ADİL OLMAK

Mühim olan adil olabilmek diyerek başlamak istiyorum bu haftaki yazıma.

Şimdi bu konuyu açıklayabilmek için öncelikle kavramları açıklamakta yarar görüyorum. Örneğin ‘’Adalet nedir?’’ sorusunu hem sosyal hem dini anlamlarıyla irdelemek gerekiyor. Zaten her iki yönüyle de farklılık göstermediğini göreceğiz.

Adalet, klasik anlamıyla, hak ve hukuka uygunluk; hak ve hukuku gözetme ve yerine getirme; Kısacası adil olma durumudur.

Adalet, İslâm’ın çok önem verdiği konulardan birisidir. Bu nedenle dini anlamda da şöyle tarif edilmektedir: “Hakkı teslim etmek ve kim olursa olsun eşit davranış ve eylemde bulunmaktır’’. Adalet, her şeyi layık olduğu yere koymak, doğru hüküm vermek ve haksızlıktan uzak durmaktır. Adaletin karşıtı ise zulüm, haksızlık, adam kayırmak gibi kötü davranışlardır. Yani özetle adaletsizliktir.

Evet, Kafamız bazı konularda çok karışık.
Konu olacak o kadar mevzu var ki.
Öncelikle Covid-19 başta olmak üzere, ilçemizin bitmeyen sorunları, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik şartlar ve buna bağlı olarak mağdur olan insanlarımız yani bizler, hepimiz. Hangisini yazıp dile getirsek, sonucu her birimizi bağlıyor. Hepsi bizler için önemli ve öncelikli. İçinde bulunduğumuz zaman ve tüm insanlık olarak çağımızın bizlere yüklediği misyon burada başlıyor galiba. Adil olma ve adalet ile hükmetme misyonu.

Fakat netleştirelim derim.
Net ve kesin olan bir durum var ki, Domaniç ve Domaniç insanımızın mağduriyetinden yola çıkarak. Birde bizden olan bizimle aynı havayı soluyan, yurdumun insanı, hayat pahalılığı yetmezmiş gibi, kur-faiz-borsa üçgenine sıkıştırılmaya çalışılmakta, Türk parası her geçen gün biraz daha değer kaybetmekte.
Bu ekonomik döngü içerisinde zam furyası, insanımızın alım gücünü zayıflatmakta. Adil ve adaletli olmak gerekiyorsa bu yazdıklarım yaşadığımız zaman diliminin zorlukları.

Neden böyle bir konuyu yazmaya gereksinim duydun derseniz; insan olarak yaşadığımız her an ve her olayın bizleri dolaylı da olsa etkilediğini görmekteyiz. Bu nedenle de toplumsal her olayı sorgulamayı ve çevremize aktarmayı bir görev biliyorum.

En yüksek erdem sayılan adalet, akıl ve vicdan unsurlarından oluşur. Aklı ve vicdanı olmayan kişi ve toplumların sonu hüsrandır. İlkel adalet, uygar adalet, denkleştirici adalet, dağıtıcı adalet, sosyal adalet, ilahi adalet gibi değişik türleri olan adalet, adalettir işte. İnsanın Vicdan sesidir. Birçok noktada eşitlik, ahlak, ölçülülük ve hakkaniyet kavramları ile kesişir. Vicdanımın sesini dinleyip bu yazıyı kaleme aldım. Sosyal hayatımız başta olmak üzere, adaletsizlik hayatımızın her aşamasına gelmiş ve bulaşmış durumda.

Her ne konu olursa olsun, adaletsizliğin doğurduğu olumsuzlukları önlemenin mümkün olacağını unutmamalıyız. Tabiki en önemli görev öncelikle yasa koyucularda, sonra yasa uygulayıcılarda olmalıdır. Lütfen daha duyarlı davranalım, toplumsal barışın sürmesine katkı verelim. Adaletsizlik, en kötü eylemdir. Toplumu kaosa sürükler, beşerî ilişkileri bozar.

Adaletsizliği çözmenin en iyi yolu adaleti doğru uygulamaktan geçer. Adaletli olması gerekip, her konuda adaletsizlik yapan her görevli, kim olursa olsun mutlaka bir yaptırımla karşı karşıya kalmalıdır ki, bir daha da bu eylemi yapmasın. İşte o zaman adaletten söz etmek mümkün olur. Her ne surette olursa olsun herhangi bir canlıya uygulanan her olumsuz davranışın mutlaka ama mutlaka bir caydırıcı bir yaptırımı olmalıdır. Aksi halde adaletsizliği yok edebilme şansınız asla ve asla olamaz.

Daha adil bir dünya için Her birimiz adaletle hükmetmemiz gerek. Kalın sağlıcakla.

Latest Posts

spot_img

Yazarlar