ŞÜKÜRLER OLSUN !

Amerika, dünyanın en güçlü devletiymiş. Köyleri de şehirleri de aynı modernlikte, planlı projeliymiş. Dünyanın en çok teknolojileri bu ülkede üretilirmiş. Özgürlükler, imkânlar sınırsızmış. Tüm bu imkânların yanın da bir güçlü ülkenin liderini sen seçiyorsun ve senin seçtiğin aynı zaman da dünyaya da hükmediyor. Dünyanın neresine gidersen git, saygı görüyorsun, senin dilini bilen biri var. Oh ne kadar güzel! Almanya, Fransa ve diğer birçok Avrupa ülkeleri de Amerika kadar olmasa da öyleymiş.
Ama ben ne Amerikan ne de Avrupa vatandaşı değilim. Has bel kadar oralarda doğmamışım.
İyi ki de değilim!
Dünyanın en kaba saba insanları toplanıp gitmişler. Adanın yerlilerini öldürüp kanlarını içmişler ve yerli halkın mezarlarının üzerine yeni bir medeniyet kurmuşlar. Sistemleri ise kapitalizm. Yani gemisini yürüten kaptan. Ya azcık beceriksizsen, doğuştan engelliysen, bittin sen. Acından ölsen, ancak leşinin kokusunu fark kedince seni bir çukura gömerler. Yaşamak için insan olmak yetmiyor Amerika’da. Avrupa da. Ayakta kalmanın, güçlü olmanın kuralı, ezeceksin, öldüreceksin…
Bir de Doğu bloğu var. Eski adı Sosyalist Sovyetler Cumhuriyeti idi. Şimdiler de Rusya, ardından Çin, Küba… Bu ülkelerde çok güçlü çok büyük ülkeler. Bu ülkelerde Amerikan bloku gibi güçlerini küçük ülkelerde kan dökerek kazanıyorlar. Kapitalist sisteme karşılar. Burada her kes eşitmiş! Birileri otomatikman devletin sahibi ve başı diğerleri ise eşit vatandaşı. Sistemleri, Kominizim. Sosyalizm gibi kardeşlik eşitlik içeren sistemler.
Elinden hiçbir iş gelmeyen aptalın tekiysen muhteşem bir sistem. Ama akıllı çalışkan biriysen tüm hayallerin, umutların, uğraşların yok sayılıyor. Çünkü demir duvarlar arasında aptallarla aynı ve eşit şartlarda yok olup gidiyorsun bu sistemde.
İyi ki doğu bloğu vatandaşı değilim!
Bir de Arap Afrika ülkeleri var. Havalar hep sıcak. Ülkelerden petrol kaynıyor. Giyim kuşama, oduna kömüre, sofraya tabağa kaşığa ihtiyaç yok. Her şey doğal. Buralar da devletin başındakiler tepeden inme ve her türlü hakka doğuştan sahipler. Alttakilerin de üzülmesine gerek yok. Sorumlular adil değilse cehennem de yanma riskleri çok yüksek. Sıradan biriysen iyi de ibadet ediyorsan, öldükten sonra yaşadın. Dünya da görmediğin gölgeler, nehirler, ırmaklar, huriler senin… Yaşarken çalışmaya, düşünmeye ihtiyacın yok. Onun için tanrının yeryüzünde görevlendirdiği devlet başkanları, hahamlar, papazlar, imamlar, şamanlar var.
Birileri dünyada varlık ve bolluk için de diğerleri de öldükten sonra aynı şekilde yaşayacaklarmış.
İyi ki de bu ülkelerin vatandaşı değilim.
Bir de Türkler var dünya da, en eski tarihe sahipler. Teknoloji üretmezler. Kan emmezler, durduğu yerde durmaz sürekli gezerler. Dünyanın en doğal canlılarıdırlar. Sadece doğayla doğal bir ortamda yaşarlar. Hayvancılık, tarım her türlü doğal ürün Türklerin işidir. Diğer insanlardan özenip devlet kurmuşlardır. Ama beceremezler devleti yaşatmayı. Kurdukları 16 devlet günümüz de çoktan tarihe gömülmüştür.
Asya’nın komünizmin den, Afrika’nın mistizmin den, Avrupa’nın kapitalizminden etkilenmeseler, dünyada da ahirette de cenneti yaşayacaklar ama ara sıra birileri gelir kafasını karıştırır bu saf tertemiz milletin.
İşte ben o saf ve tertemiz milletin evladı olmaktan onur ve gurur duyuyorum. Coğrafyam kaderimdir. Bu kaderi yazana can kurban.
Aramızda pişmiş aşa su katan, kendi beceriksizliğini topluma mal eden olmazcılar olsa da, oturduğu koltuktan aldığı güçle toplumu bölenler olsa da, Allah’ın verdiği nimeti görmeyip kendi işini beğenmeyip sağda solda işçilik peşinde koşan, fabrikadan başka gelir kapısı görmeyenler olsa da. Doğasına tabiatına sahip çıkan Türklerin günümüzde ki temsilcileri Domaniçliler var ya. İşte onlara selam olsun ! Şükürler olsun ki Domaniçliyim. Bunu en iyi şu korona döneminde ki özgülüğümde bir kez daha anladım.