KORONAMIZ 1 YAŞINDA

Soğuk bir kış günüydü, 10 Mart 2020 Salı günü. Gazeteyi hazırlayıp baskıya göndermenin rahatlığıyla evlerimizi dağıldık.
Depremle girdiğimiz 2020’yi pek te sevmemiştik. Zamlar geleneğin üstünde, kış kurak, ekonomi durak geçiyordu.
Çin’de yeni tip bir nezle çıkmış. İnsanlar, patır patır yolda yürürken, otobüs durağında beklerken ölüyor, ölemeyenler zenci oluyor… Falan filan. Şaka gibi, korku filmi gibi şeyler oluyordu.
Hastalık her ne kadar bildiğimiz gribe, nezleye benzese de, havalı havalı adlar takılıyordu, Korona, corona, covit, kovit, covit 19…
Hastalık, her ne kadar Çin’de bir kişide çıktıysa da, kuş olup uçtu, İtalya’yı, İspanya’yı, Amerika’yı, İngiltere’yi kasıp kavuruyor, ışık hızıyla yayılıyordu.
Hastalığın çıkış hikâyesinden tutunda, bulaşması, etkisi tanıdıktı. 80’ler deki Aids gibi, ardından gelen Deli dana, akıllı kuş, yok bilmem ne kenesi gibi…
Tüm dünyayı saran Korona bir tek bizim ülkemize giremiyordu ki. AB bir açıklama yaptı.
“Kovit giren ülkelere maddi destek sağlanacak”
O günler de de bir de bir deprem, iki Rusya bizim Cumhurbaşkanını niye bekletti. Muhalefetinden Hükümetimiz iyice bunalmıştı. Avrupa Birliğinin bu açıklaması can simidi gibi geldi. Bizim Grup ta bir yazı paylaştım. “Bizim Hükümet yetkilileri, bu gün ve ya yarın Korona Türkiye’de görüldü” diyecekler dedim.
Yarına kalmadan akşam haberlerinden müjde verildi. Yaşasın artık bizim de bir koronamız var denildi.
Efendim bu yeni tip nezle pardon korona yani eski adıyla grip yeni adıyla Kovit 19 insandan insana tükürük yoluyla bulaşıyormuş.
Bir taraftan yeni denilen bu hastalığın onlarca yıl tahsilini görmüş o kadar çok bilim adamı çıktı ki, birinin dediğini öbürü yalanlıyor. Ortalık toz duman.
Her neyse; İnsandan insana bulaşıyorsa önlem kolay, uzak dururuz birbirimizden dedik. Fiziksel mesafeyi koruruz atlatırız dedik. Dediler yok sosyal mesafeyi koruyun. Ne yani telefonla konuşurken de mi geçiyor?
Devletimiz sağ olsun maskeler benden maskeleriniz gelene kadar evden çıkmayın dedi. İlk maskeler üretildi. Ama biz kocaman Türk devletiyiz. İlk partiyi önce bizden kötü durumda olan İngiltere ye gönderdik. Sonra diğer Avrupa ülkelerine. Elimizde maske kalmayınca da, postayla gelecek, kuşlar getirecek derken,  pamuk eller cebe diye hepimize diyanet bir taraftan devlet bir taraftan 10 lira istemeye başlamasın mı !?
İnsan bir şeyi ya bilir ya da inanır. Ya da tam aksi bilmez de inanmaz da.
Bize hastalık var dediler. Aslı var mı yok mu nereden bilelim ama inandık. Çünkü tüm dünya medyası aynı korkuyu salıyordu. Açıklamalar, Uluslararası Sağlık Örgütünden yapılıyordu.
Hastalık yalan dedik, ama hastaneye yatanların cesetlerini toplamaya başladık. Dünya da en az biz de diye inanıyorduk ki yanlış hesapladığımız ortaya çıktı. Meğer ilk sıralardaymışız. Fiziksel mesafe yerine sosyal mesafe uygulayanlar yeni bir saçmalığa daha imza attılar. Korona, bakkalda, kahvede, lokanta da bulaşıyor, ama AVM’ler de, Devlet büyüklerimizin market zincirlerinde bulaşmıyor !!! Küçükleri kapattık. Düğünler yasak, lüks oteller açık. HAC serbest gerçi sonradan HAC’ı da camileri de kapattık ya !!!
Hastalık var dediler. Bilmedik ama inandık. Yaz gelince geçiyor dediler. Bilmedik ama inandık. Turizm sezonu kapanınca pig yaptı dediler. Ona da inandık. Aşı bulundu dediler ona da hadi inandık. Kısıtlamalar kalkıyor. Hadi inşallah derken,  Kimine yasak kimine serbest kısıtlamalar la, koronalı bir yılımızın sene-i devriyesi hepimize mobarek olsun!