ÇOK ÖZLEDİK

Rabbim beterinden korusun.

Yavaş yavaş hayatımızdan çıkacak KORONA.

“Corona” diye yazmayacağım artık. Bizden biri oldu. “Korona”, diyeceğim kendisine. Bir tane virüs’ün gelip bütün dünyayı esir alacağını söyleseler, hiç birimiz inanmazdık. Şaka gibi bir şey. Tüm dünyayı ev hapsine alan bir hastalık ile karşı karşıyayız. Balkon insanı olduk her birimiz. Bu süreçte doğa ve yaban hayatı yeniden canlandı. İnsan oğlu çoğu şeyin kıymetini yeniden idrak etme fırsatı buldu. Mesela, sevdiklerimiz ile görüntülü konuşabilmek, fiyatı olamayacak kadar güzel bir işmiş…

Malumunuz ülkemizde Haziran ayının bir’i itibariyle yavaş yavaş normalleşme sürecine geçildi. Aylardır kapalı olan iş yerlerimiz açılmaya başladı. Her ne kadar her birimiz için zor bir süreç olsada, bu zorlu süreçte en mağdur olan esnafımıza Rabbim bereketli kazançlar versin.

Gerçekten özlemişiz.

Ne kadar da sosyal mesafe ve pandemi kuralları içerisinde olsada dostlarımızla bir çay içimi hoş sohbeti özlemişiz. Rehavete kapılmadan tedbiri elden bırakmadan, eski günlere döneceğiz. Bu günlerde geçti diyeceğiz inşallah.

Domaniç insanı örfüne, adetine, kültürüne bağlı ve bu bağlılığını gelecek nesillere aktarma gayretinde olan ve günümüz şartlarına rağmen hem maddi hemde manevi anlamda doğal yaşamını korumak için direnen tipik Anadolu insanıdır. Koronalı günlerde de çok şeylerini özledi aslında. Her birimiz de özledik.

Ne çok özledik değil mi?

Ebe Çamlığında kıyasıya tutulan o güreşleri. Dualı çayırların  yiğit evlatlarını, ne çok özledik. Ana diyarı Çarşamba köyümüzde, Hayme Ana huzurunda göç şenliğini,  ayran eşliğinde etli bulgur yemeyi nede çok özledik. Saruhanlar köyümüzde, Ebe Ana hayratı için adanan kurbanların feyzini, Karaköy’de Şehit Saru Batu (Savcı) için yapılan duaların hazzını çok özledik gerçekten. Çukurca Beldemizde  Selim Ata, Güney Köyümüzde Çat Dede, Kozcağız’da Ebdal Dede huzurunda hep birlikte Hıdırellez kutladığımız o görkemli, coşkulu kalabalığı özledik.

Velhasılı, annemiz, babamız, dedemiz ve ninemiz, geniş ve kalabalık ailelerimiz ile bayram yapmayı özledik. Düğünümüzü, derneğimizi, oyunumuzu, kınamızı, kıymet verdiğimiz bütün değerlerimizi özledik en hasbisinden. Hemde çok özledik.

Bu arada yazmadan da geçemeyeceğim. Bilecikli bir gazetecinin çekip Bozüyük yaylası diye paylaşımda bulunduğu, ‘Kızıl Saray Yaylası’ Domaniç Çukurca Beldesine ait bir yayladır. Hatırlatmakta fayda görüyorum. Domaniç sanıldığı gibi sahipsiz ve kimsesiz değildir. Domaniç delileri sağdır. Domaniç lehine veya aleyhine yazılan, çizilen ve paylaşılan her şeyi okuyup görmektedir.

Kalın sağlıcakla.