SENİ HİÇ SEVMİYORUM ŞUBAT

Şubat ayının son haftasını yaşadığımız şu günlerde yeni bir yılın ikinci ayrıca en kısa aylarından biri olan bu Şubat ayını ben hiç sevmedim, sevemedim.
Aslında çok sevmeliyim ben bu ayı, çünkü ben bu ayda gözlerimi açıp dünyaya merhaba demişim.
25 Şubat Çarşamba günü Eskişehir Devlet Hastanesi’nin kapısının önünde açmışım gözlerimi, hastanenin içerisine girmeye zamanı bile olmamış rahmetli anacığımın.
Doktor tarafından bile istenmeyen, doğmasına lüzum görülmeyen bir çocuktum.. Hatta rahmetli babama varlığımın sonlandırma teklifinden dâhi bulunmuş o hastanenin kadın doğum uzmanı, benim doğumumun annemin ölümüne bile sebep olma ihtimali varmış o doktorun ifadesine göre, çünkü annemde kalp yetmezliği vardı ve her doğum yapışında ölüme bir adım daha yaklaşıyordu, ama rahmetli anacığım inat etmiş doğacak diye her ne pahasına olursa olsun, ben bu evladımın ölümüne sebep olamam demiş. İşte analık böyle bir şeydi galiba bu ölüm riskinin fazla oluşundan dolayı cennet biz anaların altına serilmişti kim bilir..
Ailemin yaşayan yaşayamayan 5 evladının sonuncusu, biz yörüklerin kaba ifadesine göre “tekne kazıntısı” idim.
Bu dünyanın ne menem bi güzelliği vardı bilmiyorum ama doğmakta bile çok acele etmişim, 7 aylık daha kaşım, kirpiklerim, hatta parmaklarımın uçlarındaki tırnaklarım bile gelişmeden dünyaya bir an önce gelmek için zamanla yarışmışım.
Çocuk doktoru beni ilk gördüğünde imzalamış ölüm fermanımı, bu çocuk asla yaşamaz, her an hazırlıklı olun ölümüne demiş, yine de inat etmiş anam yünlere sarıp kundaklamış , o kış gecelerinde sıcak tutabilmek için elinden ne geliyorsa yapmış beni yaşatabilmek için, beslemiş, büyütmüş.. 19 yaşıma geldiğim güne kadar emek verdi, asla hakkını ödeyemem anacığımın…
Ana olduğun zaman anlarsın benim kıymetimi, köpekler dâhi ana olmasın derdi..
Haklıymış ana olunca anladım rahmetli anacığımın ne kadar çok cefa çektiğini, ne kadar çok fedakar olduğunu..
Ama yine de bu ayda doğmuş olsam da hiç bi zaman sevmedim ben ayı, çünkü ben bu ayda tek tek kaybettim sevdiklerimi, tek tek o buzdan daha soğuk toprağa koydum.
Ben bu ayda en deli çağlarımda öksüz kaldım. 3 Şubat 1999’da dedem Ali Boz’u 21 Şubat 2015 babam Celal Mehmet Boz’u ,ve en son olarak da doğum günümün ertesi gününün sabahında 26 Şubat 2000’de anacığım Gülebe Boz’u buz gibi toprağın kucağına emanet ettim.
Ve ben her sene Şubat ayı geldiğinde acaba bu Şubat da kim Vefat edecek ki diye kendimi sorgulamaktan kendimi alamaz olmuştum.
Şu an 40 yaşıma girdim ve sevdiklerimi kaybetmekten çok ama çok korkuyorum ve Şubat ayı seni hiç ama hiç sevmedim sevemiyorum,
Çünkü sen her gelişinde beni üzdün beni ağlattın ve en önemlisi beni kimsesiz bıraktın,
İnsan ister 19 yaşında olsun, ister 30 hatta 40 yaşında olursa olsun, yine de onu dünyaya getiren anasına ölünceye kadar muhtaç imiş işte ben onu çok iyi anladım.
Satırlarıma son verirken buradan bütün Vefat eden geçmişlerimize rahmet diliyorum, Rabb’im mekanlarını cennet eylesin, taksiratlarını af etsin, bu arada İslam dinimize göre mübarek olarak addedilen üç aylara da girmiş bulunmaktayız hatta geçen perşembe günü Regaip kandili idi, tekrardan kutluyorum, hakkımızda hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum,
Kalın Sağlıkla..