydı. Montrö Antlaşması olmasaydı 3. Dünya savaşının içinde olacaktık. Yani üç beş aşık ile Almanlardan fazla atılım yaptık. Almanlardan hızlı geliştik. Ama sonra birileri geldi. “Biz bu kadar sıkıya gelemeyiz, bir somun ekmeğe razı olamayız, zaten bize bu dünya lazım değil ahret lazım” dedi. Bağımsız ülkemiz önce NATO’ya sonra Suudi Arabistan’a bağlandı. Avrupa özendirildi. Derken öz benliğimizi kaybedip el aleme özenmeye başladık.
Rızkımızı el kapılarında, huzurumuzu, ölümden sonra aramaya başladık. Sürekli kandık, kandırıldık. Vatanı kurtaracak bağımsızlaştıracak bizi muasır medeniyete ulaştıracak yegâne gücün, damarlarımızdaki asil kanda olduğunu unuttuk.
Alan el değil veren el olun, okuyun, çalışın, bilen olun, üreten olun, sorgulayan, akleden olun, tarikatlara, mezheplere bölünmeyin, birlik olun diyen Kuran’ı astık duvara, fazilet aradık şeyhin yazdığı üç beş Arapça kelamda. Dünyaya örnek olun, nizamı alemi getirin diyen Kuran’ı ölü kitabı yaptık ya mezarlıklarda ölülere okuduk anlamadan ya da cehennem korkusu, cennette huri tutkusu ile zikir çekmekle harcadık zamanımızı.
Sonuç, Müritler Almanya’da işçi, şeyhler Amerika’da yönetici oldu. Bir kısmımız ploreteryacı oldu. “işçi kardeş” diye diye dağılan SSCB’nin ardından ağlakçı olarak kalakaldı.
Kuran’ı okuyup anlamadıysan ‘Müslümanım’ deme. Oğuz Atayı bilmiyorsan, Ertuğrul’u tanımıyorsan, Gök Tengri’yi bilmiyorsan, Atatürk’e saygı duymuyorsan ‘Türküm’ deme, Domaniç için bir şeyler yapmıyorsan ‘Domaniçliyim’ deme. Düşünüp akletmiyorsan, sorgulamıyorsan, çalışıp üretmiyorsan ‘İnsanım’ deme. Başkalarının sırtından geçinen, sağa sola çamur atan, yan gelip yatan kim varsa canı cehenneme !!!

Latest Posts

spot_img

Yazarlar