UNUTAMADIM ÖĞRETMENİM

İlk kalem tutmayı öğrendiğim, yepyeni bir dünyanın kapılarını aralayan bambaşka bir âleme ilk adımımı atmama sebep olan güzel insan ilk öğretmenim, can öğretmenim Ali Çalışkan merhaba;
‘Kalem kılıçtan keskindir.’ sözüne istinaden çıktığım bu yolda her zaman bana ilki yaşattığınız için size minnettarım.
Kalem tutmasını, harfleri, heceleri kelimeleri ve onların büyülü dünyasını ben sizden öğrendim öğretmenim.
Hem komşumuz hem ilk öğretmenimdiniz. Her zaman gösterdiğiniz sevgi ve şefkat bana özel bir çocuk olduğumu hissettirdi. Bildiğiniz gibi çok zor bir çocukluk dönemi geçirdim. Eskişehir’in kenar mahallesinde her türlü imkansızlıklar içinde okumaya eğitim almaya çalıştım .
Yerine göre kitabım olmadı, yerine göre giyecek okul formasını dahi bulamadım. Aynı bahçe içerisinde yıllarca yaşam sürdüğünüz eşinizin kardeşi ile birlikte bizden bir kaç yaş büyük çocuklarınızın küçülen kıyafetleriyle, bir üst sınıfa geçtiklerinden dolayı kullanmadıkları kitaplarıyla sessiz sedasız her daim destek oldunuz bize….
Bizler o mahallede yaşayan herkes gibi müstakil bahçesi olan evlerde oturuyor, apartmanın ne olduğunu bilmiyor, ama komşuluğun ne kadar özel ve kıymetli olduğunu çok ama çok iyi biliyorduk
Duvarlarımız dip dibeydi, o duvarın öbür tarafından bir kulağınız her daim bizden taraftaydı, acaba bir eksikleri var mı diye hep bizi merak eder, kimseler görmesin diye yapacağınız yardımı o duvar aracılığıyla yapardınız.
Çocuklarınızın küçülenleri veya kullanmadıkları kitaplarını sessiz sedasız o duvardan aşırıp bize verişiniz hafızama mıh gibi çakıldı inan öğretmenim.
İnsan büyüdükçe anlıyor, hayatına her ne şekilde olursa olsun giren o güzel yürekli insanların kıymetini…
Şimdi o gelenek var mı bilmiyorum lakin bizim çocukluğumuz ve gençliğimiz de o şehrin veya o diyarın zengin iş adamları bizim okul gibi kenarda köşede kalmış okullara giyim yardımı yapar, o çocukların eksikliklerini bir nebzecik de olsa gidermeye çalışırdı.
Her yıl bu hiçbir mazeret olmaksızın devam ettirilen ritüele her sene beni veya ablamı dâhil eder, hem komşun hem arkadaşınız olan babama yardımcı olmaya çalışırdınız.
Hiç unutmam bir 23 Nisan günü yine içlerinde benim de olduğum bir grup öğrenciyi o zengin iş adamların davetine götürmüş, o zamanki koşullar da imkansız olan rüyalarında göremeyeceği güzel bir gün yaşatmıştınız.
O gün inanın çok güzeldi öğretmenim.
Beyin bazen bir kaset misali yaşanılan olayların bazılarına siler, yeni yaşanılan anıları kaydetmek için kendini yenilermiş.
Ama o gün nasıl kaydetti ise artık hafızama hiç ama hiç silinmedi öğretmenim.
O gün ilk defa tiyatronun ne olduğunu, tiyatronun nasıl bir mekân, tiyatrocunun kim olduğunu sizin sayenizde öğrendim.
Ve ilk defa lokantanın nasıl bir yer olduğunu, lokanta adabını o gün yine sizden öğrendim.
Siz sadece bizim için okulda alfabeyi veya toplama-çıkarmayı öğreten değil, bize hayatı tüm gerçekliği ile yaşatarak öğreten nadide insandınız.
Hayatımın en güzel anlarımı yaşadığım çocukluğumda yer aldığınız için size minnettarım öğretmenim.
Bizler yaş olarak büyüdükçe birer anne-baba olup yükümlülüğümüz arttıkça öyle bir dünya derdine düştük ki sormayın, artık koskoca bir koşuşturmaca içine girdik en yakınlarımızın dahi hatırını sormaz olduk.
O arada sizler değerli öğretmenlerimiz gibi hayatımızın en özel anlarında bir nefes kadar yakınımızda olan nadide insanları aramaz hâl hatırını sormaz olduk.
Ama şunu asla unutmayın ki o en güzel hatıralarımızda saklı kalacaksınız.
Varlığınıza her daim hayır duacınızız, Rabbim sağlık ve sıhhatten ayırmasın, hürmetle ellerinizden öpüyorum, Kalın sağlıkla öğretmenim…
Nurcan (Boz) Yakut
Bu hafta hepimizin malumu 24 Kasım Öğretmenler Günü… Bu özel gün sebebiyle bu yazıyı tekrar yayınlıyorum ve yazım aracılığıyla bizlere okul öncesi eğitim dahil emeği geçen bütün öğretmenlerimize şükranlarımı sunuyorum.
Bu özel mesleğin gönlü güzel neferleri ıyiki varsınız, selam ve sevgilerimle..