KADIN OLMAK VE YASAKLAR

Kadınlar her zaman yaşlarını söylemekten çekinir saklamayı tercih eder biliyorsunuz.Bu ritüel uzun yıllar anadan kızına miras gibi devam edip elden ele dolaşmaktadır. Lakin bendeniz maalesef bu kısım kadınların her zaman dışında kaldım sanırım. Hiç bir zaman her aldığım yaşı saklamayı tercih etmedim ve söylemekten de çekinmedim. Biliyorum ki, her aldığımız yaş bir olgunluk emaresidir, kişinin olgunluğa ulaştığının bir işaretidir. Size kendi hayatımdan bir anımı burada paylaşmak istiyorum.1998 yılının son ayları idi sanırım, liseyi yeni bitirmiş rahmetli babamın maddî olanağı sebebiyle ablamla anlaşarak üniversite sınavına girmekten feragat edip okumamayı tercih etmiştim. Kendi çapımda ufak tefek işlere girip çalışıyor, kendi harçlığımı çıkarıyordum.Yine böyle iş çıkışı bindiğim 17 numaralı Sazova mahallesine giden belediye otobüsünde cüzdanımı kaybetmiş, nüfus cüzdanı ile birlikte şahsi bütün eşyalarımda böylece elimden kayıp gitmişti. Şimdiki gibi nerde o kafa kağıdını çıkarma kolaylığı, yaş 17 e malum reşit değiliz, rahmetli babam da nasıl kaybettiysen öyle çıkar deyip işin içinden zeytinyağı misali sıyrılmıştı çoktan, neyse gittim Eskişehir Nüfus Müdürlüğüne tabi ki kural belli eğer nüfusun ikamet ettiğin il veya ilçenin nüfusuna kayıtlı değil ise her hafta çarşamba günü toplanan veya gelen onlarca evrakın içinden faks çıktısını bulup güç bela memurlara ve müdüre imzalarını mührünü attırıp ne gerekli ise yaptırıp alacaksın kafa kağıdını, bu süreç belki şanslı isen bir hafta eğer ki şansın yaver gitmiyorsa haftalarca hatta aylarca sürer maalesef, neyse benim bu süreç üç haftanın sonunda nihayete erdi, sıra kafa kağıdını elime almama geldi ve yine bir engel yaş 17, maalesef veli harici imza atmak ne mümkün ,rahmetli babamı aradım;-Gel imzanı at ben şu nüfus kağıdını bir elime alayım dedim. Eh babam geldi attı imzayı, kafa kağıdını en sonunda aldık elimize, güç belada olsa ve bizimde yepyeni ve gıcır gıcır nüfus cüzdanımız olmuştu artık.Şimdi sadece bir anne olmayı becerebildim belki ama… Gençliğimizde de hayalini kurduğumuz memur olma sevdamız var maalesef, aile yapımız gereği amiyane bir sözle kapalıyız. Ama açık foto veriyoruz memur olabiliriz belki diye kanun gereği, ama o zamanki nüfus müdiresinin inadı tuttu başını aç illaki seni açık göreceğim öyle veririm bu nüfus kağıdını demekten bir adım geri atmıyor, neyse açtık başı müdüre hanım gördü saçı başı, vurdu mührü attı imzayı, aldık kafa kağıdını elimize….Babamın inadı tutup günlerce nüfus dairesinde süründürdüğü günlerde kendi kendime iç geçirmiş, -Ah bir 18 olsam babam da dahil kimseye minnet etmesem demiştim. Ve uzun yılların birikimi ile kimseye minnet etmemeyi öğrendim Elhamdülillah. Aradan uzun yıllar geçti şimdi daha iyi anlıyorum babamın beni o nüfus müdürlüğünde neden süründürdüğünü, meğerse işin zorluğunu baştan görüp yaşayıp öğrenip kimseye minnet etmemeyi öğretme derdindeymiş adam…Veee yaş 40 … Zaman su misali akıp geçti, o babamın beni süründürmesi, o müdirenin başı açık veya kapalı diye insanları sınıf sınıf ayırma amacını ve küçümsercesine yardımcı olmak yerine işi daha sarpa sardırma amacını asla ve asla unutmadım. Asla da unutmayacağım. O günden bu güne onlarca başı açık veya kapalı arkadaşım oldu ama onları sen açıksın veya kapalısın diye küçümseyip, dışlayıp, ayrımcılık yapmadım. Belki o zamanki hayalim olan memurluğu olamadım belki sadece anne olmayı becerebildim şu hayatta ama önce insan olmayı insanları kısım kısım, zümre zümre ayırmamayı, önce var oluşuna ve insan oluşuna saygı duymayı öğrendim. Ama ne hikmetse bazı kısım insanlar aynı 1997 yılının bağnaz ve geri kafalı düşüncesini hortlatıp tekrar alevlendirerek 82 milyon nüfusu kısım kısım, zümre zümre ayırma amacından asla vazgeçmemişler.Ne kadar acı değil mi? Ya arkadaş senin derdin ne? O başı kapalı tesettürlü hâkime hanımın başındaki eşarp veya sal senin ilgi alanında asla olmamalı, seni ilgilendirmemeli, o başörtülü hâkime hanım girdiği davada hakça, adaletçe kul hakkı yemeden hüküm verebiliyor mu? Senin derdin bu olmalı, inan gerisi teferruat ve seni asla entarese etmez emin ol.Vatandaş olarak hepimiz tek çatı altında Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yasıyoruz ve tek Yaratıcının kulu ve yarattığıyız, kim hangi millet veya zümreden olursa olsun bizi hiç alakadar etmez, önce insan oluşu, vicdanı, varlığı çoğunluğa kattığı güzel değerleri bizi ilgilendirir. Yüreğimden geçeni döktüm kâğıda yazılan bu iki satır ulaşması gerektiği yere ulaştı mı işte onu zaman gösterecek. Bu haftalıkta bu kadar .KALIN SAĞLIKLA