DOMANİÇ’İM

Bağrı yanık,
Başı karlıdır Benim Domaniç’im.
Hayalleri uçsuz bucaksız,
Umutlarıyla yaşar Benim Domaniç’im.
Bin bir rengiyle bezeli Kocadağ’ıyla,
Rengârenk çiçekli tarlalarıyla,
Tabiat harikası Benim Memleketim.
Ne Bursa’ya Yar,
Ne Kütahya’ya Kardaş olabildin.
Hep kıyıda köşede kaldın,
Sana kimse derman olmadı,
Benim Domaniç’im.
Nasıl anlatayım seni,
Nasıl dile dökeyim ki,
İçinde kopan fırtınayı,
Seninle yaşamayan anlayamaz ki Domaniç’im.
Topraklarında bereket fışkırır.
Umutlarımız hep seninle dipdiridir.
Gurbette yaşayanımızın bağrı hasretle özlemle kavruktur.
Ben seni nasıl anlatayım Domaniç’im.
Bayram geldiğinde çocuklar misali şenlenir sokakların,
Düğünlerin Derneklerin hep bambaşkadır.
Cenazelerinde Vefa’nın alasını öğretirsin bize Domaniç’im.
Hayme Ana, Ana Sultan, Ebe Ana’nla,
Savcı Bey’in, Mızıkçam’ınla,
Buram buram tarih kokarsın Domaniç’im.
Hep Öksüz, Hep Yetimsin,
Ne adın duyuldu, ne şanın yürüdü,
Faydası olmayanlar el üstünde tutuldu,
Sana merhem olanlar, yanı başından kovuldu, Ben seni nasıl anlatayım Domaniç’im. Sus Nurcan, artık çok konuştun. Belki acı, belki yanlış konuştun,
Yürekte çağlayanı, kaleminle akıttın,
Ben seni daha nasıl anlatayım Domaniç’im.