Bizde Yaşlandık Zaten

Umutsuz yaşanmazmış. Bizim de Domaniç için umutlarımız , hayallerimiz vardı. Bir tek Hayme Ana Torunu el kapısında işçi olmasın gibi hedeflimiz vardı.
Gazeteyi devraldıktan sonra ilk Kral Çıplak yazılarımızdan birisi, ‘Ben varsam bu iş olmaz ! Biz varsak olur !’ du…
Sonra ‘ Ya Domaniç İçin Bir Şeyler Yap Ya da Yapanlara Engel Olma’ dedik. Bahane üreten değil çare üreten olalım dedik. Misafir olarak geldiğimiz dünyada değerli olan hiç ama hiçbir şey yoktur. Tek değerli olan şey varsa, o da benim ! Ben değerliysem benim de değerlerim olmalı. Benimkiler de değerli olmalı demeli insan dedik.
Coğrafyamız kaderimizdir.
Biz de, dünya denilen alemde Domaniç’in misafiriyiz. Ya ev sahibimiz Domaniç’i öpüp başımızın üstünde taşıyacak değerlendireceğiz. Ya da yerip aşağılayıp rencide edeceğiz.
Översek iyi ağırlanırız. Söversek kovuluruz. Bu kadar basit…
Domaniç’te oturup, İnegöl’ü översek, Tavşanlı’da şu var bu var dersek, İstanbul’da boğaz var. Van’da kaz yetişiyor, Antalya’da deniz var. Domaniç’te ne var dersek. Domaniç’te bize “Ya sev ya terk et” der mi der.
Oysa ‘Coğrafyamız kaderimizdir’ deyip Domaniç’imizi el birliği ile değerlendirmek bizim elimizde. Bunun için yapmamız gereken tek şey SEVMEK. Sevemiyorsak ta sevenlere engel olmamak.
Kapitalizm Dünya’da ne varsa hızla tüketiyor. Deniz turizmi bitti, fabrikaları dünyamızı yeterince kirletti, özellikle pandemi de görüldü ki insan, betondan kaçıp doğaya, öze dönmenin yollarını aramakta.
Kayılar Domaniç beline geldiklerinde Domaniç’i çok sevdiler. Değer verdiler değerlendirdiler. Domaniç’e ekilen tohumlarla kısa sürede dünyanın yarısına hakim oldular. Sonra nankörlük edip geldikleri yeri unutunca, at sırtında kral olarak gittikleri yerlerden boynu bükük aynı atın seyisi olarak geri döndüler.
Yakın geçmişimizi bir bakalım. Kömür madeni bizde de vardı. Ama biz görmezden geldik. Yıllarca Tavşanlı’nın kömür işçisi olduk. Ormanlarımız vardı. Ama biz ağaçlarımızı İnegöl’e sattık. İnegöl, dünyanın mobilya devi oldu. Biz de işçisi…
Dünyada yükselen trend dağ turizmini gördük. Dağ turizmi için Allah bize her türlü nimeti vermiş (Düşünen Beyin Hariç).Gelin bakir memleketimizin turizminden faydalanalım dedik. At gözlüklü sosyal medya fenomenlerinin de desteği ile sürekli önümüz kesildi. Umutlarımız çökertildi.
Turizm demek; yağ yoğurt, et süt, soğan-sarımsak, arpa-buğday, domates-biber, fasulye-bulgur, elma-armut, ceviz-fındık, el sanatları ve yüzlerce kalem iş ve istihdam demek. Tarlaları sattık, bağı bahçeyi bıraktık, turizm alanlarımızı kiraya verdik ya. Atalarımızın tarlalarında ırgat, ahırlarında seyis, restoranlarında garson, otellerinde bulaşıkçı olmamız da an meselesidir. Domaniç dağının üstü altından daha zengindir. Bilenler işletecek bilmeyenler, gözünüz aydın SSK’da ödeyeceklermiş. Ha bu arada “Umutsuz yaşanmazmış” demiştik ya biz de zaten yaşlandık…Yaşlandırdınız !

Latest Posts

spot_img

Yazarlar