BENDE SİZİNLEYİM

Bu yazım Domaniç Gazetesindeki yazdığım 282. köşe yazısı olacak. Hatırladığım kadarıyla hafızam beni yanıltmıyorsa sanırım 2013 yılında NE KADAR MASUMUZ başlığı altında 39. köşe yazım idi. “Her şey Domaniç için, Domaniçli için.” sloganını dillendirip Sürekli olarak bir şekilde Domaniçli insanımızın haklarını savunmaya gayret edeceğimi yazmıştım. Onlara her zaman her yerde destek vererek yanlarında olacağımı Domaniç’e ve Domaniçliye yapılan her türlü haksızlığa karşı duracağımı belirtmiştim. Bu mücadelem devam edecek. Bu can bu tende kaldığı sürece de durmadan yılmadan mücadeleye devam edeceğim.
Bu günlerde bir dağ sevdası aldı başını gidiyor. Herkes sosyal medyada çevreci oluverdi birden. Gündemimize oturdu dağımızdaki maden aramaları. Yıllardır var olan maden aramalarından bütün Domaniçlinin haberi var aslında. Kimse deve kuşu gibi başını kuma gömmesin. Her birimiz bu konudan haberdarız. Bu madenciler bankalarımızla çalışıp, esnafımızdan alışveriş yapmadı mı? Domaniçli bu firmalarda işçi olarak çalışmadı mı? Evlerimizde kiracı olup, otellerimizi kullanmadı mı? Her Birimiz haberdarız. Kimse haberim yok deyip masum ayağına, kör ve sağır durumundan yola çıkarak kendini aklamaya çalışmasın. Hiç birimiz bu konuda masum değiliz.
Şimdi gelelim meselenin özüne. Domaniç dağlarında maden aramalarına. Bu konuda da Domaniçlinin haklı mücadelesinin yanındayım. Domaniç dağları barındırdığı bitki ve hayvan topluluklarıyla Anadolu’nun en önemli sığınaklarından birini oluşturmaktadır. Binlerce tür canlıya yaşam alanıdır. Zengin biyolojik çeşitliliğine sahiptir. İçerdiği birçok nadir bitki türünden bazıları Domaniç dağlarına özgüdür ve burası aynı zamanda bazı kuşların önemli göç yollarından biridir ve kurbağa göçü bir doğa olayına ev sahipliği yapmaktadır. Velhasıl Cennetten bir köşedir Dağlarımız.
Değinmek istediğim asıl mesele ise; Domaniç dağlarının barındırdığı bitki ve hayvan türlerinden ziyade, yer altı kaynaklarıdır. Altın, demir, bronz vb gibi. Düyun-u Umumiye ile birlikte 1881 yılından sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun son zamanlarında, bizim Domaniç dağlarından başlayarak Keles ormanlarına kadar İngilizlerin demir ve bakır madenlerini işlemiş olduklarını hepimiz biliriz. Bugün bile dağlarımızda demir curuflarına rastlamak mümkündür. Kalıntıları hala Bileylik, Eğri dere ve Kocakır ( Sarı çayır ) mevkilerde mevcut rahatlıkla görebilirsiniz. Şimdilerde ise maden aramaları aynı bölgelerde 30 yılı aşkındır yabancılar tarafından yapılmakta. Günümüzde de ise Ayıtaşı mevkiindeki maden aramaları ile gündemdedir Domaniç dağları. Domaniç’te maden aramaları, Domaniç’in doğasına ekolojik yapısına yönelik bir tehdittir. Saymakla bitiremeyeceğim olumsuzluklar doğurmaktadır. Sadece bir tanesini yazsam, SİYONÜR desem, düşünmek bile istemiyorum.
Aslında maden konusu dahil, yıllardır Domaniç için mücadele veren birileri Domaniç delileri var oldu bu konuda çok şükür. En büyük örneği ise Domaniç Gazetesidir ki; Domaniç’i Domaniçliye anlatamadılar sadece. Ama yılmadılar, Domaniç’i ve dağımızı tanıtmaya çalışıp Türkiye gündemine getirdiler ve madenler konusunu hep dillendirdiler. Domaniç’in tuzu kurumları, aslında hiç birimiz onları dikkate bile almadık. Beğeni tuşuna bile basmaya tenezzül etmedik. Ama her daim de var oldukları gibi var olacaklar İnşallah.
Maden aramaları konusunda Sosyal Medyada, DOMANİÇ SOSYAL’ın ve kurucusu İsmail Karakoyun kardeşimizin ve Domaniçli Hemşerilerimizin maden konusundaki haklı mücadelesinin yanındayım. İnşallah İsmail kardeşimizin bu mücadelesi bazı kişi, kurum ve siyasilerin gölgesi altında kalmaz. Kimse bu iyi niyeti suistimal etmeye kalkmaz. Bu arada İsmail Karakoyun ile sosyal medyada yazışmamız haricinde bir tanışıklığımız ve sohbetimizde yoktur. Dostane bir uyarıda yapmak istiyorum buradan. İsmail kardeşime ve grup yöneticilerine. Haklı Mücadelelerinde kullandığı argümanların resim, video vb. Görsellerin gerçek sahiplerinin de hakkını versinler. Dağlarımıza “Milli Park statüsü kazandırılması bu tür çalışmaların önünü kesecektir düşüncesindeyim. Kazandırılmalı da. Domaniçlinin bu haklı mücadelelerinde Sivil Toplum Kuruluşlarının önü açılmalı ve gerekli destekler acil olarak siyasiler tarafından hak edildiği şekilde desteklenmelidir.
Son olarak buradan Mülki ve İdari Amirlerimize, bizi idare edenlere ( siyasilerimiz ve bürokratlara) sesleniyorum. Bizler her şeyimizi ve doğamızı onlara emanet ediyoruz. Geleceğimiz olan çocuklarımız ve yaban hayatı içinde Doğamızın aynı hassasiyetle korunmasını kendilerinden bekliyoruz. Bu konuda Türkiye’nin çok büyük sorunu var. Özellikle ilçemizde Domaniç’te kültürel, tarihi mirasımız da mahvediliyor. Hangi maddiyat doğamızı ve yaban hayatını geri getirebilir. Unutmayınız Domaniç mücadelesi siyaset üstüdür. “Önce İnsan, sonra çevre, sonra madencilik” diyerek, cennetten bir köşe olan Domaniç’e son nefesine kadar sahip çıkan “Delilerine” bende sizinleyim diyorum.
Sevgi, saygı ve vicdanınız huzurlu kalın.