BİZLERİN NEYİ EKSİK ?

Covid-19 gölgesinde, öğretmen, öğrenci ve veliler olarak uzaktan eğitim ile tanıştık ve 2020-2021 eğitim öğretim yılının yarısını geride bıraktık. Ektiğini en geç biçen, binlerce öğretmenimiz; üstün gayretlerle eğitim kaybını azaltmak, nesli kaybetmemek adına çocuklarımızı eğitim ve öğretimden uzak tutmamak için tıpkı okuldaymış gibi özverili bir çalışma sergilediler. Bu kanaatimi, okuma-yazmayı yeni yeni öğrenmiş 7 yaşında, ikinci sınıfa giden bir erkek çocuğu babası olarak yazıyorum. Siz düşünün uzaktan eğitim veren öğretmenin ve eğitim alan öğrencinin yaşadığı zorluğu artık. Gerçekten Rabbim öğretmen ve öğrencilerimize uzaktan eğitim sürecinde sabırlar versin. Ben öncelikle öğretmenlerimize bu mücadeleleri için teşekkür ediyorum. Öğrencilerimize, eğitim ve öğretim anlamında gösterdikleri çaba ve emek dolayısıyla tebrik ediyorum. Sevdikleriyle sağlıklı ve mutlu bir tatili geçirmelerini diliyorum. Unutmayınız ki; not hiç bir şeydir. “Evlat” ise her şey.Bizlerin neyi eksik diyerek asıl konuya girmek istiyorum. Söğüt ve Ahlat İlçelerinden bizlerin neyi eksik. Tarih ise tarih, kültürel miras ise kültür, tarihi şahsiyet ise bizde daha fazlası mevcut. Ama biz bu tarihin ve kültürün hiç bir dönem ekmeğini yiyemedik maalesef Domaniç olarak.Bir bakalım biz Domaniçliler olarak çevremize. Ahlat’a yapılan yatırımlara, Söğüt’ün tarih ve kültür turizminden aldığı paya. Kuruluş ve kurtuluşun toprağı diye bahsettiğimiz İlçemizi, hemşerilerimize anlatmaktan bir tık ileriye gidemiyoruz. Sen ben kavgaları bizleri her bir güzel gelişmeden uzak tutmuş. Ortak paydası Domaniç olanlar, bir türlü birleşememiş ve bir şeyler yapma gayretinden mahrum kalmış. Siyasi ve sosyal kimlikler her fırsatta ön planda algılanıp polemik konusu olup dışlanmış. Velhasıl dış kapının dış mandalı muamelesi ile muhatap bile kabul edilmemiş.Globalleşen bir dünya ve iletişimin en uç noktası internet her evde var. En azından bunlardan yararlanılarak Domaniç’i anlatalım. Tele konferanslar düzenleyelim. Ahlat ve Söğüt bu gayrete çoktan girmiş bile.Geçen haftalarda, Bozüyük Kent Konseyi, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi ve Ertuğrul Gazi Derneği işbirliğinde ‘Osmanlı Kuruluş Coğrafyasında Bilecik ve Çevresi’ adlı tele konferans düzenlenmiş. Konferansta konuşan Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Refik Arıkan, Ertuğrul Gazi’nin babasının Süleyman Şah değil, Gündüz Alp’tir, dedi. Gündüz Alp’in mezarı da Beypazarı yakındaki Kırgı diye bir köydedir. Uzunçarşılı ve Françes gibi tarihçiler de Bizans kaynaklarını delil göstererek, Gündüz Alp isminde birleşiyorlar. Ertuğrul Gazi’nin büyük oğlunun adının Gündüz olması da babasının ismini oğluna verdiğini düşündürüyor diyerek, Gündüz Alp vurgusu yapıp, Söğüt’ü gündeme taşıdı. Tarihi anlamda Süleyman Şah ve Gündüz Alp olayına Hayme Ana türbesi kitabesinin gözüyle baktı.Farkında olalım artık Domaniç’in. Ayağımızın bastığı şu topraklarda, Osman Bey dolaştı, Ertuğrul Bey dolaştı. Hayme Ana, Şehit Saru Batu Savcı Bey dolaştı. Hayme Ana türbesi bizim ilçemizde. 1287 tarihinde gerçekleşen Domaniç ( İkizce ) savaşı ilçemizde gerçekleşti. Onun için biraz kutsal topraklardayız desek tırnak içinde herhalde yanlış söylemiş olmayız. Bu kutsal topraklar için mücadele edelim. Domaniç’in mülki ve idari yöneticilerine STK larına sesleniyorum. KURULUŞ DÖNEMİNDE DOMANİÇ’İN ÖNEMİ başlığı altında da olabilir, Zoom veya Youtube üzerinden telekonferans şeklinde etkinlikler düzenleyip tarih bazında akademisyen ve bilim adamlarından Domaniç’i, Hayme Ana’yı, Şehit Saru Batu Savcı Bey’i, Mızık Çamını anlatmalarını sağlasınlar. Tekrardan soruyorum. Bir Söğüt ve Ahlat’tan bizlerin neyi eksik. Kalın sağlıcakla.