BENİM GÖZÜMLE DOMANİÇ ESKİSEHİR;

Dardır sokakları, serseridir bu şehrin çocukları Eskişehir kardeşliktir bize gidelimdir, bizde yiyelimdir, bizde kalalımdır… Bende para var oğlum sen geldir… Beraber dayak yiyip kahkahalarla seneler boyu hatırlamaktır… Sevgidir Eskişehir… , İstanbullu gibi denizini boğazını değil sebepsiz yere seversin Eskişehir’i. Tıpkı anneni sever gibi karşılık beklemeden… Annelerin oğullarını gönderirken “dikkatli ol oğlum” değil de, “kimseye bulaşma oğlum” dediği yerdir Eskişehir.. “Yanında kız arkadaşı var boşver”dir Eskişehir.. İçindeki Anadolu hamurunu kaybetmeyen tek BÜYÜK şehirdir… İşte bu yüzdendir ki; sizin orada dost dediklerinize, biz Eskişehir’de sadıç deriz… Çoğu şarkı İstanbul’u anlatır.
Çünkü ; Eskişehir anlatılmaz yaşanır…!
Diye alıntı olan bir yazı paylaşmıştım facebook sayfamda, saygı değer bir ağabeyim;
-Birazda Domaniç’i veya Çukurca’yı paylaşsanız yetkililerin göreceği şekilde, diye. Yorum atmış paylaşımımın altına,
Ya ağabeyim iyi hoşta güzel söylüyorsun da ben Domaniç’in veya Çukurca’nın nesini anlatayım size veya bu satırları okuyanlara…
Dışarıdan gelen ve hatta bir bayan olarak Çukurca veya Domaniç nasıl görünüyor biliyor musunuz?
Aynı sokaktan veya caddeden yolun düşüp ikiden fazla geçsen laf olursun, veya bir aile ile çok sıkı fıkı olursan söz olursun, bir kadın olarak kendi işimi kendim görürüm diye alır traktörü ve otomobili yola revan olursan yine sözünü ederler dedikoduların ayyuka çıkar,
Evli barklı bir adam yine evli barklı bir kadına birliktelik teklif etmesi çok ama çok normaldir, hatta ve hatta kimselere duyurmadan yıllar boyu sürdürürler bu yaşantıyı ve onlar için sıradandır. Ahırda inek beslerken rahat edeyim diye pantolon giyip öyle bakıyorsan ahırdaki beslediğin ineklere, o giydiğin pantolon bile milletin gözüne batar dilinde sakız olursun.
Ha bunların kulaklarını tıkayıp hiç birine itimat etmez bildiğin yoldan şaşmadan devam edersen varırsın menziline, ama millet ne der diyerek arkandan edilen dedikodulara kulağını kabartırsan eğer kekliğin sekmesini taklit edeyim derken yürüyüşünü unutan karga misali kendi yürüyüşünü unutur bildiğin düz yolda bile şaşar kaybolursun.
Domaniç’in veya Çukurca’nın neyini veya nesini anlatayım sizlere,
Ha birde insan kendini beğenmezse orta yerinden çatlarmış yaratılışı sebebiyle böbürlenmeyi seven tek varlık insan imiş. İleri gelen bir şahıs sözde ilçesi veya köyü için yaptığı en ufak veya büyük bir güzelliği ” Ben yaptım” diye sağına soluna dağıtmaktan zevk alıyorsa, Sorması ayıp sen o güzelliği Kendi egonu tatmin etmek için mi yaptın o yaşadığın beldeye yoksa o beldeye bir nebzecik de olsa faydam dokunsun mantığı ile mi yaptın? İşte onu çok merak ediyorum.
Domaniç’te veya diğer köylerde bizlik yok benlik hakim maalesef ve birbirini çekememezlik had safhada.. onda var bende niye yok sözü bizlerin baş tacı, birine misafirliğe mi gittin onunla sohbet etmeyi bırakır şöyle bi evini tepeden tırnağa incelerken bulursun kendini, neyi eksik neyi fazla diye, gördüğünde o eksikliği diline dolayıp sağa sola dağıtmaktan zevk alırsın.
Heleki o düğünler var ya o düğünler anlatılmaz birebir yaşamak gerek, “dürü” diye tabir ettiğimiz hediye ile düğüne davet etmek adetimiz var ya dillere destan, asıl düğün sahibini batıran binlerce lira borca girip ekonomik sıkıntılara girmesine sebep olan o adetimiz maalesef batmadı gitti..
Hiç kimsede o âdetimizi bir düzene sokup, Peygamber Efendimiz’ in Hadis-i Şerif’in de dediği “Kolaylaştırın güçleştirmeyin” sözünü hiç bir zaman hayatımıza uydurup, kendimize düstur edinemedik.
Daha anlatayım mı Domaniç veya Çukurca’yı sizlere?
İster kızın isterse linç edin beni hiç fark etmez, görünen bu, görünen köy kılavuz istemezmiş maalesef,
En iyisi biz ne yapalım biliyor musunuz?
Şapkamızı önümüze alıp iyice bir düşünelim, önce hatalarımız ne? Kendimiz arayıp bulalım ve bir an önce kendimize çeki düzen verelim, birlik olalım, birlik olmayı öğrenelim, benlikten çıkıp bizliğe yönelelim, çocuklarımıza dünyaya gözünü açtığı günden itibaren çeyiz biriktirmeye başlamayalım,
Kızlarımızı 15 yaşında koca, delikanlılarımızı karı derdine düşürmeyelim, okumanın ve meslek sahibi olmanın güzelliğini anlamalarını sağlayalım, başkasının evinde avlusunda gözümüz asla ve asla olmasın.
Kısacası Domaniçli olarak biz kendimizi adam edelim ki başkaları da bizi adam yerine koysun…
Bu haftalık da bu kadar. Okuyana da okumayana da bu fikirlerime katılanlara da katılmayanlara da minnettarım.
Güzel bir hafta geçirmeniz temennisiyle,
Kalın Sağlıcakla…