UMUTLARIMIZ YEŞERTEN AK PARTİLİLER…

Siyasi parti kongrelerde, mevcut yönetimin yaptıkları, yapamadıkları masaya yatırılır. Hesap sorulur, geleceği sorgulanır. Yeni stratejiler belirlenir. Yeni adaylar belirlenir ve üyeler yeni adaylar arasından yeni yönetimi seçer. Demokrasinin çakıl taşıdır, kongreler.

PEKİ, YA BİZDE?

Mesela Ak Parti de, Kongre günü bir salonun önünde toplanılır. Partinin ağır topları kapı önünde beklenir. Çok lüks araçlar ve bir sürü koruma ile geçtiğimiz seçim, seçmenden oy dilenen garibanlar, evrim geçirmiş olarak araçlarından iner seçmeni ağırdan şöyle bir selamlar ve Kongre başlar.
Lider sinevizyondan bir konuşma yapar. Ağır toplar bir bir kürsüye alınır, dakikalarca hiç bir şey anlatmadan konuşur, konuşur… Salonu dolduran garibanlar, konuşmaları anlamasa da, derdine deva bir şey duyamasa da coşkuyla alkışlar. Sonra faaliyet raporu okunur. Çay içmeye gittik. Kadınlar kolu şunları yaptı, gençlik kolu bunları yaptı, erkekler kolu seğire baktı. Tüm bunlar için bize bu kadar para verildi. Biz de parayı kuruşu kuruşuna denk gelecek şekilde harcadık. “Onaylıyor musunuz ?” Eller kalkar. Yönetim aklanır. Atanan Başkan ve Yönetim, ayıp olmasın diye bir de salonda usulen seçilir. Sonra salonu dolduranlar kategorize edilir.

Lüks araçlılar et yemeye, orta grup, bir balık restoranda, coşkulu grup ise çay bahçesine yönlendirilir.

CHP kongreleri de klasiktir. 2 aday çıktığı da olur. Sert tartışmalar olur. Hükümeti eleştirirler. Bir birlerini eleştirirler. ‘Yalaka ve yandaş basını’ eleştirirler, okumayan, Atatürk’ü ve onun kurduğu CHP’yi anlamayan koyun seçmeni eleştirirler. Atatürk ün yaptıklarını överler. Asla “biz niye iktidar olamıyoruz?” gibi bir özeleştirileri yoktur. Nasıl Ak Parti de, her şeyin sorumlusu dış güçler, Cehapeliler bir de son dönemde feto ise, CHP’ de her şeyin sorumlusu Atatürk’ü sevmeyen, anlamayan Ak Partili seçmenlerdir. Yalaka basındır. Oy alabilmek için seçmene yaklaşmak gönül kazanmak yerine, Basını yanına çekip politikalarını anlatmak yerine, genelde hakaret ve küçümseyici dilleri ile kendilerinden uzaklaştırmayı tercih ederler.

Kongre sonunda küsenler, hızla uzaklaşırken kalanlar ,çokbilmişliğin havasıyla adeta iktidar olmuş gibi, savaş kazanmış gibi, rakibi dövmüş gibi kabara kabara ortalıkta dolaşırlar.

MHP’lilerin kongresi film sahnesi gibidir. Siyah takım elbiseli ağır abiler, siyah BMW ve Merecedesler den siyah gözlüklerini takarak inerken, çatık kaşlı beli silahlı korumalar, istihbaratçı gibi, derinci gibi havalarla abilerini korumaya alırlar. Kim kimi kimden koruyor anlayamazsınız! Sağ siyasette her zaman liste başı DAVA dır. Ancak bu davanın ne olduğunu bir türlü anlayamazsınız… Sürpriz bir şekilde İktidar ortağı olan MHP’de de artık kongrelerde başkanı yukarısı belirleyecekmiş. ‘Tek Adaylı Seçim’ dönemi Ak Parti den sonra MHP’de başlıyor.

AK PARTİ SÜRPRİZ YAPTI

Üç büyük partimizin kongrelerinde durum bizim gözümüzden böyledir. Bu yüzden kongre haberlerine gönülsüz giderim.

Ancak Ak Parti son kongresinde müthiş bir sürpriz yaptı. Atanan başkan, İlçeye vaat edilip yapılamayan vaatleri bir bir sıralayarak sitem etti. Partinin ağır toplarının konuşmalarına sinirlenen bir başka eski siyasetçimiz, çok konuşanlara ne konuşuyorsunuz siz. Hizmet nerede diye sorabildi. Bu vesile ile Ak Parti İlçe Başkanı Ahmet Özoğul’u ve Partinin eski ağır toplarından Hüsamettin Doğan’ı umutlarımızı yeşerttikleri için canı gönülden kutluyorum.