YEREL BASIN SUSTURULMALI (MI)?

Dünyada bizim kadar çok ulusal basını olan başka ülke var mıdır bilmiyorum. 30 sene içinde yaşadığım, gazetecilik yaptığım Avrupa’nın göbeğinde ki Almanya’da, bir Bild Zeittung vardı, bir de Frankfurter Algemeine gibi yerel kökenli ancak ulusal da satılan birkaç gazete… Ama her ilin, ilçenin, köyün kendine ait kesinlikle bir veya birden fazla şehrin büyüklüğüne göre yerel gazetesi vardı.
Yaşadığım şehirde de iki büyük yerel gazete olduğu halde köylerde bile yerel gazete vardı. On Alman’dan beşi her sabah taze ekmek almaya gittiğinde, bir de yerel gazete alır, gazete alamayacak kadar yaşlı veya yoğun olanlar ise en az bir yerel gazeteye mutlaka aboneydiler. Alman gazetelerinde, “Belediye başkanı yol yaptı, Cumhurbaşkanı öğleden önce şunu dedi öğleden sonra bunu dedi. Başbakan köprü açılışı yaptı gibi haberleri hiç görmedim. Ama belediye başkanı bir yere yol yapmayı düşünüyorsa bu halkla paylaşılır, halkın tepkisi dikkate alınır sonra yol yapılır. Başbakan yeni bir kanun çıkaracaksa bu duyurulur halk ve uzmanlar tartışır. Sonra düşünülen ortak akıl ile yapılırdı. Seçimlerde, miting, konvoy, broşür dağıtma gibi işitsel ve görsel kirliliğe asla müsaade edilmez, tenezzül edilmez. Her ilin milletvekili adayları yerel basın aracılığı ile halkla buluşturulur. Mesajlar yerel basın üzerinden sessiz ve tertemiz yapılır. Halkta aklına uyanı seçer. Birkaç saat sonra ulusal basından hangi partinin kazandığını, yerel basından da hangi vekilin kazandığını öğrenir. Seçimde biterdi.
Dünyanın ilk gazetesini Çinliler çıkarmışlardır. İlk matbaa da bilindiği gibi Çinlilere aittir. Basın gelişmiş ülkelerde halkı aydınlatmak için yegâne güçtür ve çok önemsenir. Basın işi, işin uzmanlarına bilenlerine yaptırılır. Asla kaçak köçek, merdiven altı çakma, yalaka ve yalancılara teslim edilmeyecek kadar kıymetlidir. Basın halkı aydınlatma, haberi doğrulama, olanlardan veya olacaklardan halkı haberdar etme görevini yürütürken, halkta, devlette basınını canla başla korur kollar. Çünkü basın halkın ortak sesidir, kulağıdır, haksızlığın, yolsuzluğun, üzerinde ki en büyük denetim mekanizmasıdır. Basın hakları kanunla korunur, basın kanunla desteklenir. İşini doğru yapıp yapmadığın halk karar verir. Denetimini de devlet yapar.
15 yıl önce yurt dışındaki bir abonemize bir gazeteyi 15 kuruşa gönderiyorduk. Geçen yıl 1 buçuk lira şimdi. 35 lira. Hürriyet Gazetesi ile Domaniç Gazetesi aynı şartlarda kıyaslanır. Giderleri günden güne artan yerel basın sosyal medyanın da etkisiyle madden ve manen çökertilmiş, itibarsızlaştırılmıştır. Bizim gazetelerin şartları ve denetimleri o kadar ağırdır ki eğer bu işe gönül vermediyseniz kesinlikle dayanamazsınız. Şartların ağır olmasından asla yakınmadık. Denetimler bir belediyeden, kaymakamlıktan çok daha ağırdır ve kesinlikle de öyle olması lazımdır. Asla itiraz etmiyoruz. İtirazımız, yerel basını yerlerdeki halkı aydınlatmak ve haberdar etmek için kullanan belediyelerin, özel idarelerin ve de diğer kurumların alım satım ilanlarını yerel basına verme zorunluluğunun kaldırılmasınadır. İsteyen istediği yandaşından alışveriş yapsın diye mi ? Bizim bir küçücük reklam gelirimiz bile denetlenirken merdiven altı sahibi bile belirsiz sözde sosyal medya habercilerinin reklamlarımızı çalmasına kaç yıldır neden ses çıkarmazsınız ? Giderlerimizi ve ayakta kalmamızı istemiyorsanız. Bunun sebebi nedir. Resmi çalışmak isteyen bizlerin şartlarını ve denetimlerini bu kadar ağırlaştırırken bizleri bu kadar cezalandırırken kaçak köçek iş yapanlara göz yumarak “Kanunen onlara bir şey yapamayız” derken bize ne mesajı vermek istiyorsunuz ? Ulusal basını kontrol etmek kolay yerel basını kontrol etmek zor diye yoksa yerel basın susturulmalı mı diyorsunuz ? Olabilir. Ama unutmayın ! Kimi korkudan, kimi kibirden ses çıkarmasa da bizim arkamızda da halk var halk

Latest Posts

spot_img

Yazarlar