AYASOFYA (KUTSAL BİLGE)

AYASOFYA……
“Kutsal Bilge…”
Bizans İmparatoru 1. Justianus’un  (M.S.532-537) yıllarında inşa ettirdiği görkemli yapı…

Hem Şehirlerin Sultanı Istanbul’u fethetmek, hem de inandığı dinin peygamberinin hadis-ı Şerif’ine mazhar olabilmek için yollara düşen, canını dişine takan hatta fütursuzca bu fetih geç kaldı diye atını boğazın serin sularına dahi sürmekten cekinmeyen, hatta onlarca gemileri binlerce çalışanın gayretleri ile karadan yürüttüren Cihan Devleti Osmanlı Devleti’nin 7. Padişahının en değerli emaneti 10 Temmuz 2020 tarihli itibariyle asıl sahibine iade edilmiştir.

Şükürler olsun…

Biz Müslümanlar için  AYASOFYA’nın müze statüsünden ayrılıp tekrardan cami olarak kullanılarak ibadete açılmış olması en büyük bahtiyarlıktır.

Elhamdülillah…

Vesile olanların hepsine minnettarız.

Selçuklu ve Osmanlı Devletleri ya da diğer Türk İslam devletlerinde ola gelen bir gelenek gereği, ayrıca İslam inancına göre fethedilen belde veya şehrin en büyük ibadethanesi camiye çevrilerek Müslüman halka açılırdı. Bu davranış o şehir veya beldenin hakimiyetinin kimde olduğuna dair bir nişanesiydi.

O şehrin diğer ibadethanelerine asla katha dokunulmaz, o inanca mensup ahalinin özgürce yaşamaları sağlanırdı.

Gelelim günümüze 24 Kasım 1934 yılında müze olarak çevrilen ve aradan geçen 86 yıl boyunca binlerce insanın ziyaret ettiği Ayasofya’nın neden müze olarak faaliyet göstermesine izin verilmiş olması sorusu akıllara gelmekte…

İşte bu sorunun cevabını ben dahi bilememekteyim.

Hatta bu konu hakkında bilgi sahibi olanların bu soruyu en mantıklı şekliyle cevap vermelerinden rica ediyorum.

Ama şunu çok iyi biliyorum ki;
Bu eserin Ortodoks klisesi olarak inşasına karar veren ve o zamanın şartlarına göre 5 yıl gibi kısa bir zaman zarfında inşası emrini veren onlarca eski ibadethanelerin kıymetli kalıntılarını umarsızca söktürüp bu eserin yapılmasında kullanılmasına izin veren Bizans İmparatoru 1.Justianus nasıl ki İmparatorluğunun hasmetliliği ispat etme derdiyle inşaat  bittikten sonra bu eserin içine girerek hem peygamber hem hükümdar olan SÜLEYMAN Peygamberi ima ederek “Seni geçtim SÜLEYMAN”  sözüyle fütursuzca dünyaya büyüklüğünü haykırabiliyorsa eğer…

Türkiye Cumhuriyeti Devlet olarak da bağımsızlığının bi nişanesi kabul edip bu müzenin tekrar CAMİ statüsüne dönüştürmesi en doğal hakkıdır…
Bu sonucun sorgulanmamasından yanayım. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti bağımsız ve özgür bir devlet olup kendi sınırları içerisinde kalan yapıt eser veya her ne olursa olsun tasarruf etme hakkına sahiptir.
Bu durumu asla ve katha göz ardı edilemez.
Yazılarıma son verirken 24 Temmuz 2020 tarihinde cuma namazı ile ibadete açılacak olan AYASOFYA CAMİ kararının ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Dilerim  bizi güzel bir hafta bekliyordur DOMANİÇ…
Her ne sürç-i lisan ettimse afola…
Kalın Sağlıkla…