Şükrü Nazlı’dan hayallerimize destek sözü geldi

Geçtiğimiz hafta Bilecik ilinin Söğüt ilçesine yaptığı kırk çadırdan oluşan OBAKENT projesini görünce, Söğüt adına sevinirken kendi adımıza üzülmüştük.
Çünkü biz 14 yıldan beri bu projenin Domaniç’e yapılması için mücadele ediyorduk.

Bu haber ve bu cümle üzerine haberimizi okuyan eski Vekillerimizden Şükrü Nazlı, “ Haberinizden ve yazdıklarınızdan çok etkilendim. Bu mücadelenizde yine yanınızdayım. Hemen bir ekip oluşturun Obakent konusunda ki projelerinizi ve Domaniç kalkınma projelerinizi bana iletin. Tüm bu yazılanları Domaniç’e kazandırmak benim Domaniç’e vefa borcumdur” dedi.

Üzüldük, çünkü Kayılar Söğüt’ü kışlak Domaniç’i yaylak olarak kullanıyorlardı. Söğüt’te yerleşik kültür, Domaniç’te ise göçebe kültürü vardı ve Kayılar çadırı Domaniç’e kurmuşlardı.
Ertuğrul, Devleti Aliye hayallerini Domaniç’te kurmuştu. Sonradan adı Osmanlı olan imparatorluğunun kurucusu Alpman (Osman), Domaniç Ebe Çamlığında Ebe Hatun’un elinde doğmuş, Domurköy’ de ki Mızık Çamında beşiğini ninesi Hayme Ana sallamıştı.
İlk Bizans’la karşılaşma, ilk savaş, Domaniç İkizce de yapılmış, ilk şehit, Savcı bey, burada verilmişti.

Bu değerler, bir televizyon dizisi ile gün yüzüne çıkmadan yıllar önce, Domaniç Gazetesi olarak bu değerleri görüp, “DOMANİÇ’İN KURTULUŞU TURİZMDEDİR” diye yüzlerce kez yazıp çizdik.
Hayallerimize bu güne kadar bir tek kişi inanmıştı. Domaniç Kaymakamı Dr. Mehmet Boztepe.
Ama o yıllarda ne onun ne bizim projelerimize kimse kulak asmadı…

Bir grup Domaniç’e fabrikalar açma derdindeydi; Domaniç’e fabrika adı altında onlarca terzi atölyeleri açıldı. Yüzlerce kadınımız emeğinin karşılığını alamadan aylarca karın tokluğuna çalıştı. Gelen tekstil atölyelerinden hiç birinin Domaniç’e bir katkısı olmazken, bazı manevi değerlerimizi de alt üst ettiler. Sularımızı, derelerimizi kirlettiler. Törenlerimiz de bir kutu zeytinyağını bağışlamaktan itina ettiler.

Bir başka grup ise Dağın altını oyup İnegöl’e ucuz işçi gönderecek yolu kısaltmanın peşindeydi. Hatta Allah’ın Arabı bile duymuş, Domaniç’e gelip dağı bize verin, size dağın altına tünel kazalım. Siz bizi rahatsız etmeden İnegöl’e çalışmaya gidin. Bizde dağın üstünün tadını çıkartalım dediler. Aracı olarak kullandıkları kişiler Domaniç te haftalık toplantılar düzenliyor. Domaniç Dağının altına açılacak tünelin avantajlarını anlatıyor ve çok sevdikleri Domaniç’e hizmet etmek istediklerini söylüyorlardı.

Peki, biz ne diyorduk?

Domaniç’in Tarihi önemi var. Dikeceğimiz heykellerle, kuracağımız çadırlarla, açacağımız sosyal tesislerle önce Domaniç’e dikkat çekelim. Sonra her derde deva endemik bitkilerin bulunduğu Lokman Hekim Dağlarımızı tanıtalım. Tarihimiz için gelenlere doğamızı sergileyelim. Doğamızı gezenlere ürettiklerimizi pazarlayalım demiyor muyduk?

Eskiden ekmek aslanın ağzındaydı, sonra midesine indi. Artık aslanda aç. Yeni çözümler gerek. Yeni çözüm için ise eskiye gitmek gerek, Dünyaya 600 yıl hakim olan zihniyet Domaniç’te çıktıysa vardır bir hikmeti.
Hiç aklımıza gelmeyen pandemi belasında derdimiz ekmek, su, temiz hava ve sakinlikti. O da bizde ganimet.
Dağın altını oyup, şuraya buraya ekmek aramaya gitmektense, neden o zenginleri Domaniç’e getirip, burada onların parasını yemiyoruz?

Şükür güzel gelişmeler var

Belki hala Domaniç’teki bazılarına anlatamadık ama Domaniçli olmayanlara Domaniç’i tanıttık, yaz kış altını oymaya kalktığımız Domaniç Dağı insan kaynıyor. Buralara ufaktan tesisler yapılmaya başlandı.
Bu konuda eski Vekillerimizden Prof. Dr. Vural Kavuncu’ya, Şükrü Nazlı’ya, İl Genel Meclis Başkanımız Musa Yılmaz’a, Domaniç İlçe Özel İdare Müdürümüz Ramazan Çelikten’e, İl Genel Meclis Encümenimiz Mustafa Şimşek’e canı gönülden teşekkür ederiz.
Bu teşekkür ettiğimiz insanların, elbette söz verip te yapmadıkları da oldu. Yapamadıkları da. Onlar, yapsa bile, bizim durdurduklarımız veya pısırıklığımızdan kaybettiklerimizin ise haddi hesabı yok.

Son Söğüt haberimizden sonra gazetemizi arayan eski vekillerimizden Şükrü Nazlı, “ Haberinizden ve yazdıklarınızdan çok etkilendim. Bu mücadelenizde yine yanınızdayım. Hemen bir ekip oluşturun Obakent konusunda ki projelerinizi ve Domaniç kalkınma projelerinizi bana iletin. Tüm bu yazılanları Domaniç’e kazandırmak benim Domaniç’e vefa borcumdur” dedi.

Hemen eleştirmeye başlamadan bir kere de hadi inşallah deyip bir ucundan tutsak mı?

Arşivden Özet “BİR DOMANİÇ MASALI” Yazımız

Yıl, 2006. Aylardan, Ağustos. Havalar sıcak mı sıcak. Gurbetçiler Mercedes arabalarla BMW arabalarla Domaniç’in tozlu yollarında cirit atıyor. Yerli halk tarlada, işte güçte…
Domaniç’in her yeri inşaat, yolara kaldırımlar döşeniyor, elektrik kabloları yer altına alınıyor, araçlarımızı park ettiğimiz Domaniç’in ortasındaki koca meydan, sökülmüş park alanı yapılıyor. Belediye Başkanına küfürler havada uçuşuyor. “Şehrin göbeğine park mı olur hiç? Domaniç’te insan mı kaldı, kim oturcek uraya” diyen küfrü basıyor.
Zaten her yerde kazılmış. Ata yadigarı topraklar, gavur icadı kaldırım taşlarının altında kalacak…. “Vah vah; durum çok vahim. Başımıza taş yağacak” derken bir den bire kimliği belirsiz bir meczup ortaya bir laf atıyor:
“ Ey ahali duyduk duymadık demeyin;
Başbakan Erdoğan, Hayme Ana Törenlerine katılacaaak”
Kargalar kahkaha atmaktan uçamazken, O zamanlar tanıma şerefine nail olmadığımız onlarca ordinaryüs profesörlerimiz, demeçler veriyorlar.
(Keşke o zaman gazete elimizde olsaydı da bunları haber yapabilseydik!)

“Tayyip Erdoğan Domaniç’e geliyormuş…
“Len git; Koskoca Başbakan Domaniç’ e gelir mi hiç !
“Gelcekmiş gelcekmiş; Ya Başbakanımız, Belediye başkanımızın okul arkadaşıymış…
“Hadi leyn; aha buraya yazyon vallahi de billahi gelmez…

“Ya gelirse..!?

Başbakanın geleceği kesinleşti. Tükürdüğünü yalamak zorunda kalan olmazcı Ordinaryüslerimiz yeni açıklamalar yapmak zorunda kaldılar: “ Gelir de çok durmaz, bi el sallar gider canım. Bak demişti dersiniz…”
Başbakanımız geldi. Hayme Ana Törenlerine de katıldı. Belediye Başkanımız Yakup Yardımcı, tarihi açılış konuşmasında; “Sayın Başbakanım; Hayme Ana sizi çağırdı geldiniz. Şimdi Hayme Anamız sizden torunları için yol ister, hizmet ister, bu alanın düzenlenmesini ister” dedi mealen.
İsteyenin bi yüzü kara…

Başbakan, tören alanında tören bitene kadar kaldığı gibi, bir de Domaniç’e gelip parkın açılışını yapmaz mı? Akşam oldu hala gitmiyor mu !?

“İşin gücün mü yok mu kardeşim senin? Koskoca Başbakansın; Sabahtan akşama kadar ne beklersin” diye homurdansa da bizim malum olmazcılarımız; Başbakan okul arkadaşını bulmuş gider mi?
Neyse akşam geç saatler de gitti de kurtulduk.
Bizimkiler, işin uzmanı “Bunlar Ankara’ya varmadan her şeyi unuturlar…” diyerek yeni öngörülerini engin tecrübeleri ile anlatırken, bir yıl sonra, Çarşamba Törenlerine Devlet töreni unvanı verildi. Çarşamba köyüne yol, su, tören alanı, çevre düzenlemesi derken o günün parasıyla 8 trilyon lira para geldi.

Hadi Galeee !

Ahali şaşkın, Domaniç’in köy görünümü ilçe görünümüne kavuştu. Domaniç-Tavşanlı Yolu, Domaniç-İnegöl yolu yapımı için, talimatlar verildi. Domur Barajı şantiyesi kuruldu.
Kütahya’da ilçe merkezinin nüfusunu artıran tek ilçe Domaniç oldu.

Hemen sen ben kavgası ile partiler arası ve partiler için sen ben kavgasını devreye soktuk. Birlikteliği dağıttık. Yatırımlar durdu.

1970’lerde kazma kürek ile iki yılda tamamlanan Domaniç-Tavşanlı yolu, yıllardır son teknoloji makinelerle tamamlanamıyor. Yapılan yerler, çöküyor.

Domaniç’in düştüğü durum Erdoğan’ın rüyasına giriyor.

Masal bu ya; Hayme Ana Erdoğan’a “ Ey oğul, Domaniç’te torunlarım hüsran içinde. Ertuğrul’umun kılıcından kurtulanlar, taş üstüne taş koydurmuyor, her işe ket vuruyor. Domaniç kan ağlıyor. Senin gözün Suriye’den kaçan savaş mağduru açları görür de, Domaniç’ten göç eden açları görmez mi eey oğul !”
Diye bir güzel nasihat çektikten sonra; “Tez Domaniç’in sorunlarına çare bulasın; Ata yadigârı topraklarına sahip çıkasın, torunlarımı yeniden yuvada toplayasın” demiş.

Kan ter içinde uyanan Recep Tayyip Erdoğan, hemen Domaniç’e sivil kıyafetle gelerek Hayme Ana torunlarının içine fitne karıştırıp halkı bir birinden koparan OLMAZCILAR’ı tutuklatarak özel camekânlı dondurucularla meydan da sergilenir. İdam yasak, eskisi gibi bozguncuları kılıçtan da geçiremez ya

– Domaniç’in mimarisi dünyaca meşhur Osmanlı yayı gibi yeniden dizayn edilir

– Karşıyaka köprüsünden başlayıp Emniyet kavşağına kadar uzanan bölgeye, Kayı Obasını temsilen, bir Bey çadırı olmak üzere 400 çadırı temsilen de kırk çadır kurulur. Tarihi yeniden yaşatacak bu çadırlar da düzenlenecek aktivitelerle Domaniç’e yeni bir ekmek kapısı kazandırılır.

– İlçe girişindeki Marıklı deresi, göletli park olarak sosyal tesis haline getirilir.

– Oba Et mangaldan, Balık pazarına kadar olan iki yolun arası, şimdilerde AVM diye bilenen adıyla Osmanlı Mimarisin de Hanlı Pazar olacak şekilde başka bir ekmek kapısı haline getirilir. Hayme Ana Heykeli önünden geçilen yeni tesiste, Domaniç’te ki tüm tarihsel mekânların minyatürü yapılarak, Domaniç ürünlerinin satıldığı hanlı Pazar halini alır.

– Domaniç-Tavşanlı ve Domaniç-İnegöl yolu, Ak Partinin meşhur duble yolları ile yeniden yapılarak ilçeye gelecek turistlere ulaşımda kolaylık sağlanır.

– Düşük maaşla komşu ilçelerde çalışmak zorunda kalan Domaniçliler, ilçeye geri çağrılarak, kendi ürünlerini, kendi değerlerini ekmek kapısına çevirecek gerekli tüm imkanlar devlet tarafından sağlanır. Beceriksizler, miskinler, üşenciler derhal İlçe merkezindeki camekânlı buzluklarda ahaliye ders olsun diye ikinci bir emre kadar dondurularak sergilenmek üzere kaldırılır.

– Ilıcaksu’ dan Güney’e kadar tüm güzel köylerimiz mesire alanına çevrilir.

– Çukurca’nın çömleği, yağı yoğurdu, Muratlı’nın üzümü, Sarıot’un fasulyesi, Sefa’nın Durabey’in çileği patatesi ayrıca hangi köyde ne varsa, dünya markası olması için gereken imkânlar derhal sağlanarak Domaniç’te üretilen ürünler, Çin sistemi ile çok ucuza üretilerek dünya pazarına girmeleri sağlanarak dünya markası olarak marketleri de yerlerini alır. Domaniç gıda ürünleri Alman titizliği, Türkün, Ahilik geleneği ile müşterinin güvenini kazanacaktır.

– Domaniç-İnegöl dağ yoluna açılacak onlarca tesis ile çevre il ve ilçelerden yaz kış binlerce turistin gelmesi için gerekli çalışmalar başlatılır.
– Domaniç’ e gelen huzur bulacak, Domaniç’e gelen güven bulacak, Domaniç’e gelen Türkün gerçek kimliği ile tanışacak. Bunun için tüm Domaniçliler özel kurslardan geçirilerek yetiştirilir.

– Ertuğrul Gazini İmparatorluk planları kuruduğu Sivrice Tefekkür Tepe’ye Ertuğrul’un heykeli dikilerek yaz kış buraya gelen kampçılar, yürüyüşçüler, bisikletçiler, maceracılar, Osmanlı ruhuna burada yakalayacaklardır.

– Topuk Yaylaya, Domaniç Kurbağalarını temsilen dikilecek Kurbağa heykeli ile dünyada sadece bizde olan bu kurbağaların heykelcikleri imalatı yapılıp satışa sunulacaktır.

– Domaniçliler, Domaniç’in Tarihi, Doğası ve Tarımı ile hayatlarını kazanacak bir tek Hayme Torunu dışarıda ucuz işte olmayacaktır.

Evet, sevgili okurlar, masalımızı okudunuz.
2006’da ki ruhu yeniden yakalayamaz mıyız?
Partimize oy istediğimiz gibi partimizden Domaniç’e destek isteyemez miyiz?
Sürekli mızmızlanmak yerine elimizi taşın altına koyamaz mıyız?
Tahir Turan’ın dediği gibi; Domaniç’e bir şey yapılacaksa, topu siyasilere, yetkililere, şuna buna atmak yerine ben de varım denilemez mi?
Hayaller gerçek olamaz mı? Bu kadar mı korkağız, bu kadar mı üşenciyiz?
Her fikrin, her vaadin, her hayalin içine tükürmek yerine, ne olur bir kere de YA TUTARSA deyip bir ucundan da biz tutuversek elimiz mi kirlenir.
Yarınlarda biz olmayacağız. Ama bu kafayla gidersek yarınlarda neslimiz de olmayacak.
Bizler bu günkü şanlı tarihimizi, Cennet ülkemizi, Ertuğrul Gazi’nin, Mustafa Kemal’in hayallerine, ülkülerine, inanç ve imanlarına borçluyuz.
Onlar, bu günleri görmeyeceklerini, 100 yıl, bin yıl yaşamayacaklarını biliyorlardı.
Ancak verilecek savaşın, akacak kanın karşılığında, nesillerinin yüzyıllarca rahat edeceğini umut ediyorlardı.
Biz, atalarımızla gurur duyuyoruz da, bizim neslimiz ileride bizim le gurur duyacak mı?
Bu topraklarda namusuyla, şerefiyle yaşayabilecekler mi ?
Yarın Mahşerde evladına nasıl hesap vereceksin?
Evladına, torununa “Ben demiştim olmaz diye” derken, utanmayacak mısın? Topu taça atıp evladım yetkililer yapmadı deme acizliğini gösterirken hiç mi şerefin incinmeyecek?
Yarın evladın, torunun; “ Ey benim her şeyi yetkilerden, ondan bundan bekleyen aciz dedem zavallı babam; madem bu kadar yetkisiz etkisizdin, dünyayı niye meşgul ettin, o toprakları niye işgal ettin. Madem bu kadar düşünme, çalışma, üretme özürlüsün, beni ne diye yaptın, neyine güvendin der se;

NE DİYECEKSİN?

NOT: Bu yazı yıllar önce Kral Çıplak köşemizde Bir Domaniç Masalı adıyla yayınlanmıştır.