Perşembe, Eylül 16, 2021
spot_img
More

    UZUN SAÇLI ADAM

    Sıcak bir yaz günü akşamı. Batmak üzere olan güneş, güz elması gibi kızarmış. Püfür püfür esen rüzgar, elinde uzunca bir sopayla dikilmiş Tefekkür Tepeden Domaniç’i seyreden uzun saçlı adamın saçlarını bir kısrak yelesi gibi dalgalandırıyor.

    Sessizliğin sesini gençlerin tartışması bozuyor. Yavaşça geriye dönüp sesin geldiği yere doğru bakan adam duyduğu sesin sahiplerini göremeyince ilerlemeye başlıyor.

    Bir grup genç bir ağacın arkasına oturmuş tartışıyorlar. Her kafadan bir ses çıkıyor kimse kimseyi anlamıyor. Sadece arada bir aslan, kara kartal, sarı kanarya gibi sesleri anlıyor uzun saçlı adam. “Hayırdır gençler, avcımısınız?” diye soruyor. Her hallerinden köylü ve gariban çocukları olduğu anlaşılan gençler bu gür sesin sahibene, kılık kıyafetine bakıp önce biraz irkilseler de, sonra kahkahayı patlatıyorlar. “ Yok be  dayı ne alakası var ? Nereden çıkardın” diyorlar.  “Ne bileyim” diyor uzun saçlı adam, biriniz en büyük aslan, diğeriniz kartal falan deyince avladığınız hayvanları mı överseniz diye düşündüm” diyor ve oracıktan ayrılıyor. Az ötede ise başka bir gurup daha derin mevzuları tartışmaktadırlar. Fesli olanı “Ben Osmanlı Torunuyum” diye böbürlenirken, saçı sakalı bir birine karışmış olan şalvarlı olanı, “ Hepimiz Hz. Muhammed’in ümmetiyiz elhamdülillah” demektedir sakalını sıvazlayarak. “Bu ülkeyi biz kurduk. Ben Mustafa Kemal’in askeriyim” der en genç olanları.

    Uzun saçlı adam, yanlarına iyice yaklaşmıştır.  Elinde ki sopaya yaslanır ve “Peki beyler aranız da hiç Türk yok mu ? der. Mustafa Kemal’in askeriyiz diyen atlar. “Ben Türküm.  Ne mutlu Türküm” diyene diye de sloganını patlatır. Osmanlı Torunu, “Ben de Türküm ama aynı zaman da Müslüman’ım” der. Ben ne Türküm Ne Arap’ım ne de İngiliz’im” der Ümmetçi olanı. “Ben sadece Müslüman’ım”  Uzun saçlı adam, “ Peki siz buralara nerden geldiniz bakayım, nerelisiniz?” der , oturanlar hep bir ağızdan, “Domaniçliyiz” derler. “ Peki, sizler ne iş yaparsınız? Mesela Domaniç için ne yaptınız ” der Uzun saçlı adam.

    Sessizliğin sesi, sadece esen rüzgârdır…

    Az öte de ki ağacın altında oturan kalabalığın tartışması ise daha ateşli daha kırıcıdır. Ak Parti’nin yaptığı yolları öven adama, itirazlar yükselir hep bir ağızdan. “Yol yapmak hükümetin asli görevidir. Ama devlet halkın parasıyla yapılan yoldan para almamalı” der biri. Öteki camilerde siyaset yapıyorlar. Cuma çıkışı basının ne işi var cami önünde” diye isyan eder. “ Biz iktidara gelince vergileri kaldıracağız” diyen birine bir başkası, “ Ulan bu vergileri zaten siz getirmediniz mi” diye saldırır.  “Emekli de olamıyoruz” diyene öteki zamanında oy için gençleri emekli yapmasaydınız şimdi bu hale düşmezdik” der. Bir başkası. “ Siz hiç konuşmayın” diye bir ses yükselir. Devletçiyiz diye devleti yediniz yıllarca, ne yol yaptınız ne hastane. Devlet dairelerine korkuyla giriyorduk. Asık suratlı devlet memurları hep CeHaPe zihniyetli insanlardı. Halka tepeden bakan tiplerdi” diye bir itiraz gelir. Buna çok kızan öteki siz hiç konuşmayın sarıkları başımıza sarıp Türkiye’yi İran’a çevirdiniz” diye o da ötekine çatar. Uzayıp giden tartışmanın sonu kavgaya ve kırgınlığa doğru ilerlerken, uzun saçlı adam, “ Arkadaşlar tüm yakındıklarınızı başa getiren siz değilmisiniz , sizin hiç işiniz yok mu ?  Onlar şunu yaptı bunlar bunu yaptı diye başkalarının yaptıklarını övmek ve ya yermek yerine niye kendiniz, kendiniz için bir şey yapmazsınız? O, başınızdakileri bu kadar büyüten sizin bu körü körüne bağlılığınız değil mi” ?

    Ben Bu Tefekkür Tepeyi, halkım için ne yapabilirim diye düşünmek için kullandım. Bakıyorum siz el âlemin paraları götürdüğü takımlar, partiler, ideolojiler için kullanıyorsunuz. Kendi yaptıklarınızla değil başkalarının yaptıkları ile övünüyorsunuz.  Siz insan değil misiniz ki akletmezsiniz. Siz de akıl yok mu ki başkalarının akılları ile uğraşırsınız” der ve yine geldiği yere giderek Domaniç’i izlemeye başlar…

    Latest Posts

    spot_img

    Yazarlar