NEREYE GİDİYORUZ

Globalleşen bir dünya. Teknolojinin Uç noktasını yaşayan insanlık. İçinde bulunduğumuz zaman dilimi. Covid-19 belası, ekonomik koşulların ağırlığı ve bozulan sosyal dengelerin insanlara yansıması. Sonuç olarak bu etkenler, dostluk, arkadaşlık, Akrabalık vb hukukumuzu adeta sömürmekte. Her şeyden önemlisi insanın insana olan güven duygusunun yok olması. Ön yargılar ve empati yoksunu insanlık. Kısacası “Ben” dilini kullanıp “Biz” olamayan insanlar. Yani bizler….
Bu arada nedir ön yargı, nedir empati?
Empati : Eş duyum ya da duygudaşlık, bir başkasının duygularını, içinde bulunduğu durum ya da davranışlarındaki motivasyonu anlamak ve içselleştirmek demektir. Kendi duygularını başka nesnelere yansıtmak anlamında da kullanılır.
Önyargı : Bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay ve görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı, peşin yargı, peşin hüküm, peşin fikir. Önyargı, genel ve özel kullanımlarında bir taraf tutma biçimidir.
Neden mi Empati ve ön yargının tanımını yaptım. Çünkü biz insanlar olarak hayatımızdan ön yargıyı çıkarıp, empati kültürünü yerleştirme zamanı geldi de geçiyor bile.
Biz Domaniçliler için Domaniç bizlerin ortak paydası. Bu durum münakaşa götürmez. Yani tartışmaya yer vermeyecek biçimde kesin bir durumdur.  Beraber birlikte Domaniçli olmuşuz, adımız bir, toprağımız bir, havamız bir, kıblemiz bir, acımız bir, ihtiyacımız bir, derdimiz bir, geçmişimiz bir. Yani kısacası her şeyimiz bir.  Dolayısıyla geleceğimiz de bir.
Onun için partiler, dernekler, kurum ve kuruluşlar bir araçtır. Amaç hizmet olmalıdır. Neticede hedefe varmak için bakış açıları farklı olabilir, amaç Domaniç’e hizmet olduğu anda bakış açılarımızı bir noktada birleştirebilirsek çözemeyeceğimiz hiçbir sorun kalmayacaktır.
Ama ne yazık ki; Kısır çekişmeleri bir kenara bırakmıyor, kenetlenemiyoruz. Sonuç olaraktan sorunlarımızı ve engellerimizi aşamıyoruz.
İşin garibi ise bunca ortak paydaya rağmen sağlıklı bir şekilde gerek normal hayatta gerekse sosyal medyada konuşamıyoruz, tartışamıyoruz ama Allah var çatışmayı çok iyi biliyoruz; elimize yalan yanlış ne geçirirsek karşı tarafa savuruyoruz. Kavga etmeden konuşamıyor, tartışamıyoruz.
Keskin sınırlarımız, ön yargılarımız var. Hiçbir farklı fikre tahammülümüz yok. “Farklı düşünce” saygı duyulabilecek bir şey olmaktan çıkmış. Hatta düşman olmak için bir gerekçeye  dönüşmüş. Durduğumuz yerler, siyasi görüşler değişse de, değişmeyen tek şey  zihin dünyamız. Üstelik, bu zihniyetten şikayet etmiş olmak da bir şeyi değiştirmiyor.  Bu artık bizim genel bir sorunumuz.
Herkes bulunduğu yerden yüzde yüz emin, şaşmaz, yanılmaz. Aksini söyleyen de yüzde on bin yanılıyordur! Aslında ne dediğinin önemi de yok, biraz farklı olması bile yeter. Hemen, etiketlenip yaftalanmaya başlanıyor. Nasıl bir konu olursa olsun ön yargılarını arkaya alarak ve en küçük bir taviz vermeden ve asla uzlaşmayı düşünmeden aslanlar gibi mücadele ediliyor. İnsanların kendi kendilerine yarattıkları şahsi hırslarının ve ön yargılarının bir sonucu. Yani takıntılı olma sorunu. Mevzilerinin  ellerinden kaymasından korkuyorlar. Bu da her birini ötekine karşı daha saldırgan, tedbirli, savunmacı, her şeyin altında bir bit yeniği arar hale getiriyor. Her an birileri kendilerine zarar verebilir endişesiyle yaşıyor ve ufak bir farklı sesten eleştiriden nem kapılıyor.
Mağduriyetler yaratıp onun üzerinden yarışmak yerine çözüm üretilse ve asıl sorunun sürekli “ötekiler” yaratıp duran zihinlerimizden olduğunu kavrayabilirsek, ruh sağlığımıza daha iyi geleceği kesin.
Hırs, kin öfke, linç, yok etme, ezme, kibir ve tahammülsüzlük bizi esir almamalı. Hoşgörüyü elden bırakmamalıyız. Ön yargılarımızdan kurtulup, empati kültürünü benliğimize işlemeliyiz. Nereye gidiyoruz ve kimi kim için kırıyoruz. Sevgiye hakim, karşı tarafta kim olursa olsun saygılı, hoşgörülü kalın. En önemlisi de sağlıcakla kalın.

Latest Posts

spot_img

Yazarlar