SON KASIM’A KADAR ATATÜRK

Her yıl 10 Kasım’da saat 9’u 5 geçe sirenler çalmaya başlar. Tüm halk, sadakat ve özlemle yolun ortasında durur. Okullar, işyerleri ve devlet daireleri bir dakikalığına sessizliğe bürünür.
Ama elbette ki Atatürk’ün değerini anlayamayanlar; Bu plansız fakat topyekûn saygının önemini de anlayamazlar. Türk milletini bağımsızlığa kavuşturan, onu muasır medeniyetin ayrılmaz bir parçası gören ve bu seviyeye çıkaran, adı ve eserleri sonsuza kadar yaşayacak olan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 82. yılını geride bıraktık geçen hafta.
10 Kasımlar, artık Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının anma ve matem günü olmaktan çıkararak, bize bıraktığı eserlerin zenginleştirilmesine ve yeni nesillere daha iyi anlatılmasına vesile olmaktadır ve olmalıdır da. 10 Kasımların, Atatürk’ün 57 yıllık hayatını, mücadelesini, milletimize kazandırdıkları ve kazandırmak istediklerini doğru anlama bakımından önemi büyüktür. Mustafa Kemal Atatürk, savaşlardaki başarılarıyla büyük asker, yönetimiyle büyük bir devlet adamı, görüşlerindeki sağlamlık, doğruluk, geçerlilik, uluslararası ilişkilerde güvenirlilik, barış ve insan severlik değerleriyle evrensel bir kişidir. Kendine güvenen ve sorumluluk sahibi, hür fertlerin oluşturduğu kendi ifadesiyle “muasır medeniyet seviyesini yakalayıp onu aşan” bir toplum oluşturmayı amaçlayan Atatürk’ün benimsenmesi, devlet ve toplum hayatına getirdiği ilkelerin dogmatik değil, akılcılığa ve bilimciliğe dayalı bir şekilde yorumlanmasıyla mümkün olabilir. Atatürk’ün gösterdiği yolda ilerleyebilmek, yani muasır medeniyeti yakalayıp aşabilmek, kendimizi medeni dönüşümlere göre yenileyebilmek, tahlil ve yaklaşımlarımızı açık bir zihinle yapabilmek, mücadelemizi Mustafa Kemal’in irade gücü, azmi, bağımsızlık aşkı, cesareti, disiplini ve kararlılığıyla gerçekleştirebilmekle mümkündür.
Bir konu var ki, o konuya değinmeden geçemeyeceğim. Mustafa Kemal Atatürk herhangi bir kimsenin veya topluluğun tekelinde değildir. Çünkü bütün milletimizin bağlı olduğu ve sevdiği bir tek Atatürk vardır. Onu sevmek, onu anlamak ve onun prensiplerini milletimizin idrakiyle örtüştürmek, milletin her ferdinin hakkı ve vazifesidir. Bu duygu ve düşüncelerle, aramızdan ayrılışının 82. yılında, Türk milletinin yüreğinde ölümsüzleşen, büyük önder Atatürk’ü bir kez daha sevgi, saygı, minnet ve şükranla anıyorum. Ruhu şad olsun.
Velhasılı, 10 Kasıma kadar değil, hayatımızın son kasımına kadar Atatürk.
Domaniç her şeye layık, Anadolu’nun nadide ve her bir güzel gelişmeye gebe bir ilçedir. Domaniç dağlarının son yıllarda ki keşfi ile sevindik, mutlu olduk. Şimdilerde ise İlçemize yapılması planlanan cezaevinin ihaleye çıktığı haberi ile mutluluğumuz ikiye katlandı. Emeği geçenleri kutluyorum. İnşallah bu güzel gelişme bir haber olmaktan çıkar da, yapıldığı günlerini de görmek nasip olur Domaniçliye.
Gelecekte güzel ve yaşanabilir bir Domaniç görmek için öncelikle bir ve beraber sağ ve sağlıklı kalmak mecburiyetindeyiz. Covid-19 belasıyla başa çıkmak gerek. Önce kendimiz sonra da sevdiklerimiz için o illetten korunmak şart. Korunmak için ise MASKE, MESAFE ve HİJYEN kurallarına harfiyen uymamız gerekiyor. Biraz daha sabır ve özverili olmamız şart.
Daha güzel günler için kalın sağlıcakla.