HUZUR VE BEREKET YOKSA..!

Düşünen, araştıran, kafa yoran, duyarlı biri, ya yaşanmışlıklarından ya da araştırmalarından dolayı bir fikir geliştirir. Fikrini kaleme alır ve hikâyeleştirir. Hikâyeyi, gören duyan, okuyan ticari kafalı biri (Yapımcı), “ bundan iyi para kazanılır” diye hikâyeye bir film çekmeye karar verir.

Filmi çekmek için senarist, yönetmen, set ekibi, kamera, ses ekibi, oyuncu ve makyözler gereklidir.

Bir senarist kamara nereden çekecek, neleri ön plana çıkaracak, hangi mimikler yapılacak, hangi dekor kullanılacaksa ona göre bir senaryo yazar. Filmi çekmek için bir yönetmen ayarlanır. Yönetmen senaryoya göre oyuncuları belirler, sahneleri ayarlar. Film çekilir ve seyirci karşısına çıkar…

Film tutmazsa, öncelikle suçlu filmin ana konusu yani hikâyesidir. Yazar tükaka, yönetmen beceriksizdir. Ama ya tutarsa…

Film tutarsa, oyuncular çok meşhur olur. Bir sonraki filmlerde oynamak içi daha çok para isterler. Havalarından yanına sokulmazsın. Çıktıkları delikleri bile inkâr edecek kadar burunları büyür. İyi oynadıkları için dev salonlarda büyük ödüller alırlar.

Yönetmen övülür ödüllendirilir. Yapımcı paraya para demez servetine servet katar.

Filmin asıl fikrini oluşturan, ilk düşünen araştıran, kafa yoran asıl kişi vardı ya, işte O, çoktan bir kenara atılmıştır. Onu ne tanıyan ne takan olur. O, bu başarının taa arkalarında kalmış kenara itilmiş, yalnız bırakılmıştır.

Biz deki fikirsizler, fikir insanlarının fikirlerinden yararlanır da kendisine pek değer vermezler. Hatta düşünen beyinleri zararlı bile görürler.

Kul hakkı, telif hakkı gibi haklar bizde haram dan bile sayılmaz. Kim fikir ürettiyse kolaylıkla çalıp kullanabilirsiniz.

Laf da; “ Allah Kul Hakkını Affetmez” denir ama Kuran da Kul hakkı ile ilgili bir ayet yoktur. Bu söz nereden çıktı bilinmez. Fikri çalınan bir gariban, Kuran’ın ahlak vurgusundan bunu çıkartıp söylemiş te olabilir.

Bize göre bir geçektir ki. Her ne kadar kul hakkı yiyenler popüler ve zengin olsalar da mutlu ve huzurlu değillerdir olamazlar.
Uyanık siyasetçiler de film yapımcıları gibidirler; Büyük çoğunluğun oylarını alabilmek için, küçük insanlardan çıkmış gerçek hikâyeleri, gerçek çözümleri asıl sahibinden çalar, ellerinin altında ki güç odaklarına yazdırır, yönettirir, oynatır ve alkışı da parayı da, oyu da, malı da böyle götürürler.

Adaletin, ahlakın olduğu ülkelerde, her fikir, her buluş, her icat ödüllendirilirken bizde fikrin, icadın sahibi cezalandırılır. Fikri ve icadı çalanlar ise hem ödüllendirilir hem de alkışlanır. Haksızlık yapana, adaletsizlik yapana saygıda kusur edilmez. Bilerek ve ya bilmeyerek harama ortak olunur.

İşte bu yüzden de haksızlığın, adaletsizliğin, haramın başrol de oynadığı en küçük ailede, yaşanılan mahallede, köyde, ilçede, ilde, memlekette ve hatta dünya da huzur ve bereket yoksa gelişme yoksa bilin ki orada kul hakkı yiyen yapımcılar, başkalarının hikâyesini oynayarak meşhur olan oyuncular, gerçeğini görmezden gelip muadilini alkışlayan seyirciler vardır !

İşte bu yazı da emekleri sömürülmüş, fikirleri çalınmış, hikayesi elinden alınmışlara gelsin !