MAAŞIMA ZAM YAPMAYIN !

Bir zamanlar ülkemizde hepimiz ya milyoner ya da milyarderdik.  Asgari ücretliler bile milyonlarca lira maaş alıyor, en ucuz otomobile milyarları ödüyorduk. Helaya bile bir milyon liraya girebiliyorduk.

Paramız çoktu ama değeri yoktu. Fiyat etiketi yazmak bir dert, hesap yapmak ayrı bir dert. Tarla tokat almak için ödenen paralar, poşetle taşınırdı demet demet.

Elin gâvurunun bir kuruşu, ülkemizde binlerce, milyonlarca lira değer kazanıyor. Kepazelik yakadan paçadan taşıyordu.

Oysa bu ülkeyi yedi düvele karşı savaşarak kurtaranlar, tüm açlığa, yoksulluğa rağmen öyle bir sistem getirdiler ki , Almanın Mark’ı da, Amerikalının Dolar’ı da bizim paramızdan daha değersizdi.

Çok partili sisteme geçer geçmez popüler politikalar başladı.  İş bilmez işgüzar politikacılar, halkı ya uydurdukları din ile ya da kendi kurdukları ideolojilerle ile uyutup bir birine düşürdüler. Ülke yeniden NATO’ya şuraya buraya bağlandı. Emperyalizmin Türkiye temsilcileri, Köylüyü yok sahip şehirlere yatırım yapmaya başlayarak, köylüyü köyünden ettiler, üreteni cezalandırıp çalıp çırpanları baş tacı yaptılar.

Köylü köyünde üretemeyince, ürün değerlendi. Değerli ürünü almak için işçiye, emekliye, memura zam yapıldı. Zammın kaynağı yeni vergiler ile toplanmaya çalışıldı. Yeni vergiler fiyatları yeniden artırdı. Buna bağlı olarak, maaşlara yeniden zam yapıldı derken;  1 Ocak 2005 de tam Türk lirasından tam 6 sıfır atarak milyonlardan milyarlardan kurtulduk.

Ekonomi düzene girdi. Paramız değerlendi.

Can çıkmayınca huy çıkmazmış . Yeni siyasi iktidarımız da eskidikçe eskiler gibi olmaya başladı. Artık tarih yeniden tekerrür edecekti anlaşılan.

Bre mübarek siyasiler;  Örnek; maaşlara yapacağınız yüzde 10’luk maaş zammı, ücretli öğretmenin bin liralık maşına 100, aynı işi yapan kadrolu öğretmenin 10 bin lira maaşına 1000 liralık artış sağladı. Bu adaletsiz sistem çalışanlar arasında sosyal adaleti bozarken makasından sürekli açılmasına neden olurken diğer taraftan da ekonomiye ciddi yük getirmeye başladı. Beceriksizliğinizin bedelini yine vergilerle halka sardınız. Verdiğiniz maaş artışı cebe girmeden erdi.

İşte bu yüzden, “BENİM MAAŞIMA ZAM YAPMAYIN, VERGİLERİ DÜŞÜRÜN”

Akaryakıt ucuzlasın, elektrik ucuzlasın, faizleri düşsün, bir şehire trilyonları yatıracağınıza bin köye milyonları yatırın. Köylü köyüne dönüp üretsin, Köyüm de 2 bin lira maaşım var. Arabanın/ Traktörümün deposunu 300 lira yerine 30 liraya doldurayım,  Elektrik faturam 200 lira yerine 20 lira olsun, buna bağlı pazar ve market giderlerimde düşeceğinden maaşım bana paşalar gibi yeter.

Peki Hükümet bunu yaparsa, kim kaybeder. Büyük şehirlerde ucuz işçi arayan zenginler, Hastanesine hasta arayan özel hastaneler, faiz satan tefeci bankalar vs . Ve, bunlara bu fırsatı rüşvet ve çıkar karşılığı sağlayan siyasetçiler…